Geçen yıl 2 trilyon 54 milyar lira faiz ödedik. Bu yıl ise 2 trilyon 741 milyar lira faiz ödeyeceğiz. İçinde bulunduğumuz yıl ve sonraki iki yılda toplam 9.1 trilyon lira faiz ödenmesi öngörülüyor. Devasa rakamlar. Bunun anlamı; yatırımdan, çiftçinin tarımsal desteğinden, sosyal yardımlardan yapılan kesintilerin; emeklinin bayram ikramiyesi gibi kalemlerdeki kısıntıların faize dönüşüp birilerine akması, aktarılmasıdır.
Faiz ödemelerinde 2026 yılına çok hızlı başlandı. Üç ayda ödenen faiz tutarı 876 milyar liraya ulaştı. Geçen yılın ilk üç ayındaki faiz ödemesi 464 milyar liraydı. Artış oranı %89 oldu.

Özetle; çalışan, bordro mahkumu, emekli, çiftçi, sanayici, tüccar, ihracatçı tüm vatandaşlar olarak ödediğimiz her 100 lira verginin 26 lirası faiz olup buharlaştı.
Yatırım üvey evlat
Son yıllarda, bütçedeki yatırım harcamalarının toplam bütçe içindeki payı giderek azalıyor. 2015 yılında yatırım harcamalarının toplam bütçe içindeki payı %11.3 idi. 2025 yılında bu oran %9.18 olarak gerçekleşti. 2026 yılının ilk üç aylık bütçe harcaması içindeki payı ise sadece %2.6 oldu.
Yüzde 30’lar seviyesindeki enflasyona rağmen 2026’nın ilk üç ayındaki yatırım harcamaları bir önceki yılın aynı dönemine göre %32.6 azalmıştır. Geçen yıl ilk üç ayda yatırıma harcanan para 172.8 milyar lira iken bu yıl 116.4 milyar liraya inmiştir.
İlk üç ayda bütçeden yatırıma ayrılan kaynak, faize akıtılan kaynağın sadece %13’üdür. Yani faize 100 lira giderken yatırıma sadece 13 lira harcama yapılmıştır.
Yukarıdaki veriler, bütçede kısıntının yatırım harcamalarından yapıldığını gösteriyor. Ancak, yatırım harcamalarındaki bu denli azalma, önümüzdeki dönemde altyapıda sıkıntıların ortaya çıkmasına neden olabilecek riskli bir durumdur.
Faiz lobisine 100 lira, çiftçiye 7 lira
Şubat ayı bütçe verileri açıklandığında, ilk iki ayda faize 640 milyar lira harcanırken bütçeden çiftçiye sadece 2 milyar liralık destek ödemesi yapılmasını sert bir dille eleştirmiştik. Yanı başımızdaki savaş nedeniyle çiftçinin mazot, gübre, yem, tohum ve diğer maliyetlerinin arttığını, gıda arz güvenliğinin bir milli güvenlik sorunu olduğunu ve çiftçinin ciddi şekilde desteklenmesi gerektiğini hem köşemizden hem de ekranlardan defalarca dile getirdik. Söylediklerimiz kısmen de olsa birilerine ulaşmış ki; ilk üç aydaki destek ödemesi tutarı toplamda 60 milyar lira oldu. Bu tutar yetersiz ve gecikmiş bir ödemedir.
İlk üç ayda bütçeden yapılan tarımsal destek ödemesi; aynı dönemdeki 876 milyar liralık faiz ödemesinin sadece %6.8’ine denk geliyor. Yani ilk üç ayda bütçeden faize 100 liralık kaynak ayrılırken, tarımsal destek için ayrılan kaynak 7 liraya bile ulaşmadı.
Sonra, ‘gıda fiyat enflasyonunda neden dünya üçüncüsüyüz’ diye soruyorlar. Çiftçinin toprağına, hayvanlarına küstürüldüğü bir ortamda gıda fiyatları düşer mi? Çiftçinin ağır mazot, gübre, yem, tohum ve diğer maliyetler altında ezildiği bir ekonomik yapıda fiyatlar düşer mi? Çiftçiye hak ettiği, Tarım Kanunu’nda “milli gelirin %1’inden az olamaz” denilen desteğin dörtte birinin bile verilmediği adaletsiz yapıda gıda fiyatları düşer mi? Çiftçinin hak ettiği destek ödemelerinin verilmeyip sürekli borçlandırıldığı bir ortamda gıda fiyatları düşer mi?
Bütçe tercihler bütünüdür. İktidarın neyi daha çok tercih ettiğinin belgeli kanıtıdır. Yukarıdaki veriler tercihin çiftçiden, yatırımdan yana olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Vatandaş üzerine düşeni fazlasıyla yapıyor
Bu yılın ilk üç ayında ödediğimiz 3.3 trilyon lira vergi, geçen yıl aynı dönemde ödediğimiz 2 trilyon lira vergiye göre %66 oranında artış anlamına geliyor. Yani vatandaş geçen yıl 3 lira ödemişse bu yıl 5 lira vergi ödemiştir. Vatandaş bu kadar ekonomik zorluk içinde olmasına rağmen devletin harcamalarına olağanüstü katkı vermeye devam ediyor. TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranının iki katından daha fazla artışla vergi ödenmesinden bahsediyoruz. Vatandaş sadece vergi de ödemiyor. Harç ödüyor, pay ödüyor, döner sermaye bedeli ödüyor bir de son dönemde artan ceza ödüyor. Yılın ilk üç ayında trafik cezalarından tahsil edilen toplam tutar 18.8 milyar liraya ulaşmıştır. Bu gidişle yıl sonu bütçe hedefi olan 73.3 milyar liranın da üzerine fazlasıyla çıkılacaktır.
Vatandaş ödediği vergilerle üzerine düşeni fazlasıyla yapıyor. Tek istediği vergilerinin doğru yerlere harcanmasıdır, vergilerin kendisine hizmet olarak dönmesidir. Ülkenin, yarınların refahı için kullanılmasıdır. Hayatın ucuzlatılmasına hizmet etmesidir. İsrafa, şatafata, faize, garantilere harcanmamasıdır. Ballı ihalelerle kamu kaynaklarının birilerine aktarılmamasıdır.
İnanın, bu kadar büyük fedakarlık yapan vatandaş çok şey mi istiyor? Küstürmeyin, üzmeyin bu güzel insanları.