Bundan 15-20 yıl önce biri çıkıp, Türkiye‘de yargının bugünkü hale geleceğini söylemiş olsa “Hadi oradan aklınızı mı yediniz? Yargı o duruma gelirse, ortada kamu düzeni diye bir şey kalmaz’’ derdim.
Ama ne yazık ki o kehanet gerçekleşti ve AKP iktidarında yargı çöktü. Adalete duyulan güven temelinden sarsılınca, kamu düzeni de yerle bir oldu.
* * * *
Dünkü Hürriyet’ten çok sıcak bir örnek vereyim.
Taksim Gezi Parkı’nda gençlerin kaldığı çadırları yakarken boy boy fotoğrafları çekilen 7 belediye zabıtası, yargılandıkları mahkemede atılı suçu işledikleri kanıtlanamadığı için beraat etti!..
Çadırları yaktıkları sırada görüntülenen zabıtalar beraat ederken, iletişim uzmanı Sedef Kabaş hakkında ise evine gelen polisleri kapıda beklettiği gerekçesiyle bir dava daha açıldı. Böylece attığı bir tweet’te Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret ettiği öne sürülen ve 5 yıla kadar hapsi istenilen Kabaş için talep edilen toplam hapis cezası 10 yıla çıkmış oldu!
* * * *
Alın size yargı kararlarını kimsenin takmadığını ve bu nedenle kamu düzeninin çöktüğünü gösteren bir başka çarpıcı örnek:
Vatandaşın çok değerli arsasının imar durumu, Bakanlar Kurulu kararıyla durduruluyor. Gerekçe olarak da “Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi’ne kampüs, pardon külliye yapılacağı’’ gösteriliyor.
Vatandaş da “Madem bu karar alındı, o halde paramı verin, beni kira gelirimden mahrum etmeyin’’ diyor. Cevaben “Şimdi paramız yok, olunca vereceğiz’’ deniliyor. Bu yazışmaların yapıldığı yıl 2012...
Bunun üzerine mülk sahibi mahkemeye başvuruyor ve davayı kazanıyor. Karşı tarafın itirazına rağmen ikinci yargılamada da haklı bulunuyor. Böylece Bakanlar Kurulu kararını iptal ettiriyor. Ruhsat alabilmek için elindeki bu kararlarla belediyeye başvuruyor.
AKP’li belediye başkanı “Bu işle Tayyip Bey ilgileniyor. O olur demeden biz ruhsat veremeyiz’’ deyip, parasını alabilmesi için üniversite vakfına gönderiyor. Vakıftan da “Tayyip Bey’den haber gelmeden biz bir şey yapamayız, çünkü kampüs inşaatıyla bizzat Beyefendi ilgileniyor’’ deniliyor.
* * * *
Şimdi elinizi vicdanınıza koyun.
“Yargı çöktü, kamu düzeni yerle bir oldu’’ demekte haksız mıyım?
Sizin kapı gibi tapunuzun olması, elinizden almak isteyenlere karşı açtığınız davaların tümünü kazanmanız, hatta Bakanlar Kurulu kararını bile iptal ettirmeniz, artık hiçbir şey ifade etmiyor.
Çünkü yargı kararları değil, Beyefendi’nin kararları geçerli oluyor.
Yargı düzeninin yerini alan “Padişah düzeni’’ tüm haşmetiyle sürüp gidiyor...
* * * *
Gelelim filmin mutsuz sonuna, yani mağdur vatandaşın perişan durumuna...
Tapusu çiğnenen, mahkeme kararları uygulanmayan mağdur yurttaşın mülküne el konulması sonucunda uğradığı kayıp milyonlarca doları buluyor. Çünkü 30 dönümlük bu güzelim kupon araziyi hiçbir şekilde değerlendiremiyor.
Kendisini namerde muhtaç bırakmayacak mülkünden hiç gelir elde edemeyince de iflasa sürükleniyor. Önce fabrikası kapanıyor, ardından kredi kartı borçları yüzünden tüm mallarına haciz geliyor. Krallar gibi yaşayabilecek imkanlara sahipken, bir lokantada ayda 2.500 liralık maaşla müdür olarak çalışmak zorunda kalıyor.
* * * *
Padişah düzeni işte böyle çalışıyor.
Harun gibi gelenler Karun’laşırken, Karun’lar da Harun’laşıyor!..