Yönetim ustalığı-sanatı diyebileceğimiz siyaset, kendini bu konuya verenlerle onları seçimlerde işbaşına getirip denetleyen seçmenlerin ortak alanıdır. Sorumluluk hem seçilenler hem de seçenler için vardır. Koyu partizanlık ve her yolu geçerli sayarak oy toplama çabalarıyla oluşan iktidarın kaynağı-temeli temiz sayılamaz. Kendilerini, çevrelerini düşünen yöneticilerin yararlılık savları asla geçerli değildir. Propaganda sırasında “ulusun tümünü temsil ettiğini” söyleyip başta muhalefet, kendilerine karşı olan herkesi dışlayan, onlara yakışıksız sözlerle saldıranların inandırmaları olanaksızdır. Beslemeleri, uyduları ve çıkarcılarıyla oluşan güce dayananlar kendi boşluklarıyla yanılıp giderler. Bu nedenle kullanılan dilden, uygulanan işlemlerden, tutum ve davranışlara kadar uzanan çizgide temiz ahlâkın, bilginin ve iyi niyetin ördüğü insanlık dokusunun varlığı aranır.
Toplumsal yaşamımızda olması gerekenlerle olmaması gerekenler arasındaki çizgi sık sık değişerek duygu ve düşünce dalgalanmalarına neden oluyor. Bir yerde görmek ya da bulmak istediklerinizin tersiyle karşılaşıyor, bir yerde de görmek ya da almaktan kaçınacağınızı sandıklarınızın yerine ilgi duyulacaklarla hayrete düşüyorsunuz. Kişiler için de böyle. Yaşları, bulundukları kat, öğrenim düzeyleriyle saygınlıkları kuşku vermeyecek sanılan kimileri düş kırıklığına uğratıyor, ummadığınız kimileri de kişilik ve nitelik seçkinliğiyle hayranlık duyuruyor. Özellikle siyasal kesimde yanılmaya, açıklarına tanıma tersliklerine sık rastlanıyor. Kişiliği dokuyan değerlerin edinilmesine aileden başlanıyor. Gerçekte, okul eğitiminin temelinde ailenin payı büyüktür. Bilmeliyiz ki biz dünün çocuklarıyız, bugünün çocukları da yarının büyükleridir. Yurttaşların yetişmesinde devletin sorumluluğu da yadsınamaz. Her şeyin başında gelmesi gereken “insanlık anlayışı” hepimizin yaşam ölçütüdür. Ahlak ve hukukla güvenceye alınan bu anlayışı varlığımızın kaynağı bilerek yaşamak, yaşatmak sorumluluğunu da içeren-kapsayan bir erdem koşuludur.
Öyle olaylarla karşılaşıyoruz ki duygu yıkımına uğruyoruz. Tartışmalar, kavgalar, okumaktan kaçındığımız, üzüntüye boğan haberler, yönetimde görev almış kimilerinin çirkin dilleri, bağnaz yaklaşımları, toplumu ayrıştıran, insanı utandıran tutum ve davranışları, değişik suçlar, insanlıkla ve kişilikle bağdaşmayan nice kötü durumlar. Sevgiyi, saygıyı, güveni yok eden bencillikler, aykırılıklar, bozulmalar ve yıkımlar. Ruhsal ve duygusal sarsıntılara neden olan beklenmedik olumsuzluklar.
Günümüz için değinmekte yarar var, siyaset gerginlik yaratmak değil, gerginlik yaratmamak, varsa gidermek becerisidir. Bir adamın peşine takılıp militanlık yapmaktan başka bir şey düşünmeyenler, halka hizmet için bir çabası olmayanlar, yönetim için önerileri ve çalışması bulunmayanlar, toplumsal esenlik, mutluluk, barış ve güvenlik için girişimlerde geri kalanlar yarar gösteremez. Yan gelip yatmak, ödenek ve yolluk almak, parmak kaldırmakla tanımlanan yasama organı üyeliğiyle yetinenlerin tutumu demokrasinin çıkmazlarıdır. Yapılacak çok iş, alınacak çok yol var.