Sözcü Plus Giriş
SAYGI ÖZTÜRK

O hediyelerin nerede olduğu açıklanmalı

30 Ekim 2020 Yazarlar

Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, AKP Genel Başkanı ve başbakanlık görevlerinde bulundu. Yaptığı açıklamalar sonrası partisinden ihraç edileceğini bildiği için istifa etti. Gelecek Partisi'ni kurdu, seçime katılma hakkını da elde etti. Pazar günü yapılacak kongre sonrası Davutoğlu'nun ilk işi liderlere parlamenter sistemle ilgili kapsamlı bir rapor vermek için randevu istemek olacak.

Başbakanlığı döneminde verilen tüm hediyelerin kaydını tutturmuş. Görevi devrederken bunların yine kayıtlı-belgeli bir biçimde devlete bırakılmasına karar vermiş. Yani yapılması gerekeni yapmış. Davutoğlu'na “Sizden önceki başbakanlar da bunu yapmışlar mı?” diye sordum. “Çok zor bir soru sordunuz. Söylemek istemezdim ama…” dedi. Davutoğlu, o zor bulduğu soruyu cevaplandırırken önemli bir konuya da ışık tutacaktı. İşte anlattıkları:

MÜSTEŞARI ÇAĞIRDIM

“Bize verilen hediyeleri aile olarak hep arşivde tutar, orada muhafaza ederdik. Sergilenecek olanlar sergilenirdi. Çankaya'da tam da ayrılacağımız günlerde görsel özelliğe sahip olanları sergilemiştik. Mücevher gibi bir takım şeyler ise kasada tutulurdu. Gerekli açıklamaları yaptıktan sonra Başbakanlık makamına geldim. İlk yaptığım iş müsteşar Kemal Maden'i çağırdım, ‘Bunları devlete iade edeceğiz, işlemleri yapın' dedim. ‘Olur' dedi ve 1936 yılında çıkarılan kanunu getirdi. Buna göre defterdar, bilirkişi ve bir Başbakanlık yetkilisi oturup bunları kıymetlendirecek, değerlendirecek, tutanak düzenleyecek, sonunda ben de imzalayacağım, gelecek başbakana onu teslim edeceğim.

Kemal Bey, ön çalışmayı yaptıktan sonra bana, ‘Efendim bir mesele var. Şu ana kadar bu işlemin yapıldığına dair hiçbir devlet belgesi yok' dedi. Şimdi kimsenin günahına girmek istemem. Geçmiş başbakanlardan yaşayan, yaşamayan hepsi hürmete layıktır. Belki bir yerlerde arşivde vardır onu bilemem. Yani nasıl yapılacağını kanuna bakarak çıkardı. Benim görevim vatandaş olarak kanuna uymak.

BU GÖREVDİR

Yanlış anlaşılmasın ben bunları ahlaklılık olarak söylemiyorum. Kanuna uymak ahlak değil. Bir otomobil sürücüsü kırmızı ışıkta durdu diye ahlaklı olmaz. Kırmızı ışıkta durmak ahlak değil görevdir. Hediye Kanunu'nu uygulamak ahlak değil, görevdir. Ben görevimi yaptım.

Bunu niye söylüyorum? Hediye kavramı Doğu'da rüşvetle bir şekilde özleştiyse, bir Ortadoğu ülkesine gittiğinizde, ‘hediye' başka anlam taşır. Devlet adamı hediye almaz. Hediye Doğu'da yaygın, Batı'da değil. Başkasını bilmem ben hediye aldım, ayrılırken de hepsini kayıtlı olarak devletimize bıraktım.

Bir devlet adamı, evinde otururken almayacağı şeyi, eğer devlet adamı olarak alıyorsa çok net söylüyorum o hediye değildir. Bugün bana biri hediye verirse, bir gücüm yoksa o hediyedir. Avrupa'da ve Amerika'da, ülkelerine göre değişir ama 100 doları, 200 doları, 300 doları aşan hediye kabul edilmez.”

RAHATSIZ OLDULAR

Davutoğlu, Başbakanlığı döneminde kibir ve şatafata karşı savaş açtığını belirtiyor, devlet içinde kendisine niçin karşı çıkıldığına ilişkin şu iddiada bulunuyor:

Kibir vardı, şatafat vardı onlara savaş açtım. Devlet adamı hediye alamaz diye genelge yayınladım ben. Hediye alanlar rahatsız oldular. Başbakanlığı bıraktığım gün aldığım bütün hediyeyi, milyonlarca lira tutan hediyeyi 1936 yılında çıkan kanun gereği neyse Hazineye bıraktığım için bile problem oldu. Devlet adamı hediye almaz alınan hediyelerin de hepsinin geri verilmesi lazım.

HEDİYE GÖRÜNTÜSÜ

Bir gün iktidar olursam, yarım bıraktığım işi tamamlayacağım. Yolsuzluklara savaş açacağım. Bir tek devlet yetkilisi yurtdışından hediye almayacak. Benim dönemim bir daha tekrar nasip olursa en küçük memurdan cumhurbaşkanlığına kadar bir tek devlet memuru hediye alamayacak, hediye görüntüsü altında rüşvet alamayacak.”

