Reklamsız Sözcü
SONER YALÇIN

Maskeli Balo

31 Mart 2017

Tarih: 4 Mart 2017.
Emine Erdoğan Saray'da kadınlara yemek verdi.
Davete; Emine Kamışlı Sabancı, Arzuhan Doğan Yalçındağ, Esra Bilgiç, Nurten Sancak, Meltem Demirören Oktay, Semahat Arsel, Oya Eczacıbaşı, Demet Sabancı Çetindoğan, Reyhan Demirören, Çiğdem Simavi, Vuslat Doğan Sabancı, Nüshet Taviloğlu, Didem Ciner, Revha Demirören, Ayşe Cevahir, Yasemin Pirinçcioğlu, Zeynep Fadıllıoğlu gibi kadınlar katıldı.
Emine Erdoğan toplantıda kadınları yücelten konuşma yaptı. Bu arada kısaca referanduma değinerek, “Ben milletimizin en doğru kararı vereceğine inanıyorum “dedi.
Buraya kadar anormal bir durum yok.
Anormal olan; Leyla Alaton'un, hararetle Emine Hanım'ın ellerine sarılarak, “Hanımefendi var gücümle ‘evet' çıkması için uğraşıyorum ve uğraşmaya devam edeceğim” demesiydi!
Leyla Alaton'un bu abartılı haline kimse anlam veremedi.
Öte yandan… Kimse Leyla Alaton'un “evet” için çalıştığını görmemişti! Öyle ki, sosyal medyayı sık kullanan Leyla Alaton bir kez olsun “evet” için paylaşımda bulunmamıştı.
Yakın çevresi de Leyla Hanım'ın referandumda “evet” mi, yoksa “hayır” mı diyeceğini iyi biliyordu!
O halde ne gerek vardı “evet” gösterisine?
Bu anekdot bana anlatıldığında şöyle dedim…

İsrail-FETÖ ilişkisi

Fethullah Gülen'in “kabul görmesinde” kimi işadamlarının hayli gayreti olmadı mı?
Bunun başını -Leyla Alaton'un babası- İshak Alaton ile ortağı Üzeyir Garih çekmedi mi?
FETÖ'nün “kabul görmesinde” bu ikilinin desteklediği TESEV ve Soros'un Açık Toplum Vakfı'nın katkısı yok muydu? Çok vardı…
Keza. Dünyada FETÖ'nün “kabul görmesi” için bunlar mesai harcadı. Örneğin, Dinler Arası Diyalog'un perde arkasında bunlar vardı.
Medyada sürekli F. Gülen övgüsü dizenler bunlardı.
FETÖ'nün “yeni bir insan tipi” yarattığını söyledi İshak Alaton.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, İshak Alaton hakkında Paralel Devlet Yapılanması'na maddi ve manevi destek sağlamak suçlamasıyla inceleme başlatmadı mı?
Uzatmayayım…
Mehmet Gündem'in “Lüzumsuz Adam İshak Alaton” adlı kitabında bu konuda çok bilgi var. İşte…
Bunların farkında olunca, Leyla Alaton'un ikiyüzlü tavrını anlıyorsunuz. Bakınız…
Mesele sadece FETÖ ilişkisini unutturmak da değil? Başka bir nedeni örnek vererek açıklayayım:
FETÖ ile ilişkisini yazdığım bir sözde işadamı şikayetçi oldu; dosya savcının masasında. Boş durmuyorum; işadamını araştırmaya devam ediyorum. Karşıma ne çıksa beğenirsiniz; AKP'nin “ikinci adamının” dünürü olan bu sözde işadamının oğlu ve kızını ABD'de Üzeyir Garih okutmuştu!
Evet. FETÖ'nün İsrail ilişkileri kimler üzerinden nasıl kuruldu?
Ayrıca. Türkmenistan'daki FETÖ üniversitesiyle içli dışlı olan bu sözde işadamı savcılık şikayetinde “FETÖ'cü gösterildiğim için iş yapamıyorum” diyordu; meğer araştırınca anladım, kastettiği “FETÖ'nün mallarına çökmekmiş!”
Bu “maskeli baloyu” yazacağız elbet.
Babamız olsa acımayacağız yazacağız. Örneğin…

Jacop-Yakup ortaklığı

Size eski bir arkadaşımdan bahsedeyim:
Adı,  Yakup Levent Korkut.
Tanıştığımızda 1987 yılıydı; A.Ü. Hukuk Fakültesi'ni bitirmişti; master yapıyordu.
Aydınlıkçı'ydı. 2000'e Doğru dergisine gidip geliyordu.
Sonra akademik kariyer için ABD'ye gitti.
Döndüğünde -her dönek'in ideolojik kamuflajı- “sivil toplumcu” ve “insan haklarcı” oldu. Yanımıza uğramaz oldu.
Sonra bir baktık, FETÖ'nün yuvası Polis Koleji'nin öğretim üyesi yapılmıştı. FETÖ'ye övgüler diziyor, “ulusalcıların kökünü kazıyacağız” diyordu!
Bülent Arınç'ın yanından ayrılmaz oldu.
Abdullah Gül aracılığıyla İnsan Hakları Kurulu'na atandı.
Uluslararası Af Örgütü Türkiye Temsilcisi oldu; bu örgütün uluslararası yönetim kuruluna yükseldi.
PKK açılımında akil adam oldu; Marmara Bölgesi sorumlusu yapıldı. Neyse uzatmayayım.
Yakup Levent Korkut'un adını en son nerede gördüm biliyor musunuz:
Yeni kurulan Mega Varlık Yönetim A.Ş. kurucusuydu.
Batı'da bu şirketlere “akbaba” deniyor; çek-senet mafyasının yasal hali. Banka, finans kuruluşlarının batık kredilerini alıp, borçluların boğazına yapışıyorlar.
“Bizim akbaba” en son Bodrum Kervansaray Oteli aldı.
Mega Varlık'ın asıl sahibi, ABD'li Jacob Ortell Kingston idi. (Türkiye'nin notunu düşüren kredi derecelendirme kuruluşu JCR'nin, bu “akbaba” şirketin notunu kısa sürede A'ya kadar yükseltmesi tuhaf mı? Değil. Küresel dayanışma!)
“Akbabanın” diğer ortağı, Ekim Aytekin…
Hani adı, D.Trump'un ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn ile birlikte Fetullah Gülen'in iadesi/kaçırılması planını yapan kişi olarak geçti. Berat Albayrak'ın adı da bu olaya karıştı.
Vay be! Bizim Levent ne işlere girmişti! Sosyalistlikten liberallliğe; insan hakları savunuculuğundan FETÖ'cülüğe; ve en sonunda TMSF'deki FETÖ mallarına çökmeye hazırlanan “akbabalığa”…
Merakım şu:
FETÖ malları, dünün FETÖ'cülerinin eline aileye yakın kimler aracılığıyla verilmeye çalışılıyor!
Sahiden… Saray'ı kandırmak bu o kadar kolay mı?
AKP'li arkadaşları samimiyetle uyarıyorum:
Erdoğan'ı ve ülkemizi seviyorsanız “hayır” deyin!

Soner Yalçın
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more