Sözcü Plus Giriş
AYŞE SUCU

Müslümanlığın yobazlıkla imtihanı

10 Haziran 2019

“İslam'ı yobazlardan koruyun, aksi takdirde dünyayı İslam'dan koruyun” sözü, günümüzü resmediyor adeta. Yobazlık deyince elbette akla cehalet gelir, zira cehalet tüm kötülüklerin anasıdır. “Cahillerden yüz çevirin” ayetini yukarıdaki söz ile birlikte düşünelim; “Oku” emriyle başlayan İslam'ın mücadelesi tam da bu değil miydi; körü körüne teslimiyet, bilinçsiz bağlılıklar, ‘ataların dini'i deyip yanlışta ısrar, aklı ve tecrübeyi devre dışı bırakmak ya da bilimsel birikimi hafife almak vs.? Mesele inanç da değil; her fikrin, her ideolojinin yobazı vardır, onların inatları karşısında akıl da bilgi de görgü de çaresiz kalır. Demem o ki yobaz, gerçeklik derdinde değildir, hakikate ulaşmak istemez, karanlık dünyasına vuran her ışık onu rahatsız eder; oysa tüm bunlar Kur'an zemininde küfürdür.

ÖTEKİLEŞTİRME VE DİN

İki bin beş yüz yıllık düşün tarihi boyunca faklı düşünen (ki onlara ezber bozan, büyük düşünen demek daha doğru olur) insanlara yapılan hakaret, sürgün, tekfir, öldürme gibi her türlü gayri insani tutum, çağdaş dünyada kabul görmüyor artık. Bakmayın günümüz yobazlarına, gerçek inanç sahipleri en başta doğruyu bulmak adına dinlemesini bilir; zihin dünyasında karşıt görüşlere yer açar, onlarla hesaplaşır, doğruyu gördüğünde ise sahiplenmede bir an bile tereddüt etmez. Mahalli/yerel düşüncelerinin tüm insanlık tarafından kabul görmesi beklentisi içine girmez. Evrensel ölçekteki okumaların ise ancak aklı özgür, fikri özgür, vicdanı özgür insanlar tarafından yapılabileceğinin farkındadır.

GÜÇ İSTENCİ YIKICIDIR

Geleneği kutsama anlayışına dönüşmüş itaat anlayışının ya da biat kültürünün (tarih boyunca dinin temeli olarak gösterilse de) İslam'ın genel mesajıyla örtüşmesi olanaklı değildir. Zira “La ilahe” diyerek başlayan İslam dairesine girişin ilk sözü, insan zihninde oluşmuş genel kabulleri/ezberleri reddettirmek içindir. İlah, güç sahibi, sığınılan, kendisine yönelinen, kendisinden istenilen vb. anlamalara gelir; mutlak iktidar sahibi olan Tanrı ise, kendisinin dışında oluşturulan kültürel tüm ilahların/tabuların yıkılmasını ister. Ki “İllallah” denilebilsin. Bu manada düşünmeye açılan kapı olmalıdır “La ilahe”; yani ilahlaştırılmış her düşünce ya da kurum (cemaatçilik, tarikatçılık, mezhepçilik, particilik); ikinci güç vehimleri; aracılar, kişiler ve hatta kutsanan zaman dilimleri “tevhit” anlayışını yok ettiği gibi düşüncenin de önünü kesmiştir.

FARKLI DÜŞÜNCEYE TAHAMMÜL

Tüm bunların karşılığında bugün Türkiye'de hâkim olan İslamcı ideolojinin uzlaşma nedir bilmez tavrı, şiddet dozunu her geçen gün artırıyor. (İslam ile İslamcılık arasındaki farkın ortaya konulamaması; ve hatta toplum katmanlarında bunun bilinmiyor olması; İslamcılığın, dış güçler tarafından, iktidar eksenli bir manipülasyon aracı olarak kullanılmasını sağladı. Burada belirtilmesi gereken husus İslam dini ile İslamcılık idelojisinin alakalı (gibi görünse de) olmadığıdır. Birisi dindir, diğeri ideoloji; dinin kaynağı Tanrıdır, ideolojinin kaynağı ise insan. Din ideolojileşirse aslını yitirir; ideoloji dinleşirse şirke ve felakete sebep olur. İslamî yaşam biçimi başta İslamcılık olmak üzere hiçbir ideoloji altında değil, ancak ve ancak o sade Müslümanlık çatısı altında sürdürülebilir.)

Bu ideolojinin makam düşkünü ve doygunu ideologlarının (buna gazete köşelerini de dâhil ediyorum) kendilerinden başka kimseye tahammülleri yok. Bu ideolojik bir narsizme dönüşmüş durumda. Öyle ki muhalif-eleştirel haklı seslere, en küçük bir hoşgörü dahi gösteremiyorlar. Birkaç gün önce Habertürk'ün canlı yayın konuğu olan Dücane Cündioğlu'nun İslamcılık üzerine yaptığı açıklama ve eleştirilerini böyle bir zihniyet çerçevesi içinde okumakta fayda var.

Haftaya devam edelim.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more