Bazı hesaplar vardır ki, ne abaküs ne de en gelişmiş hesap makineleri işin içinden çıkabilir. İlkokul öğrencisine “Beş bin mi büyüktür, bin mi?” diye sorsanız alacağınız cevap bellidir. Ancak 2026 Türkiye’sinde bir emekliye aynı soruyu sorduğunuzda, size matematiğin tüm kurallarını altüst eden bir yanıt verecektir: “2018 yılının bin lirası, bugünün beş bin lirasından çok daha büyüktü.”
Bu bir nostalji ya da “eskiden her şey daha güzeldi” edebiyatı değil. Bu, bizzat resmi rakamların, enflasyon verilerinin ve mutfaktaki yangının teyit ettiği teknik bir çaresizliktir. Gelin, bayram ikramiyesinin sekiz yıllık serüvenini, o dönemde ilan edilen “müjde”lerin bugün nasıl birer istatistiksel yanılsamaya dönüştüğünü somut verilerle inceleyelim.
Enflasyon silindirinin altında ezilen ikramiye
2018 yılında emekli bayram ikramiyesi ilk kez uygulanmaya başladığında, bin liralık ödeme emekli için ciddi bir rakamdı. Bugün 2026 Şubat ayındayız ve ikramiyenin büyük ihtimalle 5.000 TL olması söz konusu. İlk bakışta beş katlık bir artış gibi görünen bu tabloya TÜFE ve gıda enflasyonu gözlüğüyle baktığımızda, karşımıza çıkan manzara tam bir reel çöküştür.
2018’den bugüne geçen sekiz yılda kümülatif Genel TÜFE artışı yaklaşık 11 kat seviyelerine ulaştı. Daha da kötüsü, emeklinin harcama kalemlerinin merkezinde yer alan Gıda enflasyonu bu sürede yaklaşık 14 katına çıktı. Bu şu demek: 2018’deki o bin liranın sadece “sofradaki yerini” koruyabilmesi için bugün emeklinin cebine girmesi gereken tutar 5.000 TL değil, en az 14.000 TL olmalıydı.
İkramiyenin asgari ücret karşısında irtifa kaybı
Bir ödemenin değerini anlamak için onu en yaygın gelir ölçütü olan asgari ücretle kıyaslamak gerekir.
2018 yılında net asgari ücret 1.603 TL idi. 1.000 liralık ikramiye, asgari ücretin tam %62.4’üne denk geliyordu.
2026 yılında net asgari ücret 28.075 TL. Muhtemel 5.000 liralık ikramiye ise bu tutarın sadece %17.8’ine tekabül ediyor.
Aradaki bu devasa uçurum, emeklinin ikramiyesindeki reel düşüşün en somut göstergesidir. 2018’deki oran korunmuş olsaydı, bugün ikramiyenin 17.500 TL olması gerekirdi. Özetle; 2026’nın muhtemel 5.000 liralık ikramiyesi, asgari ücret karşısında da hükmünü yitirmiştir.
“Bir maaş”tan “yol parasına”
İkramiyenin ilk çıktığı günlerde en düşük emekli maaşı da bin lira civarındaydı. Dolayısıyla ikramiye, en düşük emekli maaşı alan milyonlarca emekli için adeta bir “ilave maaş” niteliği taşıyordu. Bayram ayı geldiğinde emekli, çift maaş almışçasına plan yapabiliyor, biriken borcunu kapatabiliyordu. 2026 yılında en düşük emekli maaşı 20.000 TL iken, 5.000 TL’lik ikramiye maaşın artık sadece dörtte birine (%25) karşılık geliyor. Bir zamanlar “tam bir maaş” olan o bayram sevinci, bugün maaşın yanında bir “küçük katkı payı”na dönüşmüş durumdadır.
Kurbanlık hesabı: Koçtan hisseye
Toplumsal hayatın en gerçekçi endeksi Kurban Bayramı harcamalarıdır. 2018 yılında Diyanet’in açıkladığı yurt içi vekaletle kurban kesim bedeli sadece 850 TL idi. Bin lirasını alan bir emekli, kurbanını kesiyor, üzerine kalan 150 TL ile de bayram şekerini alıp torunlarına harçlık dağıtabiliyordu.
Bugün 2026 yılındayız. Kurban vekalet ücretlerinin 18-20 bin TL bandında olması muhtemel. Kurban döneminde küçükbaş hayvan fiyatlarının yanına yaklaşılamadığı bir ortamda, 5.000 TL ile kurban kesmek artık imkansızdır. Eskiden “bir tam kurban” alan ikramiye, bugün kurbanın ancak “dörtte bir hissesini” bile zor karşılar hale geldi. Emekli, kendi kurbanını kesen kişiden, hisse parası denkleştirmeye çalışan birine dönüştürüldü. Tabii küçükbaş hayvanda hisse söz konusu olmuyor.

Sorun alım gücündeki erimedir Çözüm, sağlıklı endekslemedir
Sonuç olarak; emekli bayram ikramiyesi meselesi bir “nominal tutar artırma” yarışı değil, bir “alım gücü” mücadelesidir. Hükümetin ilan ettiği her nominal artış, enflasyonun ve hayatın gerçeklerinin gerisinde kaldığı sürece emekli için bir anlam ifade etmeyecek; reel kayıp, erime anlamına gelecektir.
Emekli ikramiyesini, siyasilerin iki dudağının arasına bırakmamak için somut artış kriterleri belirlenmesi gerekir. Gerçek ve kalıcı bir iyileştirme için yapılması gereken; ikramiyeyi asgari ücretin veya en düşük emekli maaşının sabit bir oranına endekslemektir. Aksi takdirde, 2018’in bin lirası, 2026’nın beş bin lirasından her zaman daha büyük olacaktır. Rakamlar ne kadar büyürse büyüsün, alım gücü çakıldığı sürece bu tablo değişmeyecektir.