Bugün sizi çok uzaklara değil, internetin ve dijital dünyanın henüz emekleme çağında olduğu 2000’lerin başına, bir bilgisayar ekranının karşısına götürmek istiyorum. Almanya’da yaşayan ve bilgisayar satrancında “büyük usta” unvanına sahip “Erdo” lakaplı bir Türk var. Adı Erdoğan Güneş.Erdo’nun ekranının karşısında ise hamlelerini merakla bekleyen bir Arap prensi oturuyor. Bizim usta, kendi geliştirdiği “Döner Gambit” adlı satranç açılışını bu prense öğretiyor, bilgisayar destekli hamlelerin felsefesini saatlerce onunla fısıl fısıl tartışıyor.O prensin adı Tahnoon bin Zayed el Nahyan. Abisi Muhammed, bugün Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) başında. Kendisi ise tam 1.4 trilyon dolarlık devasa varlık fonunu yönetiyor.Kafası akranlarından çok farklı çalışıyordu. Derdi parayı gökdelenlere, alışveriş merkezlerine gömmek değil, ülkeyi petrolden teknolojiye dönüştürmekti. Bilgisayar destekli hamle üretme fikriyle öylesine büyülenmişti ki, bizim Erdo’nun mentörlüğünde dünya şampiyonlarına kafa tutacak “Hydra” adlı bir yapay zekâ programı geliştirdi.O dönem Amerikan basınına konuşan bizim Türk usta, prensi şöyle anlatmıştı: “Günde bazen iki saatten fazla telefonda kalırdık. O, Hydra’nın her hamlesini bir devlet kararı ciddiyetiyle inceliyordu.” (Kaynak: The Wall Street Journal, The Sheikh’s Chess Obsession).***İşte yirmi yıl önce o satranç tahtasına gösterilen vizyon, bugün nüfusu topu topu 10 milyon olan (sadece 1 milyonu yerli) o küçücük çöl ülkesini yapay zekada dünyanın süper gücü haline etti. Üstelik bu devasa dönüşümün en büyük meyveleri tam da içinde bulunduğumuz bu yıl, yani 2026 içinde birer birer toplanıyor. Adamlar ChatGPT’nin o en gelişmiş, en pahalı “süper zekâ” sürümünü devlet kasasından satın alıp “Benim vatandaşım geride kalamaz” diyerek tüm halka ve kamu kurumlarına ücretsiz yaptı.Daha da önemlisi, yapay zekanın “petrol madeni” sayılan ve artık uranyum gibi stratejik bir silah kabul edilen NVIDIA Blackwell ve H100 süper çiplerinin tekelini aldılar. Amerika, bu çipler Çin’in eline geçmesin diye tüm dünyaya katı ambargolar uygularken, BAE gitti Washington’la masaya oturdu. Sistemindeki tüm Çin teknolojilerini çöpe atma pahasına Beyaz Saray’dan özel bir “Ulusal Güvenlik İzni” kopardı. Şimdi her yıl tam yarım milyon adet bu süper çiplerden satın alıyorlar (Kaynak: White House Technology & Security Directive).Bunu gören Microsoft durur mu? Prens Tahnoon’un teknoloji şirketi G42’ye tek kalemde 1.5 milyar dolar nakit para yatırdı. OpenAI, Nvidia, Cisco gibi dünya devleri, çölün ortasına dünyanın en büyük yapay zekâ üssünü kurmak için sıraya girdi. Abu Dabi’de inşa edilen bu üssün adı “Stargate UAE”, yani yapay zekanın yıldız geçidi! Tesisin ihtiyacı olan enerji tam 1 Gigavat.Yani koskoca bir nükleer santralin ürettiği tüm elektrik, tek bir kampüse, yan yana dizilmiş yüz binlerce süper bilgisayar sadece ve sadece düşünsün, üretsin diye akıtılacak. Ve bu tesisin ilk dijital çarkları bu yıl, 2026 içinde dönmeye başlıyor.Sadece kendi çöllerinde de durmuyorlar. BAE’nin bulut şirketi Core42, daha bu ay, Haziran 2026’da gitti Amerika’nın kalbine, New York’a devasa bir yapay zekâ altyapı yatırımı yaptı. Dublin, Fransa ve İtalya’daki dijital otobanları (internet fiber altyapısı) inşa ederek Avrupa’nın veri trafiğini parsellediler.