Sorunun temelinde “lâiklik” anlayışındaki yetersizlikler yatmaktadır. Avrupa’nın 300 yılda 300 milyon ölü verdikten sonra benimsediği lâikliği, Mustafa Kemal ATATÜRK ve arkadaşlarının armağan biçiminde yaşama geçirmesine katlanamayan karşıtları sürekli kötülemişler, inanç sömürüsünü önleyen devrim atılımlarına sürekli karşı çıkmışlar, ayaklanmalar ve saldırılarla sapkınlıklarını sürdürmüşlerdir. “Lâiklik dinsizlik değildir” söylemini sanki dinsizlik yapılıyormuş gibi gündeme getirmişler, son yıllarda da siyasal yetkililerin “Devlet lâik olur, insan lâik olmaz” safsatasıyla insancıl tanımını bölücülüğe dönüştürmüşlerdir. Çağımızın gerekleriyle bağdaşmayan kapanma, ülkemizin kimi yörelerinde aşırılıkla uygulanmaktadır. O kadar ki iktidar yönetim ve denetimindeki kuruluş ve kurumlar yetmiyormuş gibi Danıştay’da bir tetkik hakiminin sıkmabaşıyla oturumlara katıldığı basından öğrenilmiştir. Kadın hekimlerin erkek hastalara (çocuk olsalar bile), erkek hekimlerin kadın hastalara bakmadığı bilinirken yargıda uyulması zorunlu kararların içerikleriyle bağdaşmayan, bağımsızlık ve yansızlık ilkeleriyle uyuşmayan, cumhuriyetin temel ilkelerine aykırı durumların ve olayların yaşanması kaçınılmazdır. Özellikle “Yeni Türkiye” (!) de.
Lâiklik
Din ve mezhep kavgalarının sınırlarımızdaki yıkımı ortada iken ülkemizi laikliğin getirdiği dinginlikle ayakta tuttuğumuz yadsınmaz bir gerçektir. Lâiklik, yalın tanımıyla “Din ve devlet işlerinin ayrımı” olmakla birlikte özde aklın ve inancın özgürlüğüdür. Düşünce özgürlüğüdür, bireyin güvence yaşam biçiminin güvenceye bağlanmasıdır. Eşitliğin, toplumsal barışın, ulusal dayanışmanın hem kaynağı hem de dayanağıdır. Din karşıtlığı değil dinlere saygılı yaklaşımla dinler konusunda yansızlık, dinden bağımsızlıktır. Lâiklik, bir anlamıyla inançlılarla inançsızların birbirine hoşgörüsü ve saygısıdır. Asla din-inanç karşıtlığı, düşmanlığı olmayıp din bağı taşımamaktır. Açık anlatımla inanma ya da inanmama özgürlüğüdür. Özgürlükleri korumak devletin görevi olduğunda, devletin inançlar bağlamında duyarlığı ve yansızlığıdır. Devlet katında inancın gözetilmeyip inananla inanmayanın tam eşitliğidir. Sıkmabaşa devlette karşıtlık asla başörtüsü düşmanlığı değildir.
Demokrat Parti döneminde başlayan ödünler ve yanlış uygulamalar son yıllarda inancı, devleti ele geçirme malzemesine indirgemiştir. Çizgi ve nitelik değişiklikleriyle devlette, bağımsız, yansız ve özerk olması gereken kurumlarda bile dinsellik girişimleri artmış, cami, mescit yapılanmalarını Cuma namazı kolaylıkları, umre gezileri, sıkmabaşlıların işe alınma öncelikleri, seçimlerde bağış ve yardım kampanyaları alabildiğine açılmıştır. Hem “dinsel örtü” olduğu savlanmakta, hem lâik devlet kurumlarında uygulanmasına ağırlık verilmektedir. Çelişki, hukuktan uzaklaşmanın sonucudur. Örneğin tetkik yargıcı sıkmabaşlı, dinli de, aynı kurula açık başlı çıkan daire başkanı dinsiz mi? Lâiklik benimsenmezse inananla inanmayan nasıl birlikte yaşayabilir, çalışabilir? Lâiklik uygarlık ve çağdaşlık açılımı ve güvencesidir.
Dahası
Lâiklik, Tanrı’nın egemenliğinin bilgi çağıyla sona erdirilip yerine akıl gücüne dayanan halk egemenliğinin getirilmesiyle yaşama geçen bir ilkedir. Aklın ve bilimin özgürlüğüyle çatışan inanç bağımlılığı bir tür tutukluluktur, saplantıdır. Lâiklik, çağdaş devlet yapısında hukuksallık ve demo-kratlıkla özetlenir. Din işlerinin kamusal niteliğinin tartışıldığı bir zamanda laiklik çözüm anahtarıdır. Devletin resmî dini olamayacağından herhangi bir dine yandaşlığı ve karşıtlığı da söz konusu olamaz.
Eğitim-öğretim ve yargı görevi, dinsel değil insancıl, bilimsel, hukuksal ve ulusaldır, hattâ evrenseldir. Aynı dinden, aynı mezhepten olanlara siyasal nedenlerle düşman gözüyle bakanlar başka inançtan olanlara neler yapmaz? Anayasa Mahkemesi’nin 1989/1-12 sayılı kararı iyi okunmalıdır. Lâiklik olmasa özgürlük olmaz. Özgürlük olmasa laiklik korunamaz. Bu nedenle lâiklik özgürlüğe kıydırılmamalıdır. Anayasa Mahkemesi’nin oyçokluğuyla aldığı duyurulan bu konudaki son kararını zaman bulur, gerekli görürsek değerlendiririz. Yeni karar, önceki kararı yürürlükten kaldırmıyor. İnanca göre giyim görev alanında olamaz. Lâik devlet sokağa, eve, özel yaşama karışmaz. Ancak, lâik devlet örgütünde dinsel simge kullanılarak görev yapılmaz. Hukuksal konu siyasallaştırılmasın ve sömürülmesin. Önceki cumhurbaşkanının veda konuşmasındaki başörtüsü bölümü bir marifet gibi yer almış, öbür Müslüman devlet başkanları eşlerinin açık başları unutulmuştur.