Reklamsız Sözcü
SONER YALÇIN

Drogba-Eto’o ve Erdoğan

2 Mart 2016

Nobel gibi…
Oscar gibi…
Ödülleri pek önemsemem; psikolojik propaganda araçları olarak değerlendiririm.
Oray Eğin çok beğendiğini yazdığı için “Spotlight” filmine gittim. Oscar aldı!
Öyle ahım şahım film değil; bu kalitede Hollywood yılda en az yüz film yapar.
Filmin çevremdeki çok kişiyi etkilemesinin sebebi, filmin gerçek olan öyküsü. Zaten senaryo dalında da
Oscar aldı.
Film; Boston Globe adlı gazetede çalışan bir grup gazetecinin kiliselerdeki cinsel taciz gerçeğini her türlü baskıya rağmen yazmalarını konu ediyor.
Türkiye'de gazetecilerin hapse atılması, işten çıkarılmaları bizim için “Spotlight” filmini özel bir yere koyuyor. Bunu anlıyorum. Da… ABD'ye ne oluyor? Bu konuda karnesinin çok zayıf olduğu sır değil…
Acaba… Vahşi kapitalizm bitti. Ilımlı İslam bitti. BOP bitti. ABD, sistem değişikliğine zorlanırken, köklü değişimi yine “özgürlüklerin kalkanı biziz” propagandasıyla mı yapacak?
Sonuçta… Bu tür ödüller, gelecekte neler olacağının ipucunu verir.
“Spotlight” Oscar kazanıyor ve Erdoğan hâlâ gazeteciler ile uğraşmayı sürdürüyor; “gelecek okumaları” yapamıyorlar mı? Oysa Erbakan Hareketi'nden koparken hangi uluslararası merkezlere ne mesaj vereceğini iyi biliyordu!
Gerçi… Fildişi Sahili'ne filan giderek kimin safında olduğunu gösteriyor.
Kafanız mı karıştı?
Ne mi anlatmak istiyorum?
En başından başlayayım…

Halkçı Başkan

Sıklıkla karşılaştığım soru; “Erdoğan ‘renkli devrimle' mi yıkılacak?”
Bunun yanıtını ABD verebilir, ben değil.
Size ancak örnek verebilirim…
Erdoğan'ın ziyarete gittiği Fildişi Sahili hakkında ne biliyorsunuz? Hemen ülkenin ünlü futbolcu Drogba aklınıza gelmesin! Bu ülkede renkli devrimin yaşandığını biliyor musunuz?
Fildişi Sahili, Atlas Okyanusu'nun en stratejik konumunda. Napolyon'un dediği gibi, “Bir ülkenin coğrafyasını bilmek, onun dış politikasını bilmektir.”
Keza. Ülke, dünyanın en büyük kakao üreticisi ve kendi çapında petrol zengini.
Bu noktada bir politikacıyı tanıtacağım…
Adı, Laurent Gbagbo (d.1945)…
Fildişi Sahili'nin bir önceki Cumhurbaşkanı…
Arkeolog'du. Öğretim üyesi idi. Paris Diderot ve Sorbonne ile Lyon üniversitelerinde çalıştı.
Solcuydu. Siyasal görüşleri nedeniyle hapisler yattı; sürgün hayatı yaşadı. 1982 yılında Fildişili Halk Cephesi'ni kurdu. 26 Ekim 2000'de Cumhurbaşkanı oldu. Bu koltukta da gün yüzü görmedi; siyasal İslamcıların isyanlarıyla uğraştı. Ülkenin kuzeyinde Müslümanların ağırlıkta olduğu sağcılar ile ülkenin güneyinde çoğunluğunu Hıristiyanların oluşturduğu solcular arasında çatışma vardı.
Batı medyası; solcular karşısındaki fanatik dinci “Yeni Güçler”e destek vererek, ülkedeki insan hakları ihlallerini hatırlamaya başladı! Tabii ki mesele başkaydı:
ABD, İngiltere ve Fransa, Gbagbo'nun ekonomik ve siyasal tercihlerinden hoşnutsuzdu. Çünkü Gbagbo, Çin ve Rusya'ya yakınlaştı; Rusya'nın Batı Afrika sahillerine gelmesinin yolunu açtı. Petrol arama ve işletme imtiyazını Çinlilere verdi. Diğer yandan…
Fransa'ya ticari kota uyguladı. Fransızların pazar payını yüzde 97'lerden yüzde 11'lere düşürdü. Kamulaştırma yaptı.
Şimdi burada bir kişiyi daha tanıtmalıyım. Ki meselenin bizi ilgilendiren bölümünü iyi anlayınız!..

IMF'ci Başkan

Adı, Alassane Ouattara (d.1942)…
İktisatçı. ABD Drexel Üniversitesi'ni bitirdi. Pennsylvania Üniversitesi'nde mastır ve doktora yaptı. 1968'de Washington'da IMF'ye girdi. 1984 – 1988 yılları arasında IMF Afrika Bölümü Direktörü oldu. IMF Murahhas Danışmanlığı yaptı. Batı Afrika Devletleri Merkez Bankası için çalıştı. Ülkeyi 1960-93 yılları arasında yöneten Félix Houphouët-Boigny'in 1990 – 93 tarihleri arası başbakanlığını yaptı. Boigny ölünce Cumhuriyetçiler Topluluğu Partisi'ni kurdu.
Tarih: 28 Kasım 2010
Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kuzeyli Ouattara ile Güneyli Gbagbo karşı karşıya geldi.
Sandıklar açıldı ve iki aday da kendinin kazandığını ilan etti. Devreye Anayasa Mahkemesi girdi. Gbagbo'nun kazandığına karar verdi; Kuzey bölgesindeki 500 bin oyu sayılmamıştı! Ama kim dinler? BM'de AB'ye, ABD'den Fransa'ya egemen çevreler Ouattara'ya destek verdiler.
Dünya medya devleri
yayına başladı; “demokrasi” diyorlardı; “özgürlük”
diyorlardı.
2010 yılı son ayında Reuters, AP, AFP gibi küresel ajansların hakkında en fazla haber geçtiği ülke, Fildişi Sahili oldu! Gbagbo hakkında olumsuz konuşması için aynı kabileden olan futbolcu Drogba'ya bile baskı yaptılar!
Sonuçta bu ülkeye “demokrasi” bakın nasıl geldi?..
Tarih: 11 Nisan 2011.
Fransız askerleri Halkçı Gbagbo'yu koltuğundan indirip yerine IMF'ci Ouattara'yı oturttu! Al sana demokrasi!
Peki…
Ouattara'nın ilk icraatı ne oldu dersiniz?
28 Eylül 2011 tarihinden ülkenin idari yapısını değiştirdi; iki özerk bölgeyi kabul etti!
Gbagbo hâlâ hapiste… Bir ay önce Lahey'de Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin karşısına çıktı. (Gbagbo hapiste iken 2014 yılında annesi öldü ve cenaze masrafını Kamerunlu futbolcu Samuel Eto'o karşıladı. Dünya yıldızı boşuna olunmuyor;
bilinç gerekiyor.)
Türkiye'de “renkli devrim” olur mu; ne bileyim ben, ABD'ye sorun.
Ben hâlâ “Spotlight”a neden ödül verdiklerini düşünüyorum…

 

Yazarın Diğer Yazıları Soner Yalçın
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet