Sözcü Plus Giriş
EGE CANSEN

TL ile dış ticaret dövizle iç borçlanma

20 Aralık 2018

Bu başlık yaman bir çelişkiye işaret ediyor. Birçok iktisatçı, bir bağımsız devletin kendi ulusal parası dışında bir parayla “kamu borcu” oluşturmasını günah mertebesinde sakıncalı bulur.

Ben tam o kanaate değilim. Yani bir devletin (Türkiye diye okuyun) dövizle borçlanmasını tavsiye etmiyorum ama bunu da kategorik olarak “günah” veya “mekruh” ya da iktisaden kesinlikle “yanlış” bulmuyorum. Şartlar gerektirmişse, bütün sakıncalarına rağmen bir devlet, dövize nâtık bono çıkartarak, kendi vatandaşından borç alabilir. Kaldı ki, kambiyo serbestliği varsa, yani yabancı tasarruflar içe giriyor veya iç tasarruflar dışa çıkabiliyorsa, çıkartılan tahvili kimin aldığı belli değildir.

Dolayısıyla uluslararası para piyasalarına dövize nâtık tahvil sunmakla, bunun bir benzerini yurtiçinde satmak arasında esasında bir fark yoktur. Bunları söyledikten sonra şunları da eklemek zorundayım:

KENDİ VATANDAŞINDAN DÖVİZLE BORÇ ALMAK ACZ İFADESİDİR

Bir devletin ulusal parası dışında bir para birimiyle “kamu borcu” yaratması sadece “çift para birimli” ülkelerde görülen bir anormalliktir. Ne Almanya, ne Danimarka, ne ABD ne de “kamu borcu/milli gelir” oranının yüksekliğinde dünya şampiyonu olan Japon devleti “ulusal para birimi” dışında bir parayla borçlanmaz. Ancak bizim içine düştüğümüz bu çaresizlik, bir sonuçtur. Sebepse; iktisatçılarımız ile başta AKP'li ve CHP'liler olmak üzere siyasilerimizin %99'unun, Türkiye'de “iç tasarruf yetersizdir, onun için dış borç almaya mecburuz” zırvasına inanmalarıdır.

Bu batıl inanç değişmedikçe, kamunun dıştan veya içten dövizle borç alması gibi uzun vadede zararlı finansman işlemleri devam edecektir.

TL İLE DIŞ TİCARET, TİCARET AÇIĞINI AZALTMAZ

Uzun bir süredir AKP, dış ticarette yani ihracat veya ithalatta Türk Lirası kullanılması için gayret sarf ediyor. Pek tabii bunu tek taraflı olarak düşünmüyor. Ticaret ortağımız olacak yabancı ülkenin ulusal parasını da bizim ödeme aracı olarak kabul edeceğimizi beyan ve taahhüt ediyor. Bu suretle dövize (dolar veya Euro'ya) ihtiyaç duymadan, dış ticaretin finanse edilebileceğini ve özellikle komşu ülkelerle yapılan ticaret hacminin artacağını savunuyor. Hatta açıkça söylenmese de “döviz kullanmadan” dış ticaret yapılırsa, cari açığın oluşmayacağı gibi bir yanılgı içinde olunduğunu tahmin ediyorum. Eğer amaç “döviz açığı” yaratmamak ise bunun çaresi “cari açık” vermemektir. TL ile yapılan ithalat, eğer TL ile yapılan ihracattan fazla olursa, ortaya yine cari açık çıkar. Bize karşı ticaret fazlası verenler, ellerinde biriken TL'leri günün sonunda dövize çevirmek isterlerse (ki isteyeceklerdir) bunları Türkiye'ye getirir, dövize çevirir ve döviz olarak yurtdışına çıkartır. Bu da döviz rezervinin azalması yani “döviz açığı” oluşması demektir. Eğer Türkiye, ulusal paralarla yapılan dış ticarette “ticari fazla” verir ve bizim elimizde mesela İran parası kalırsa, İran'da “kambiyo serbestliği” olmadığı için o paralar avcumuzda patlar. İhraç malı üretmek için dövizle yaptığımız ithalat yüzünden yine döviz açığı vermiş oluruz.

Son söz: Sermaye hareketleri serbestse, TL ile dövizin farkı yoktur.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more