Önder Sav, 1937 doğumlu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrenciliği döneminde Deniz Baykal’la tanıştı. Mezuniyetinden sonra serbest avukatlık yaptı. 1950’lerin sonlarında dönemin Sivas Milletvekili Turhan Feyzioğlu aracılığıyla siyasete girdi. 1973-1977 döneminde Ankara’dan CHP milletvekili seçilen Sav, CHP - Milli Selamet Partisi (MSP) koalisyonunda Baykal ile birlikte kabinede yer aldı ve Çalışma Bakanlığı yaptı. 12 Eylül 1980 darbesine kadar milletvekilliği görevini sürdürdü.

Ankara Barosu ve Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı görevlerinde bulunan Sav, 1996 ve 2002 seçimlerinde milletvekilliği yaptı. Baykal döneminde “CHP’nin ikinci adamı” ve güçlü genel sekteriydi. 2010’da Baykal’ın CHP genel başkanlığından istifa etmesinin ardından partideki “ağırlığı” yeni kurultay sürecinde de hissedildi. CHP’nin yeni genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından bir kez daha aynı göreve getirildi. 3 Kasım 2010’da ise bu görevden yine Kılıçdaroğlu tarafından alındı.

HAKİMLERLE GÖRÜŞTÜNÜZ MÜ?

CHP’nin 38. Kurultayı ile ilgili iddialar üzerine kurultayın “Yok hükmünde” yani mutlak butlan olduğu iddiasıyla dava açılmıştı. Yakın bir dönemde istinaf mahkemesinin karar vereceği belirtiliyor. Hatta bazılarına göre karar verildi, bazı dosyaların UYAP’a yüklemesi geciktiği için karar açıklanmıyor. CHP’lilerden çok Cumhur İttifakı bu konuyla ilgili. İktidara yakın televizyonların ana konusu mutlak butlan oluyor. CHP eski Genel Sekreteri hukukçu Önder Sav’ın adliye koridorlarında sıkça görüldüğü öne sürülüyor.

Olayın içinde olduğu bu kadar gündeme getirildiğine göre en iyisi Sav’ı arayıp mutlak butlan ile ilgili bilgi almak. Bunu yaptım. Önder bey de söylenenlerden haberdar. Kendisine, “Mutlak butlan için adliyede hakimlerle görüştüğünüz söyleniyor. Ne yapıyorsunuz, ne konuşuyorsunuz? Mutlak butlan için ne deniliyor?” diye sordum. Yanıtı şöyle oldu:

15 YILDIR GİTMEMİŞİMDİR

“Aşağı yukarı 15 yıldır hiçbir adliyeye gitmedim. Ayrıca hiçbir yargıçla da telefonla dahi görüşmedim. Sadece Barolar Birliği Başkanlığı’mdan kaynaklanan hukuk birikimi bile bu davalarla ilgili gerek kurultaylara girişinden, gerek çıkışından, gerekse WhatsApp hesabından mutlak butlan kararının verilmesinin hukukun üstünlüğüne aykırı olacağını yazdım, çizdim, söyledim. Onun dışında herhangi bir gazeteciyle, ne de bir ilk dereceli, orta dereceli veya yüksek yargıçla hiçbir sohbetim, telefon konuşmam olmadı. Adliyeye gittiğime ilişkin bu kadar büyük, kuyruklu bir yalanı ilk defa duyuyorum.

Yine ben kararı gördüğümü, ‘mutlak butlan’ın çıkacağını bir milletvekili arkadaşıma söylemişim. Bunların da aslı-astarı yok. Bu nasıl bir yalan, anlamış değilim. Benim hakkımda çok kez yalan, yanlış bir şeyler yazanlar, konuşanlar olur. Ama bu kadar kuyruklu yalana ilk defa rastladım. İnanın, böyle bir şeyin milyarda yarımı olsa, sizin gibi usta bir gazeteciden asla gizlemem.”

BİRİNCİ SINIF ÖĞRENCİSİ BİLE

21 Eylül 2025 kurultayında kendisine mutlak butlan ile ilgili yöneltilen soruya (Ankara Mahkemesi’nde dava görülmemiş 24 Ekim’e duruşması vardı) ‘Mutlak butlan kararının hukuka aykırı olacağını, ciddi yargıcın bu konuda karar vermesinin mümkün olamayacağını’ belirttiğini kaydeden Önder Sav, açıklamasını şöyle sürdürdü: 

“Mahkeme kurultay yapıldığı, üstünden iki kurultay geçtiği için, ‘Konusu kalmayan davanın reddine’ karar vermesi gerektiğini söyledim. Mahkeme bir ay sonra aynı gerekçeyle, konusu kalmayan davanın reddedildiğine ilişkin karar verdi. Ankara Mahkemesi’nin kararı fevkalade düzgün, hukuka uygun karardı. Niçin mutlak butlan kararı verilemeyeceğini, bizim hukukumuzda neden bunun yeri olmadığını, çok dikkatli bir şekilde yargıç yazmış. Şimdi o karar İstinaf Mahkemesi’nde görüşülme sırasını bekliyor.

70 yıla yakın hukukçuluğumun bana verdiği bilgi birikimiyle, mutlak butlan kararı verilmesi fevkalade yanlış bir karar olacağını, hukuk fakültesinin birinci sınıf öğrencisinin bile böyle bir karar vermeyeceğini düşünüyorum. Ben hala Türkiye’de düzgün, hukukun üstünlüğüne inanan, tarafsızlığını koruyan hakimlerin olduğuna inananlardanım.”

OYLARIN DEĞERİNİ BİLMELİ

CHP’de yıllarca “Güçlü genel sekreterlik” görevinde bulunan Önder Sav’a, “CHP nasıl gidiyor, yönetimi nasıl buluyorsunuz?” diye sordum. Yanıtı şöyle oldu:

“Bence iyi gidiyor. Maalesef belediye başkanlarıyla ilgili çoğu yalan yanlış bilgilerle donatılmış soruşturma izni veriliyor, davalar açılıyor. Ben bunun çoğunun aklamayla sonuçlanacağına inanıyorum. Partinin de bunu çok fazla içselleştirip büyütmeden kendi asli görevinin seçmenle karşı karşıya olmak, seçmenin verdiği oyların değerini bilerek, ona saygı duyarak mitinglerle seçmenin ilgisini ayakta tutmaya çalıştığını görüyorum.

İŞLEYİŞTEN MEMNUN DEĞİLİM

Her siyasi partide aksaklık, sıkıntılar yaşanabilir. CHP üzerinde Demoklasin Kılıcı gibi mutlak butlan sallandırılıyor. Bunun, başta Sayın Genel Başkan olmak üzere yöneticiler tarafından çok fazla da önemsenip, içselleştirip ciddiye alındığını sanmıyorum. Siyasetin Türkiye’deki işleyişinden mutlu olmadığımı söyleyebilirim. Etrafımızda savaş tamtamları çalınırken ülke olarak huzurlu olmamız beklenemez. Bu noktada başta siyasal iktidar olmak üzere her siyasi partinin ciddiyetini koruyarak, ülke bütünlüğüne saygı duyarak siyaset yapmalarını diliyorum.”

Deneyimli siyasetçi, hukukçu Önder Sav bunları söylüyor. Bakalım, tartışılan mutlak butlan için İstinaf ne diyecek? Bekleyelim, görelim.