Sözcü Plus Giriş
RAHMİ TURAN

Arızalı hukuk!

8 Temmuz 2020

Türkiye bir hukuk devleti mi?

Ülkede avukatlar bile hak arıyor…

Hoşa gitmeyen muhalif TV ekranları keyfi şekilde karartılıyor…

İktidarı eleştiren gazeteciler hapis tehdidiyle karşı karşıya… Bazıları da hapiste…

İşçiler, memurlar, öğrenciler, çiftçiler… Ülkede adalet aramayan yok!

Hukuk nereye kaçtı, bilinmiyor…

Hani ünlü bir tekerleme vardır… “Su nerede? İnek içti, inek nerde? Dağa kaçtı” diye…

Bir vakitler bu tekerleme gündeme geldiğinde sözleri tam olarak hatırlamadığım için torunum Eda'ya sormuştum. O da hemen bir çırpıda söylemişti:

★★★

“Komşu komşu hu,

Oğlun geldi mi? Geldi.

Ne getirdi? İncik boncuk…

Kime kime? Sana bana…

Başka kime? Kara kediye…

Kara kedi nerde?

Ağaca çıktı… Ağaç nerde?

Balta kesti… Balta nerde?

Suya düştü… Su nerde?

İnek içti… İnek nerde?

Dağa kaçtı… Dağ nerde?

Yandı, bitti, kül oldu!”

★★★

İşte ülkemizdeki hukuk yukarıdaki tekerlemeye benziyor:

“Yandı, bitti, kül oldu!”

Elbette ki, hiç hukuksuz değiliz ama büyük sorunlarımız var.

Hukuk yalnız vatandaşlar için değil, ülkemizin itibarı için de çok önemli…

Gelişmiş bir ülke olmak için önce sağlıklı bir hukuk düzeni gerekiyor.

Hukuksuzluğun yarattığı güvensizlik yüzünden Batı dünyasından kopuyoruz. Yabancı yatırımcılar Türkiye'ye gelmiyor, burada olanlar da ya kaçıyor, ya da kaçmak için fırsat kolluyor.

Ülkemize dış yatırım gelmesi tamamen hukukun üstünlüğü ilkesine ve adalete güvenmeye bağlıdır. Güven olmayan yere para girmez!

Güven sağlamanın birinci yolu yargı bağımsızlığıdır.

İktidarın artık yargı ile fazla uğraşmaması gerekiyor… Avukatların bile Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin önünde adalet aramak için çırpındığı bir ülkede ne kadar hukuk vardır?

Gerçek bir hukuk devleti olmak için bağımsız yargı ve demokrasi şarttır.

Arızalı bir hukuk sistemi, hukuk değildir!

AKP halktan koptu!

Halkın gerçeği:

İşsizlik, hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısı… İnsanlarımızın birçoğu “Ay sonunu getiremiyoruz” diye ağlaşıyor.

İktidarın gündemi ise başka:

“Böyle baro olmaz. Çoklu baro sistemine geçelim…”

“Ekonomimiz iyi gidiyor.”

“En kötü dönemde bile büyüdük.”

“Ambarlarımız, silolarımız dolu. Tarımda bir sıkıntı yok!”

“Sosyal medya haddini aştı, zaptı rapta almamız lâzım.”

“Abdülhamit'e ve Diyanet'e lâf söyletmeyiz, söyleyen TV'leri de karartırız.”

★★★

Türkiye'nin çözüm bekleyen acil sorunları varken iktidar, avukatları susturmaya, baroları bölmeye çalışıyor. “Çoklu Baro Yasası” Meclis'ten çıkmak üzere…

İktidar puan kaybettikçe sertleşiyor. Çeşitli bahanelerle gazeteciler tutuklanıyor, Halk TV, Tele-1 gibi televizyonlara ağır cezalar veriliyor, bağımsız gazeteler susturulmak isteniyor.

Sosyal medya da topun ağzında…

Yapılanlar hukuk kurallarına, demokrasiye, düşünce ve fikir özgürlüğüne aykırı ama kimin umurunda?

Bu arada işsizlik ve pahalılık da almış başını gidiyor ama iktidarın bunu önleyecek gücü yok!

AKP ve yandaşları “Oylarımız niye düşüyor?” diye merak etmesin. Sebepleri belli değil mi?

TEBESSÜM

“Ateş ile barut”

Temel, denizde yüzen genç kıza doğru kulaç atınca kız:

“Yaklaşmayın lütfen!” diye bağırır.

Temel merakla “Neden?” diye sorar. Kız:

“Ateşle barut bir arada olmaz!” deyince Temel:

“Sen hiç merak etme” der “Nasıl olsa sudayız. Islak barut patlamaz!”

GÜNÜN SÖZÜ

Gelecek bilinmez ve bilinmeyen şeyler insana korku verir!

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more