Reklamsız Sözcü

Zehra’nın intiharından tutuklanan eski erkek arkadaşın tahliyesine itiraz

Antalya'da, ayrıldığı erkek arkadaşı Süleyman Taruk'un (18) sürekli kendisini rahatsız ettiği iddiasıyla bunalıma giren Zehra Demir (19), 28 Eylül'de oturduğu dairenin penceresinden atlayarak yaşamına son verdi. Olayın ardından tutuklanan Süleyman Taruk, 6 gün cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Demir ailesinin avukatı Hadi Cin karara itiraz ederek, Süleyman Taruk'un 'kasten öldürme' suçundan tutuklu yargılanması gerektiğini söyledi. 

android-time 21:46
Antalya'da, ayrıldığı erkek arkadaşı Süleyman Taruk'un (18) sürekli kendisini rahatsız ettiği iddiasıyla bunalıma giren Zehra Demir (19), 28 Eylül'de oturduğu dairenin penceresinden atlayarak yaşamına son verdi. Olayın ardından tutuklanan Süleyman Taruk, 6 gün cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Demir ailesinin avukatı Hadi Cin karara itiraz ederek, Süleyman Taruk'un 'kasten öldürme' suçundan tutuklu yargılanması gerektiğini söyledi. 

Kepez ilçesi Ahatlı Mahallesi’nde oturan Zehra Demir, aynı mahallede oturan erkek arkadaşı Süleyman Taruk’tan bir süre önce ayrıldı. İddiaya göre Süleyman Taruk, genç kızı sürekli telefonla arayarak taciz etti. Zehra Demir, bu nedenle 10 defa cep telefonu numarasını değiştirdi. Ancak Taruk, her seferinde numarasını öğrendiği Zehra Demir’i arayarak konuşmak istediğini, yeniden arkadaş olmak istediğini söyledi.

28 Eylül günü telefonla Zehra Demir’i arayan Süleyman Taruk, iddiaya göre yeniden arkadaş olmadığı takdirde ailesine yaşadıklarını anlatacağını söyleyerek tehdit etti. Aynı günün akşamında evlerinde misafirleri bulunan Demir ailesinin kapı zilini çalan Süleyman Taruk, Zehra Demir’le konuşmak istediğini söyledi. Olay çıkmasından çekinen aile fertleri, baba Hakim Demir, ‘kim geldi’ diye sorduğunda tanımadıkları birinin yanlışlıkla zile bastığını söyledi. Bir süre sonra zili tekrar çalan Taruk’la konuşmak için genç kızın iki kardeşi, apartmanın önüne indi. Kapı önünde bekleyen Taruk’un elinde bıçak olduğunu gören iki kardeş, gitmesi konusunda uyardı. Taraflar arasında tartışma sürerken Zehra Demir, 4’üncü katta oturdukları dairenin penceresinden atladı.

6 GÜN SONRA  SERBEST

Komşusu tarafından Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürülen Demir, yapılan tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi. Aynı gece Süleyman Taruk, gözaltına alındı ve bir gün sonra ‘İntihara yönlendirme’ suçundan dolayı tutuklandı. 6 gün cezaevinde kalan Taruk, ‘suçun mahiyetinin değişme ihtimali, delil durumu ve tutuklamanın tedbir oluşu’ gerekçesiyle tahliye edildi.

AVUKATI İTİRAZ ETTİ

Demir ailesinin avukatı Hadi Cin, Antalya 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurarak karara itiraz etti. Ancak Cin’in itirazı reddedildi. Bunun üzerine avukat Cin, soruşturmanın genişletilmesi adına ikinci bir dilekçe verdi.

‘KADINA ŞİDDETİN TÜM UNSURLARI VAR’

Kamuoyunun bu dosyaya sahip çıkması gerektiğini belirten avukat Hadi Cin, “Bu dosyada kadına karşı şiddetin tüm unsurları yer alıyor. Türkiye’de iddianameler 6 ayda hazırlanıyor, mahkeme 15 günde kabul ediyor. Soruşturma aylarca sürüyor. Ancak bu olayda, Zehra 28 Eylül’de intihar ediyor. 29’unda sanık tutuklanıyor, 2 Ekim’de savcı dosyayı mahkemeye sunuyor, 4 Ekim’de ise mahkeme görevsizlik kararı veriyor. Bunca yıllık avukatlık hayatımda benzerine rastlamadığım bir hız” dedi.

‘2 SATIRLIK İDDİANAME’

Süleyman Taruk’un, TCK’nın 84. Maddesi’nin sadece 1,2 ve 3’üncü fıkrasına göre değil, 4’üncü fıkrası da dahil edilerek ‘cebir veya tehdit kullanarak kişileri intihara mecbur edenler, kasten öldürme suçundan sorumlu tutulur’ suçuna göre yargılanması gerektiğini söyleyen Cin,” 9 kişinin ayrıntılı ifadesinin bulunduğu dava dosyasında hazırlanan iddianame sadece 2 satırdan oluşuyor. İddianameyi hazırlayan savcı, sevk maddesinde de hataya düşmüştür. TCK 84. Maddesi’nin 4. fıkrasının koşulları varsa bu kişi insan öldürmüş gibi yargılanır. Bu soruşturmayı yürüten savcılar, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet bürosunda çalışan savcılardır. Yoktan bir şeyi oluşturmalarını beklemiyoruz. İfadeler sonucunda ortaya çıkan tabloyu resmetmiş olsa fail şu an cezaevinde olacaktı. İtirazlarım sonuç vermezse eğer, bu dosya sıradan bir dosya olarak Asli Ceza Mahkemesi’ne gidecek. Bizim bugün adalete ihtiyacımız var ve kasten öldürmekle yargılanması gereken kişinin tutuklanması gerekir” diye konuştu.

ANNE GÜLTEN VE BABA HAKİM DEMİR (FOTODAKİ), SANIĞIN YARGILANMASINI İSTEDİ. AVUKAT HADİ CİN KARAR İTİRAZ ETTİKLERİNİ SÖYLEDİ. FOTO:DHA

ANNE GÜLTEN VE BABA HAKİM DEMİR (FOTODAKİ), SANIĞIN YARGILANMASINI İSTEDİ. AVUKAT HADİ CİN KARARA İTİRAZ ETTİKLERİNİ SÖYLEDİ. FOTO:DHA

‘CİĞERİM YANDI’ 

Bir insanın canının bu kadar önemsiz olmaması gerektiğini söyleyen baba Hakim Demir ise “Kızımı daha önce telefonla tehdit ediyordu. O akşam da kapıya bıçakla dayandı. Zehra’nın babası olarak bugüne kadar ne bir polis ne bir savcı ifademi aldı. Gencecik bir kız ölmüş, bizlerin ifadesi dahi alınmadan bu kişi serbest bırakılıyor. Kızımın şu an toprak altında olmaması gerekiyordu. Tüm yetkililerin bu konuyla ilgilenmesini ve bu kişinin tekrar yargılanmasını istiyorum” dedi.

Kızının fotoğraflarına bakarken gözyaşlarını tutamayan anne Gülten Demir de “Kızım için adalet istiyorum. Benim ciğerim yandı başkalarının ciğeri yanmasın. Bu kişinin yargılanmasını istiyorum” diye konuştu.

DHA

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

Son güncelleme: android-time 23:1505.11.2018
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more