***Yanı başlarındaki Suudi Arabistan da farksız. Suudilerin yapay zekâ fonu HUMAIN, Elon Musk’ın yapay zekâ şirketi xAI’a tek kalemde 3 milyar dolar nakit yatırdı ve bu hafta itibariyle şirketin halka açılmasıyla 1.25 trilyon dolarlık uzay imparatorluğu SpaceX’in resmen ortağı oldu. Şimdi Suudi çölünün ortasına, bilgisayarlar sıcaktan eriyip lav gibi olmasın diye 1.2 miyar dolarlık “sıvı soğutmalı” devasa bir veri merkezi inşa ediyorlar.***Peki, el oğlu çölün ortasına nükleer güçle çalışan dijital beyinler yığarken, bizim tarafta durum ne? Bizim iktidarımız da felsefi tınlayan formülleri çok seviyor. Hatırlarsınız, birkaç yıl önce yeni öğretim yılı için “Oku, Düşün, Uygula, Neticelendir” mesajı yayınlanmıştı. Baş harflerini alt alta dizince karşımıza tek bir kelime çıkıyordu; O-D-U-N.Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan bu yıl da benzer bir yapay zekâ eylem planı formülü duyduk; “Fark et, istifade et, üret ve yönet.” Biz kağıt üstünde kafiyeli sloganlar dizerken, hayatın gerçek simülasyonunda milyonlarca evladımız LGS ve YKS sınavlarında dökülüyor. Yapay zekâ çağında çocuklarımızın 20 soruluk matematik testindeki net ortalaması yıllardır 4-5 civarında sürünüyor. Üniversite sınavında bilim üretecek dediğimiz gençlerin AYT Kimya net ortalaması 13 soruda 0.9! Yani sınavda 1 soru bile çözemiyoruz. Kendi ana dilinde okuduğunu anlamayan bir nesil var karşımızda. Sloganın “neticelendirdiği” acı tablo maalesef budur.Biz “Yapay zekayı yöneteceğiz” diye slogan atarken, ekranlara çıkan anlı şanlı unvanlı akademisyenlerimiz “Yapay zekâ aslında cinlerin sibernetik sistemlerle insanlığa müdahalesidir” diye cehalet pazarlıyor.Diyanet, “Yapay zekanın arkasında namaz kılınır mı?” tartışması yürütürken; adında bilim geçen TÜBİTAK, otonom sürüş tasarlayan parlak gençlerin projelerini reddedip; daha yeni, geçen nisan ayında, Bursa Uludağ Üniversitesi’nin “Yağmur Dualarının Eko-Teolojik Analizi” adlı projesine tam 3 milyon lira bütçe onayladı.Dünya iklim krizini süper bilgisayarlarla çözmeye çalışırken, bizim bilim kurumumuz yüzyıllar öncesinin yağmur dualarını araştırsın diye milyonlar ca fon dağıtıyor.Sorgulayan gençleri mülakatlarda eliyoruz.Bizim gençlerimiz de okuyor ama sadece yurt dışına gitmek için vize şartlarını okuyor; kendi bavulunu toplayıp gidiş biletini “neticelendiriyor.”Dünya teknoloji devlerinin hiçbiri Türkiye’ye uğramıyor; çünkü ne bir küresel veri merkezimiz var ne de buna uygun bir eğitim altyapımız.El oğlu, bizim Türk ustanın öğrettiği “Döner Gambit” vizyonuyla, 2026 yılında uzay istasyonlarını, gigavatlık bilgisayarları ve yapay zekâ hegemonyasını yönetiyor.Yanı başımızdaki Araplar bile siyasal İslam masallarını bırakıp yapay zekâda dünyaları fethetti.Biz ise hâlâ döneri lavaşa mı saralım, yoksa porsiyon mu yiyelim diye tartışıyoruz. Geleceği masallarla uyutmakta ısrar edenlere selam olsun.