Geçenlerde bir hastanenin koridorunda açık pencerelerden girip içeriye dolan sabahın ilk ışıkları ve serinliğinde sessizce bekliyordum. Az ötemdeki hasta odasının kapısı açıldı aniden. Üzeri ilaçlar, sargı bezleri dolu tekerlekli sehpayı iterek çıktı gençten bir hemşire. Kapıyı kapatacakken elindeki dosyalarla köşeyi dönen başka bir hemşireyle karşılaştı.


İkisi de çok yorgundu... Merhabalaştılar, merdivenden çıkan diğerine sordu; epeydir görüşemiyoruz, ne oldu senin durum? Yoğun bakımdayım dedi diğeri! Devam etti, bir ay yoğun bakımda sonra yine gece...


Yoğun bakımdayım!


Yorgun düşmüş hemşirenin ağzından dökülen bu iki kelime o sessizlikte yüreğime dokundu.


Yalan yok, ilk kendimi düşündüm... Yoğun bakımda değil miyim çok uzun zamandır?


Tanıdıklarımdan yoğun bakımda olmayan yok gibi! Sokakta, kaldırımda, pazarda, sahilde yürürken, metroda, durakta, merdivende, asansörde karşılaşıp kendi yollarına gidenler yoğun bakımda değil mi?


Parklarda, banka önlerinde, cami avlularında heykel gibi duran, oturan, bekleyen büyüklerimizin durumu size de yoğun bakımdaymış gibi gelmiyor mu?


Memlekette koşuşturma kargaşa... Geniş camların ardından bakınca, tıpkı bir hastanenin her yatağı dolu yoğun bakım ünitesine benzemiyor mu?


Sadece insanlar değil, her işimiz yoğun bakımda!


Mesela, dünyanın öteki ülkeleriyle ilişkiler şahane hale gelince peynir gemisinin höt zötle yürümediğini anladılar. Hangi acı ilacı yutturuyorlar bize bilmiyoruz ama yoğun bakıma alıyorlar bozdukları dış ilişkileri...


Ekonomimiz yamalı bohça, altı ay uyuyup bir uyanıyorduk falan.. Hikaye! O da yoğun bakımda.


Faiz sebep enflasyon sonuçtu hani? Sayenizde faiz bankalarda aynen yerinde, enflasyon ise ne yoğun bakımı, mezarcılar mezar kazmaya başladı!


Cari açık? Yoğun bakımdaydı, komaya soktular komaya.


Türk parasını pul yaptıkları için herkes elindekini avucundakini dolara, euroya yatırınca bu işi de yoğun bakıma alıp adını kur korumalı mevduat koydular.


Asgari ücrete yapılan yüzde 50’lik zammı üç ayda erittikleri için tarihte ilk kez ara zam yapıp akıllarınca 11 milyon asgari ücretliyi yoğun bakıma aldılar!


Milyonlarca emekli peki? Nasıl olsa çok yaşamışlar(!) yoğun bakımı meşgul etmeyin, ölebilirler!


Memleketin neredeyse tüm kentlerini, ilçelerini 20 yıl idare ettiler. Çuvallar dolusu para harcadılar. Sonuçları görüyoruz, alt yapı üst yapı su topluyor yoğun bakımda!


Hastaneler yaptırdım iyileşmeye türküsüyle hava attılar. Meğer o dev binalar yoğun bakımdaymış. Acil ameliyatlar için bile 6 ay sonrasına gün veriliyor.


Garantili havaalanları, otoyolları, köprüleri, tünelleri işletenler değil ama buraları kullananlar cebinden çıkanı görünce düşüp bayılıyor, gözünü bir açıyor ki yoğun bakıma alınmış!


Bir avuç tuzu kuru ile iktidarın her daim kazanan uyanıkları hariç yoğun bakımdayız hepimiz, memleketimiz...


Yataklarımızın başındaki monitörlerde izlenen yaşam belirtileri gibi, içimizde umut belirtileri bekliyoruz... Yoğun bakımın vitrin gibi geniş camlarında güçlükle araladığımız gözlerimiz. Bir cisim yaklaşsın, çekip kurtarsın bizi şu yoğun bakımdan istiyoruz.


Öldük mü yahu diyenlere not: Ölmedik ve çıkmadık candan ümit kesilmez!