Sözcü Plus Giriş
HÜSNÜ MAHALLİ

Hadi gülümse

9 Ağustos 2019

Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki akşam Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskiy ile birlikte düzenlediği basın toplantısında Fırat'ın doğusunda kurulmak istenen güvenli bölgeyle ilgili olarak “ABD ile birlikte bir harekat merkezinin kurulmasına karar verildi. Merkez kurulduktan sonra buradaki süreç başlatılacak. Dolayısıyla adım atıldı mı atılmadı, demek ki adım birlikte atılıyor. Burada aslolan Fırat'ın doğusunda bu adımın atılmasıydı, bu da Amerikalılarla birlikte gerçekleştiriliyor” dedi.
Bu Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Putin'e ilk mesajıydı.
Çünkü Erdoğan Rusya destekli Suriye ordusunun NUSRA'nın işgali altındaki İdlib'e yönelik operasyonlarına tepkiliydi.
Peki ikinci mesaj neydi?
“Soydaşlarımızın tarihi anavatanları Kırım'daki varlıklarının devamı, kimliklerinin ve kültürlerinin korunması, temel hak ve hürriyetlerinin güvence altına alınması önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Türkiye, Kırım'ın yasa dışı ilhakını tanımamıştır ve tanımayacaktır'' dedi.
Mart 2014'te Kırım'ı ilhak eden Rusya şimdi Ukrayna'nın düşmanı.
Rusya 2011'den bu yana Ankara'nın düşman bellediği Suriye'nin dostu.
Haziran 2016'dan sonra Türkiye ile Rusya dost oldu.
Ağustos 2016'da Putin'in ‘yeşil ışığı' ile Cerablus'a giren TSK önce IŞİD sonra YPG ile savaştı ve Cerablus'tan Afrin'e kadar uzanan bölgede savaşın ilk günlerinden itibaren istediği güvenli bölgeyi inşa etti.
Bu da yetmedi sınır boyunca üç metre yüksekliğinde duvar ördü ve duvarı her türlü teknolojik aygıtlarla donattı.
Tüm bunlara izin veren Putin şimdi artık 20 bin NUSRA militanının bulunduğu İdlib'de Erdoğan'la anlaşamıyor.
Çünkü içerde toplumu ve devleti İslamlaştırmaya çalışan Erdoğan kendi ideolojik tercihlerine göre bölgedeki İslamcılardan vazgeçmek istemiyor.
İstemeyince Erdoğan, ‘dostu' Putin'e iki mesaj yollama gereğini duydu.
Hem de Putin'in düşmanı ‘Yahudi kökenli' komedyen Zelenskiy üzerinden.
Hem de yeniden canlanabilecek Trump aşkı üzerinden.
Her şey beklenildiği şekilde gelişirse Ankara dört yıldır PYD'yi silahlandırmakla suçladığı ABD ile Fırat'ın doğusunu paylaşacak.
Hani şu ‘güvenli bölge' hikayesi.
Suriye'de savaşın başladığı ilk günlerden itibaren Ankara ‘İlle de güvenli bölge' deyip duruyordu.
Bu kadar mülteci bunun için içeri alındı.
Şimdi de YPG yani PKK militanları 30-40 kilometre güneye doğru ötelenecek sonra ‘terör tehlikesi' sonlanacak.
Bunun garantisini ABD verecek.
Güler misin ağlar mısın!
Fırat'ın doğusu belki de Kuzey Irak gibi olacak.
Hani şu Çekiç Güç hikayesi. Üç aylığına geldi, 12 yıl kaldı sonra Irak işgal edildi.
Belki de Salih Müslim yeniden Ankara'ya gelir.
Belki de ‘Barış Süreci' yeniden başlar.
Belki Fırat'ın doğusuyla ilgili ‘ortak harekat merkezi' kuracaklarını söyleyen Ankara ile Washington askıda olan tüm sorunlarını çözer ve Türkiye geleneksel müttefiği ABD ile kucaklaşır.
S-400'ler depoda tutulur, F-35'ler gelir, krediler açılır, İsrail ile barışılır, AKP iktidarına destek verilir…
Belki de ‘küllenen aşk' yeniden alevlenir.
Belki de BOP'de yeniden eş-başkan Arap Baharı'nda bitmeyen senfoni oluruz.
Belki de bunların hiçbiri olmaz ve ABD, ABD'liğini yapar.
Boşuna dememişler can çıkar ama huy çıkmaz.
Beyaz adam'ın kompleksi bitmez.
O ‘Big Boss' biz ise köleyiz.
74 yıl önce bugün Nagasaki'de olduğu gibi bir bombayla en az 100 bin insan yok olmalı.
Deli Trump'tan her şey beklenir.
Belki de yarın Twitter'a sarılır ve yine bize tehditler savurur.
Belki de belki…
Belki de birileri çıkar ‘yeter artık bıktık bu iğrenç oyunlarınızdan' der.
Örneğin OBİT kuracağını söyleyen ve Esad ile direk diyalog kuracaklarını söyleyen CHP lideri Kılıçdaroğlu.
Der mi?
Belki!
Belki şehre bir film gelir,
Bir güzel orman olur yazılarda,
İklim değişir, Akdeniz olur,
Gülümse'.
Hadi gülümse.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more