Sözcü Plus Giriş
NECATİ DOĞRU

En hakiki taklitçi!

26 Ekim 2020 Yazarlar

Parmağını uzattı. Atatürk dönemi dahil kendinden öncekilere “batı taklitçisi” dedi.

Lafa bakma.

İşe bak.

Fakirlik patladı.

İşsizlik alev oldu.

Esnaf batakta.

Türkiye küçüldü.

Devletin geliri ile gideri arasında uçurum büyüdü, halk ağır vergi yükü altında eziliyor. Sabah ne yiyeceğini bilmeden gece yatağa giren milyonlar var.

Zengin daha zengin.

Yoksul!

Ekmeğe muhtaç.

Tablo bu!

18 yıldır iktidar.

Kendisi yarattı.

Çözümü ne?

Yapılanı görüyoruz: Avrupa iktisatçılarının 250 yıldır “krizlerden çıkmak için önerdikleri çözümleri” ve Avrupalı politikacıların patlayan krizlerin ateşini düşürmek için 250 yıldır başvurdukları yolları deniyor. Ama çoğunlukla da eksik, uyduruk, yarım yamalak, günü kurtarıcı!

Kendisi!

En hakiki taklitçi.

Orijinal bir buluş yok.

Yerli olarak yazılan tek hikaye: Damattan bakan yapmak.

★★★

Geçen hafta iki haber aynı gün bütün gazete ve TV'lerde yayınlandı.

Şöyleydi 2 haber.

Erdoğan imzaladı:

Ankara, İstanbul, Hatay, Gaziantep, Mersin, Kilis, Kastamonu, Diyarbakır ve Amasya'da gerçekleştirilecek enerji projeleri için bazı taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verildi.

Uygun strateji:

Devletin elinde kalan termik ve hidrolik santraller, limanlar özel sektöre satılacak. Kömür sahaları özelleştirmeye çıkarılacak. Otoyol ve köprüler, “uygun strateji” bulunduktan sonra ihaleye çıkarılacak.

Bir yanda:

Kamulaştırma.

Öbür yanda:

Özelleştirme.

Bu ne çıldırtan denge.

Bu ne beter çizgidir.

Yaprak döker bir yanı.

Bir yanı bahar bahçe.

★★★

“Yerli ve milli” lafını ağızlarından düşürmezler ama yaptıkları batı düşüncesinin son 250 yılda ürettiği; “Liberal Kapitalizm- Nasyonel (milliyetçi) Sosyalizm- Komünizm” arasında sıkışıp kaldılar.

Adam Smith:

Liberal kapitalizmi.

Maynard  Keynes:

Devlet müdahalesini.

Karl Marks:

Emekçilerin iktidarını.

Savundular.

Ekonomik krizlere, durgunluklara, bunalımlara çözüm modeli öneren bu üç iktisatçının üçü de Batı kökenli düşünürlerdi. 250 yıldır Avrupalı iktidarlar sıkıştıklarında bu üç iktisatçının önerilerini uyguladılar. Tayyip Erdoğan  iktidarı ise “helal gıda- sukuk- faizsiz banka” türü İslamcı kurumları arada bir  parlatmasına rağmen 18 yıldır Türkiye'de bu üç batılı iktisatçının önerdiklerini, biraz ondan, biraz diğerinden yarım yamalak uyguladı.

★★★

Bir yanda:

Kamulaştırma.

Devletçilik.

Öbür yanda:

Özelleştirme.

Müteahhit zengin etme.

Çıldırtan denge.

Senkronize tantana.

Türk ekonomisi çıldırdı.

TARİHLE RÖPORTAJ
(Unutkanlığa ilaç)

Sayısal Loto'da Bismillah'a geçiş!

Sayısal Loto'da bugüne kadar çekilişler yapılırken ünlü hanımlar “şansınız açık olsun ya da şansınız bol olsun” türü cümleler kullanırlardı. Bu kez Sayısal Loto çekilişini yapmak için anlaşma yapılan ünlü isim Seda Sayan, çekilişi “Haydi Bismillah” diye yaptı. Sayısal Loto, “Bismillah” taklitçiliğine geçti. Aslında İslam dini, bir tür kumarı çağrıştıran şans oyunlarını “insan nefsini ve bedavadan kazanma hırsını azdırdığı için” doğru bulmuyor. Sayısal Loto, Milli Piyango'nun en ilgi gören oyunuydu ve Devletin elindeydi. Milli Piyango önce Varlık Fonu'na devredildi. Varlık Fonu, Sayıştay denetiminde ve İhale Yasası kapsamında değil. Böylece sayısal Loto Demirören-SİSAL Grubu'na özelleştirme yoluyla kolayca satıldı. Demirören Grubu, Sayısal Loto'yu devletin elinden alınca ismi “Çılgın Sayısal Loto” yapıldı ve sistem değiştirmesine de izin verildi. 1.5 TL olan kolon fiyatı da yüzde 100 zamla 3 TL yapıldı. Devletin elindeyken 49 rakam arasından 6 rakam bilmek gerekirken, özele geçince 90 rakam arasından 6 bilmek gerekti. Böylece haftalar boyunca bilen çıkmıyor, eskiden 8 hafta bilen çıkmayıp biriken para 8 kez devredilirken şimdi 28 kez bilen çıkmıyor ve şirketin kasasında biriken para çoğalıyor. Sayısal Loto devletin elindeyken devlet bu sistem değişikliğini niçin kendi yapmadı da özele satınca yapılmasına için verdi? Bu soruyu asla unutma!

YAZARIN TÜM YAZILARI