Sözcü Plus Giriş
MESUT PARLAK

Kasap et, koyun can derdinde

7 Haziran 2020

Değerli Okurlar; geçen yazımda geçmişe olan özlemimden bahsederken, aydın insan geçmişi özler mi diye kendimi eleştirmiştim ama yaşadıkça gördüm ki, özleniyormuş.

Bizler dışarı çıkma yasağı ile evlere tıkılıyken meğer ülkenin çok daha önemli işleri varmış! Mesela iki yıl önce Meclis'e gelen bir Cumhurbaşkanlığı teskeresi, aylardır kapalı olan Meclis açılır açılmaz işleme konuluyor ve üç milletvekilinin vekilliği düşürülüyor!! Yetmiyor, jet hızıyla gece saatlerinde vekiller tutuklanmaya başlanıyor.

Burada Reis muhaliflerine bir eleştiri yapmak istiyorum. Her şeyi tek adam diye Reis'ten bilerek günahını alıyorsunuz. Devlet Bey'i unutuyorsunuz. Dikkatinizi çekerim, vekillerle ilgili ilk mesajı o vermedi mi!.

Devlet Bey'i gerçekten kutluyorum. Af dedi,  anında oldu!..

Vekillerle ilgili konuştu, anında!.

Seçim sistemi dedi, gündemde!.

Sayın Soylu'nun istifasında ağırlığını koydu, gereği yapıldı.

Hatta denilenler arasında Sayın Soylu ile MHP'nin arası çok iyiymiş. Allah muhabbetlerini artırsın. Bir yolculuk olabilir mi ? Bir başka söylentiye göre ise AKP'li vekiller, MHP'lileşiyoruz galiba!

Değerli Okurlar, vekillere Meclis'te yapılan işlem yasal olabilir. Ancak yıllardır teamüller gereği bu tür işlemler dönem sonuna bırakılırdı. Doğru ve ahlaki olan buydu. Ama öyle yapılmadı ve vekillikler düşürüldü. Peki Sayın Berberoğlu'nun AYM'deki başvurusu oradan dönerse ne olacak?

Hakikaten siyasi olarak öyle işler yapılıyor ki geçmişle örtüşmüyor. Bayram değil seyran değil, bekçi mevzusu çıktı ortaya. Çocukluk dönemimizde sokaktan gelen düdük sesi ile güvende olduğumuzu düşünür, tonton bekçi baba dolaşıyor derdik. Bekçiler, o dönem mahallelinin en sevdiği insanlardı. 2016'da başlayan alınma süreciyle, sayı 30 bini bulacakmış. Hatta silahsız olan bekçiler yeni getirilecek yasayla birlikte silah taşıma yanında yeni birtakım yetkilerle de donatılacak. Ancak paralı askerlik süresi kadar eğitimi olan genç bir insan beline silah verilip sokağa bırakılacak! Polisle eşit duruma mı gelecek? Polislik eğitiminin yıllar sürdüğü gerçeği ne olacak? Yaklaşık 300 bin polis, kırsalda 200 bin jandarma yetmedi mi, bir de üstüne bekçiler!.. İddialara bakılırsa durum ürkütücü. Bu kadroların nasıl seçildiği konusunda da medyada ciddi kuşkular var.

Gözümüz aydın olsun, bu meseleler apar topar gündeme geldiğine göre koronavirus Türkiye gündeminden düştü demektir. 65 yaş üstü gençlerin de yakında tutuklulukları bitecek demek ki.

Ülkeyi yönetenler, ekonomik ve sosyal gidişatın çok iyi olduğu sizler tarafından devamlı dikte ediliyor. Maliye Bakanı da 4.5 büyümeyi yakaladık, diyor. Bu açıklamaların gerçeklerle ne denli uyuştuğu konusunda ekonomistlerin ciddi kuşkuları olduğu da çarşaf çarşaf yazılıyor. Tabii bu aralar kapalı kaldığımız için market etiketlerini görme imkanımız yok ancak online alışveriş yapılabiliyor. Hesap pusulasına bakınca anlattıklarınız pek görülmüyor. TV'de enflasyonu açıklıyorsunuz, gelin görün ki market faturaları, doğalgaz ve elektrik faturaları ile örtüşmüyor. Şaka mı yapıyorsunuz? Lütfen aklımızla alay etmeyin. Belki yukarılardan görüntü çok iyi ama buralarda durum öyle değil. Fiyat yangını var. Ya işsizlik!. Giderek yaşam koşulları dayanılmaz bir hal alıyor. Bunlara bir an önce çözüm bulunacakken, 48 günün sonunda açılan Meclis'in gündemine bakar mısınız! Acaba bu da mı “ülke bekası” için diye düşünmeden edemiyor insan.

Değerli Okurlar, son dönemlerde yönetenlerin uygulamaya koydukları meseleleri gözlemledikçe, daha da sertleşileceğe benziyor. Bu duruma muhalefet partilerinin ne gibi önlemler alacağı çok önemli. Sanki CHP için ciddi oyunlar kurgulanıyor! Eğer öyleyse CHP çok sakin davranmalıdır. Burada ki amaç gerginlikleri artırarak CHP'yi içine çekmek. Cumhuriyet'in kurucu partisi bu tuzağa düşmemelidir. Bu demek değil ki susup beklenecek! Demokrasi çerçevesinde her türlü cevap verilmelidir.

Yönetenlerin söylemlerine bakılınca HDP diyerek CHP'ye bölücü örgüt ilişkisi yaftalanmaya çalışılıyor gibi. Bu tutmaz ama bunun tek genel merkez tarafından değil, parti tabanının da seçmene anlatması gerekiyor. Vekiller, Ankara'da oturmakla değil tribünden sahaya inerek tüm vatan geneline dağılmalı  ve İyi Parti, Saadet, Deva, Gelecek, DP vs parlamenter demokrasiye gönül vermiş diğer partilerle birlikte karşı bir duruş sergilenmelidir.

Yönetenlerin amacı  muhalefeti, muhalif medya ve TV'leri sık boğaz ederek seslerini kısıp, ekim veya kasımda bir baskın seçim yapmaktır. Tüm bu yapılanlar baskın seçimin ayak sesleridir.

İktidarda moraller bozuk. Yapılan anketlerde her geçen gün partinin aşağıya doğru gidişi görülüyor. Bu gidişi engellemenin çözümlerini ararken de gittikçe sertleşiliyor. Bu ülke bunları hak etmiyor. Tek çıkış yolu, güçlü bir parlamenter demokrasiyle özgür bir Türkiye yoludur.

Burası 20. asrın en büyük devrimcisi olan Atatürk ve Silah Arkadaşlarının kurduğu “Laik Demokratik Türkiye Cumhuriyeti”dir.

SON SÖZ: HERHAL İLERDEDİR YAŞANACAK GÜNLERİN EN GÜZELLERİ… NAZIM HİKMET

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more