Reklamsız Sözcü
EGE CANSEN

Parayı gevşet bütçeyi sık

4 Ekim 2018

Ekonomi politikası denince akla gelen ilk şey para-fiskal önlemler diye bilinen kararlardır. Fiskal, sözcük olarak malî demektir. Ama asıl anlamı, vergileri adil olarak toplamak, halktan toplanan bu vergileri çalmadan, çaldırmadan ve israf etmeden en iktisadi şekilde halk için harcama demektir. Fiskal kararların üç amacı vardır:

1. Devlet mekanizmasının işlemesi için gerekli parayı bulmak. Mesela iç ve dış güvenliği sağlayacak, adalet tevzi edecek, bedava eğitim, sağlık ve benzeri hizmetleri sunacak kadroları istihdam etmek ve görevli kurumları donatmak. Özel girişimcilerin yapamayacağı enerji-ulaşım-iletişim-sulama vs. altyapı yatırımlarını inşa etmek.

2. Teşvik ve desteklerle tarım, sanayi ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren girişimcilerin yapacağı yatırımları ve üretimi yönlendirerek milli gelirin hızlı büyümesine katkıda bulunmak.

3. Bütçeden yapılacak sosyal transferlerle, milli gelirin vatandaşlar arasında adil dağılımını sağlamak. Aç ve açıkta insan bırakmamak.

Fiskal kararların, bu reel amaçların dışında bir de reel-olmayan ama yaşamsal önemi olan bir işlevi daha vardır. O da merkez bankalarıyla uyumlu hareket ederek, ülkede fiyat ve finansal istikrarın sağlanmasını ve sürmesini desteklemek, bozulmuşsa onarımına yardım etmektir.

MERKEZ BANKASININ BAĞIMSIZLIĞI

Fiskal politika hükümetin, para politikası ise merkez bankasının işidir. Bu iki politika, birbirini denetler ve dengeler. Bu gerekçeyle “Merkez bankaları bağımsız olmalıdır” denir. Ulusal veya bölgesel (AB veya ABD) merkez bankaları o topraklarda zorunlu geçerliliği olan “para birimi” (money değil currency) üretme tekeline sahiptir. Tekel ürünü olduğu için, herhangi bir para biriminin “piyasa fiyatı” olmaz. Her ne kadar kurlar (döviz kurları diye okuyun) “piyasada oluşur” dense de, merkez bankaları kendi ürettikleri para biriminin “kurunu” (fiyatını) piyasaya sundukları paranın miktarı ve “kirası” (faizi) ile oynayarak etkiler. Ulusal paranın fiyatı yani fiili kambiyo kuru sabit kaldıkça fiyat istikrarını sağlamak kolaylaşır.

KRİZ NASIL AŞILIR?

Görünen o ki; döviz akımı yavaşlayınca “dış-borç-kolik” Türk ekonomisi “büyümenin gerilemesi, işsizliğin artması” demek olan bir iktisadi krize girmiş ve enflasyon tırmanışa geçmiştir. Mevcut şartlar altında krizden çıkmak için alınması gereken para-fiskal karar, “parayı gevşetip-bütçeyi sıkmaktır”. Bunun sonucunda “şirketler rahatlayacak-halk sıkışacaktır”. Ancak bu sayede üretim asgari ölçüde geriler, enflasyon (gelirler reel olarak gerileyeceği için) yapışkan olmaktan çıkar.

Son söz: Acı ilacı içmeyen, acı sona razı olur.

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more