11 Temmuz, yıl 2025...
PKK terör örgütünün sözde “silah bırakma” töreni yapıldı.
30 PKK’lı terörist silahlarını yaktı.
Görkemli bir tören...
1978’de kurulan PKK, 47 yıl sonra, silah bırakıyor ve kendini dağıtıyordu.
Öyle anlatıldı, öyle sunuldu...
Ve buna, “Terörsüz Türkiye” süreci denildi.
★★★
Oysa...
PKK belgelerinde yer alan ve gizli olmayan hedefinin, silah bırakmayla çeliştiği gün gibi açıktı.
Çünkü, PKK’nın stratejisi dört aşamaya dayandırılır:
Birinci aşama, kültürel ve sosyal bazı hakların alınması.
İkinci aşama, özerk veya federasyon tipi bir yönetim sisteminin oluşturulması.
Üçüncü aşama, Türkiye’de sözde “Kuzey Kürdistan”ın kurulması.
Dördüncü aşamada ise, Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin bir bölümünü içine alacak, “Bağımsız ve Birleşik Kürdistan Devleti”.
★★★
Silah yakma töreninden iki gün önce...
9 Temmuz 2025’te, terörist başı Öcalan’ın videolu bir mesajı yayımlanmıştı.
Mesajda, “Varlık tanınmış, dolayısıyla ana amaç gerçekleşmiştir...” diyordu.
Yani...
“Varlığımız tanınmış ve sıra, özerk/federasyon tipi bir yönetim sisteminin oluşturulmasına gelmiştir” diyor.
★★★
Terörist başı devam ediyor:
“Yapılan, silahlı mücadele aşamasından, demokratik siyaset ve hukuk aşamasına gönüllüce geçiştir. Bu bir kayıp değil, tarihi bir kazanım olarak değerlendirilmek durumundadır...”
Yani...
“Tarihi bir başarı elde ettik, şimdi sıra demokratik ve hukuk aşamasında...” diyor.
★★★
Silah yakma dumanının ardında, çıplak bir gerçek vardı.
PKK çatı örgütü olan KCK (Kürdistan Topluluklar Birliği) bünyesinde; Türkiye’de PKK, Suriye’de PYD/YPG, İran’da PJAK ve Irak’ta PÇDK bulunur.
Ve KCK Sözleşmesi’nde, “Türkiye, Suriye, İran ve Irak’ta Birleşik bir Kürdistan devletinin kurulacağı” belirtilir.
Asıl sorun sadece PKK’nın değil; Suriye, Irak ve İran’daki uzantılarının; Avrupa ve dış ülkelerdeki bağlantılarının, finans kaynaklarının da dağıtılmasıydı...
★★★
“PKK silah bırakıyor” nakaratının yankılandığı süreçte...
2026 yılı savunma bütçesinde, ABD’nin PKK/YPG’ye (SDG) 130 milyon dolar ayırdığını dillendirmedik bile...
ABD, o kadar saftı ki...
Silah bırakacak bir örgüte, hem de 2026 yılında 130 milyon dolar verecek kadar romantikti...
★★★
“PKK silah bırakıyor” söylemlerinin zirveye tırmandığı günlerde...
Suriye’de PKK’nın kolu YPG’nin (SDG), bırakın silah bırakmasını...
9 Temmuz 2025’te, Suriye lideri El Şara ile PKK/YPG (SDG) başı Mazlum Abdi Şam’da görüştüler.
Hem de heyetleriyle birlikte.
İki ayrı devlet gibi...
Görüşme, ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın gözetiminde yapıldı.
Ve sonrasında, ABD ve Suriye tarafından, Suriye’nin kuzeydoğusunda, SDG’nin (YPG) “özerklik” yönetimi fiilen tanındı.
Ama biz hala, büyük bir coşkuyla, “PKK silah bırakıyor” demeye devam ettik.
★★★
“PKK silah bırakıyor, destekleyelim”, çığlıkları yükselirken...
Silah bırakması gereken İran’daki PKK’nın kolu PJAK’ın, İran’a karşı savaşa hazırlık yaptığı ortaya çıktı.
Tam bu sırada...
ABD Başkanı Trump, “Kürtlerden memnun değilim. Kürtlerle yaşanandan memnun değilim. Verdiğimiz silahları teslim etmediler” açıklaması yaptı.
İran’daki PKK (PJAK), sözde silah bırakacağına, ABD’den gelişmiş silahlar almış...
Yani, silah bırakacağına, daha fazla silahlanmış...
★★★
Silah yakan PKK ne yaptı?
İran’a karşı savaşmak için, PJAK’ın bölgesine geçti.
Peki...
Kim silah bırakacak?..
★★★
11 Temmuz 2025’te, silah yakma töreninde...
PKK elebaşı Bese Hozat ne dedi?
“Demokratik entegrasyon yasalarının çıkarılması temelinde, sizlerin huzurunda silahlarımızı özgür irademizle bırakıyoruz.”
Silah bırakmayı, “Demokratik entegrasyon yasaları”nın çıkarılması şartına dayandırdı.
★★★
Yani...
Anayasa’da vatandaşlık tanımının, resmi dilin ve benzer yasaların değiştirilmesi...
“Ulus” ve “üniter” devlet yapısının ortadan kaldırılması.
Ve Türkiye’de özerk ya da federal bir yapının kurulması.
★★★
Bu süreçte...
Kurulan “Meclis Komisyonu”nun, 6,5 aylık çalışması
sonucunda:
Terörist başı Öcalan, meşru bir aktör konumuna getirildi...
PKK başına, gerçekle bağdaşmayan, Kürt yurttaşların meşru temsilcisi sıfatı verildi...
PKK başı mutlu...
★★★
Ve bir baktık, 30 Nisan 2026’da...
PKK elebaşı Murat Karayılan, “Şu an itibarıyla süreç dondurulmuştur... Bizden tüm silahları bırakmamızı istemek ve ondan sonra yasal kararlar alınacağını söylemek, sahadaki gerçeklikle ve insanın aklıyla alay etmektir” dedi.
Oysa, sürecin başında hiçbir şartın olmadığı söylenmişti.
★★★
“PKK silah bırakıyor” dediğiniz...
Suriye’de, fiili özerklik ilan etmesi mi?
İran’da, daha fazla silahlanması mı?
“Ulus” ve “üniter” devlet yapısını yok edecek şartlar mı?
★★★
Uğur Mumcu, bugünleri görür gibi, 1993’te şöyle diyordu:
“PKK’nın yurtdışındaki kendi yayınlarını inceledim. İlk kez ikinci Cumhuriyet fikrini ortaya atan Abdullah Öcalan’ın bizzat kendisi olduğunu gördüm...”
★★★
İşte...
“100 yıldır devlet olmamız engellendi” diyen SEVR sevdalıları ile “Cumhuriyet’in 1923’te açılan bir parantez” olduğunu söyleyenlerin bayram coşkusu buydu...
PKK’nın ve siyam ikizi İkinci Cumhuriyetçilerin sevinci buydu...
Ve bu coşku, dünya terörle mücadele tarihinde bir ilkti.
Ve sadece, “Yeni Türkiye”ye özgüydü...