Allah, Hz. Adem’i bile affetmedi. “İkinci Terörsüz Türkiye Süreci” ise Hz. Adem’in durumunu bile aşan çerçeveye geldi oturdu. Kur’an-ı Kerim’e göre Hz. Adem ve Hz. Havva cennete yerleştikten sonra Allah’ın nimetlerinden diledikleri gibi faydalanıyorlardı. Allah, onları yasak ağaca yaklaşmamaları hususunda uyardı: “Ey Adem, Eşin ile birlikte cennete yerleş; orada çekinmeden istediğiniz her yerde cennet nimetlerinden yiyin; sadece şu ağaca yaklaşmayın; sonra ikiniz de zalimlerden olursunuz” (Bakara, 2/35) ★★★ İslam alimleri, Adem ile Havva’nın yasağı çiğneyerek emre karşı geldiklerini ve bu yüzden asi olduklarını kabul ettiler. Ancak bazı alimler Taha suresinin 115. ayetinde geçen “Andolsun ki, biz daha önce Adem’e emir vermiştik, ancak o unuttu ve biz onu azimli bulmadık” mealindeki ifadeyi göz önüne alarak Hz. Adem’in yasaklanmış ağaca günah işleme azmi olmaksızın dalgınlıkla yaklaştığını belirttiler. Nitekim dönemin iyi alimlerinden Hasan-ı Basri “Vallahi, o unuttuğu için asi oldu.” dedi. (Razi,Tefsir, 22/127) ★★★ Sonuçta! Allah, bilerek değil unuttuğu için asi olsa bile Adem’i affetmedi. “Cennetten atarak” fatura ödetti. Geldik bugüne: PKK, birinci Terörsüz Türkiye sürecinde silah bırakacaktı. Dolmabahçe Masası devrildi. PKK, teröre devam etti. Bir süre böyle geçti. Ancak yapılacak önümüzdeki seçimlerde de “ölünceye kadar koltukta kalma” arzusu, Abdullah Öcalan’dan demokrat yaratma ihtiyacını yeniden hortlattı. ★★★ Yeni bir Çerçeve Yasa (af) çıkarma yoluyla Terörsüz Türkiye doğacak ve sonra “demokratikleşme süreci” başlayacak. Bu sürecin içinden neler filizlenecek, birinci adım, ikinci adım, üçüncü adım nedir açıklanmadı. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tek biri bile “demokratikleşme sürecinin içinde ne olduğunu” bilmiyor. Gizli, saklı! Lozan’ı fesih mi var? Özerk devlet mi? Bölgesel yönetim mi? Bütün vatandaşların “af çıktıktan sonra arkasından hangi adımların geleceğini bilmeye” hakkı, hukuku olmalı. Vatandaşlar, “atılacak adımları bilmeden iç cepheyi hangi güçlendirme enerjisiyle ve hangi kabul edilir ölçülerle” sahiplenecekler? ★★★ Birinci Terörsüz Türkiye (Birinci Barış Süreci) de bugün halka söylendiği gibi; “silahların gücüne değil demokrasinin erdemine inanıyoruz. Beraberiz, kardeşiz. Teröre harcadığımız kaynağı kardeşliğe ve kalkınmaya yatıracağız. Acıları, gururları, onurları, kimlikleri yarıştırmayacağız. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölgeyi biz birlikte yaratacağız” diye propaganda yapılarak başlamıştı. Birinci Terörsüz Türkiye’nin Baş Müzakerecisi Bakan Beşir Atalay’a, “Abdullah Öcalan ile İmralı’da görüşüyor musunuz?” diye sorulmuştu. Bakan,“her türlü enstrümandan faydalanacağız” diye cevap vermişti. Kibar deyimle “Enstrüman ”müzik aleti demek. Enstrüman Abdullah Öcalan’dan Meclis’te görüşülecek yasa tasarısı metnini, milletvekillerinden önce görüp onaylayan Abdullah Öcalan’a gelindi. ★★★ İkinci Terörsüz Türkiye Çerçeve Yasa Tasarısı’nın içine neler yazılacağından sadece devlet zirvesinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın ile İmralı Adası’nda PKK Kurucu lideri Abdullah Öcalan haberliydiler. Üç zirve ismin, onayladığı metin yasa tasarısına dönüştürüldü ve “okumadan imzalayın” diye 367 milletvekiline sunuldu. İmzaladılar. Meclis’te bütün partilerin katılacağı bir genel görüşme bile yapılmadı. Öcalan, “bu ilk adım” dedi. Gizli, saklı! Neden? Önünde sonunda “kasenin içinde ne varsa kaşığa o gelir” Portakal sandığı üstünden Kaos doğar! Hukukçular pazartesi günü Meclis’te görüşülmeye başlanacak olan Çerçeve Yasa Teklifi’nin çok aceleye getirildiğini, hukuki terimlerin özensiz kullanıldığını, karmaşa, kargaşa, düzensizlik, kaos yaratabileceğini söylediler. CB Erdoğan’ın eski danışmanı Prof. Dr. İzzet Özgenç, Cumhurbaşkanı’na bir mektup yazama ihtiyacı duydu ve şunları yazdı; “Bu teklif koşullu özel af mahiyeti taşımaktadır. Buna göre Kandil’de örgütü (PKK’yı) yönetenler, haklarında soruşturma açılmadan ve herhangi bir hak kısıtlamasına tabi tutulmadan serbest bırakılabilecek, seçilme veya atama yoluyla kamu görevi üstlenebileceklerdir. Teklif bu haliyle kanunlaştığı taktirde, uygulamada içinden çıkılmaz bir kaos ortamına sürüklenmiş olacağız.”