Oyunun başlangıcı korku filmi gibiydi. 4 dakika ‘Eyvah’ dedim kendi kendime. Savunmada arka arkaya bireysel hatalar vardı.

Yedinci dakikada kornerden gelen topa Osimhen’in kafa vuruşu çok iyiydi ve Lemina’nın attığı gol ilaç gibi gelmişti Galatasaray’a. Okan Buruk’un oynattığı presli ve süratli kanat oyuncularının rakip savunmaları hırpalayan sistemi artık devredeydi.

Lang ve Barış ilk devre çok iyi oynadılar. Sara goldeki katkısından sonra orta alanda sanat yapıyordu. Torreira ve Lemina performanslarının en üst seviyesine çıkmışlardı.

Okan Buruk’un Singo ile başlama kararı olumluydu. Singo, ikili mücadeleler ve temaslı oyunda iyi gözüktü.

İlk devre oyun Galatasaray’a dönmüştü. İkinci yarı oyunun senaryosunu çok merak ediyordum. Liverpool baskı kurabilecek miydi? Görüntü öyle değildi. Galatasaray baskıyı yapıyordu ve oyun kontrolünü çok iyi sağlıyordu. Yılların Salah’ı kaybolmuştu. Wirtz sahada yoktu. Szoboszlai, iyi kontrol edilince devre dışı kalmıştı. Sallai oyuna girince Singo orta alana geçti. Yunus da Lang’la yer değişince, Barış solda görev almaya başladı. Liverpool beraberlik için biraz çabalar gibi gözüktü ama maç bitiyordu artık.

Anfield Road’da oynamak hiç de kolay değil. Rövanş çok zor ama bir gerçek var; Galatasaray böyle maçları çok sever. Çeyrek finale sadece bir maç kaldı.