Sözcü Plus Giriş
EGE CANSEN

Finansmanda havuz yavuz kuramı

26 Ocak 2020

Hizmet vermeye çalıştığım çok şirketli gruplardan birinin patronu, bir gün bana  “Benim, fikre ihtiyacım yok. Ben de fikir çok, para az. Benim, bana akıl verecek kişilere değil, para bulacak finansmancıya ihtiyacım var” demişti. Çok uzun yıllar Türkiye'de “kredinin reel faizi eksi, sabit kurlu döviz ucuz” idi. Dolayısıyla bankadan kredi alan veya banka kurup içini boşaltan işadamı, hiçbir uzmanlığı olmasa bile, aldığı TL veya dövizli borçla sadece istifçilik yapıp, fabrika kurmak için arsa kapatsa günün sonunda para kazanıyordu. Yöntem şuydu: Önce bir şirket kur. Sonra birkaç şirketli bir grup oluştur. Gruba dâhil şirketler, borçlanabildikleri kadar borçlansın. Bu paraları bir “merkezi havuzda” topla. Paraya ihtiyacı olan şirketine, günü gelince kıtı kıtına ver. Merkezi havuzda biriken paralarla, yeni işlere gir veya mülk edin. Benim gözlemime göre bu çok sakıncalı bir büyüme modelidir. Bir defa, bağlı şirketinin genel müdürü paraya hâkim değilse, yönettiği firmanın başarısızlığından sorumlu olmaz.  Daha kötüsü, birinin işleri kötü giderse, sağlamlar da zarar görür. Üstelik farklı hissedarlara sahip ve özellikle halka açık şirketleri olan grupların “para havuzu” uygulaması hem vergi hem de ticaret hukukunun ruhuna aykırıdır.

ADEM-İ TAHSİS PRENSİBİ

Kamu maliyesinde “adem-i tahsis” (non assignment of taxes) diye bir ilke vardır. Bu ilke, “toplanan vergiler, önceden belli harcama kalemlerine tahsis edilmez” demektir. Yani tüm vergiler bir havuzda toplanır, oradan dağıtılır. Bu sebeple “havuz amiri” maliye bakanları, her zaman kabinelerin en etkili üyesi olmuştur. Netice itibariyle devlet tektir ve kamu maliyesinde “parayı havuzlamak” doğru bir ilkedir denebilir. Ancak bu yöntemde de tahsis hataları ortaya çıkar.  Özal, zamanında “geliri belli bir gidere tahsisli” fonlar kurulmuş, pek tabii kısa zamanda 120 fon kurularak bu iş de cıvıtılmıştı. Benim kanaatim az sayıda özel maksatlı fon kurmanın yararlı olduğudur.  Mesela şehit aileleri için toplanan paralar havuza alınmamalıydı.

MERKEZ BANKASI DEVLET HAVUZUNA SU BASMAZ

Cari açık sıfırlanınca, bütçe açığı patladı. Çünkü cari açık sayesinde “milli harcamalar, milli gelirden hızlı büyüyor” devlet gelirleri de ithalattan doğan dolaylı vergilerle durmadan artıyordu. AKP döneminde “özel sektörün dış borçlarını artırma pahasına, kamunun iç borçlanması” azaldı. Buna da mali disiplin dendi. (Yersen.) Şimdi bütçe “faiz hariç” hesabıyla dahi açık veriyor. Açığı kapamak için Hazine borçlanacağına, Merkez Bankası (MB) “avans kâr dağıtımı” ve “ihtiyat akçesini devretme” gibi yöntemlerle devlet havuzuna su basıyor. Soru: MB'nin yeri ve sistemde “varoluş nedeni” (raison d'être) nedir?

MB, bankaların bankasıdır ve parasal sektörün bir parçasıdır.

MB, senyoraj ve enflasyon vergisi toplar, maliyenin bir parçasıdır.

Son söz: Varoluş nedenini unutan, bir varlık gösteremez.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more