Davutoğlu'nun bir çok konuda söyleyecekleri var. Bunun için liderlere istedikleri televizyonlarda, istedikleri kişilerle birlikte tartışmaya hazır olduğunu söylüyor ve cevap bekliyor.

Önce gözden düşürüyor, sonra yükseltiyor

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, birlikte yola çıktığı isimleri zaman zaman test eder. En önemli görevlere getirdiği kişileri, bir bakıyorsunuz hiç beklenmedik bir anda görevden alıyor. Görevden alınanlar da “Vay beni niçin görevden aldı” deyip herhangi bir eleştiride bulunmuyor. Çünkü, bir gün kendisinin yine değerlendirileceğinin sayısız örnekleri olduğunu biliyor.

Partiden ayrılan  ve “Gemileri yakan” bazı siyasetçiler dışında, çıkıp da Erdoğan'ın aleyhinde televizyonlarda konuşmuyor, gazetelere açıklama yapmıyor. Bunlarda, “Bugün ben etkili görevde değilim ama, yarın beni yine getirebilir. O yüzden sessiz kalayım, görev bekleyeyim” anlayışı hakim. Bankacılıkla, telekomünikasyonla uzaktan yakından ilgisi olmayanlar kendilerini yüksek maaşlarla yönetim kurulu üyeliklerinde buluyor. Kimisi, beklemenin karşılığını belediye başkanı, milletvekili olarak alıyor. Bazıları da suskunluğunun karşılığını kendisinin ya da yakınlarının devletle olan ilişkilerini bu sayede daha kolay yürütüyor.

GÖZDEN DÜŞSE BİLE

Hele küçük yerleşim birimlerinde, gözden düşmenin ne demek olduğunu, en iyi gözden düşen bilir. Bakıyorsunuz belediye başkanı, aday gösterilmiyor. O kişinin, yöresindeki ağırlığı tümden kayboluyor. Ama, siyasetçi ne zaman konuşacağını değil, ne zaman konuşmaması gerektiğini bilmeli. İşte görevden alınanlar konuşmaması gerektiğini çok iyi biliyor ve beklemeye başlıyor.

Şöyle geriye baktığımızda iddialı, AKP Genel Başkanı'nın uygulamalarına karşı çıkılması gerektiğine inanan iddialı bazı isimler gidişatın kötülüğü karşısında daha fazla susamıyor ve her şeyi göze alıp partilerinden kopabiliyor. AKP'de genel başkanlık, bakanlık, başbakanlık yapmış olanların, üzerlerindeki yoğun baskılara rağmen siyasi partiler kurması büyük cesaret. Eğer insanlar bir açığının olmadığına inanıyorsa, cesaretini de dürüstlüğünden alır. Bugün, AKP Genel Başkanı'nı en çok eleştirenler de o siyasetçiler oluyor.

BEKLEDİ…BEKLEDİ

Halk deyimi vardır, “Bekleyen derviş, muradına ermiş” diye. Buna uyan sayısız örnekleri olduğunu AKP'liler çok iyi bilir. Bugün, Rize'nin Ardeşen ilçesine gidelim ve gözden düşen siyasetçinin nasıl bir yükselişe girdiğini anlatalım:

Aralarında Giresun, Ordu, Samsun, Amasya, Çorum, Tokat, Trabzon, Rize, Artvin, Gümüşhane ve Bayburt'un da bulunduğu 11 ilin bağlı bulunduğu Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Doğu Karadeniz Bölge Kalkınma Projesi (DOKAP) İdaresi Başkanlığı'na AKP'li eski Ardeşen Belediye Başkanlığı,  AKP ilçe başkanlığı, İl Genel Meclisi Başkanlığı, AKP Rize İl Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulunan Hakan Gültekin getirildi.

31 Mart 2019 seçimlerinde AKP'den yeniden Ardeşen Belediye Başkan adayı olarak gösterilmeyen Hakan Gültekin'e yeni ve etkili bir görev verilmesiyle gönlü alınmış oldu. 2012 yılında kurulan DOKAP'ın kurucu başkanlığını eski ÇAY-KUR Genel Müdürü Ekrem Yüce yürütüyordu. Yüce, Sakarya'dan milletvekili adayı olabilmek için istifa etmişti. Seçilemeyince ikinci kez DOKAP Başkanlığı'na getirilmişti. Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı olan Ekrem Yüce, görevi bırakınca başkanlığı yaklaşık iki yıldır vekaleten Yusuf Mengi yürütüyordu.

DOKAP,  Ekrem Yüce'nin başkanlığı döneminde “Yeşil Yol” projeleriyle gündeme geliyordu. Karadeniz yaylaları birbirine bağlanacaktı. İşte buna karşı Karadeniz'de “Yeşil Yol”a karşı eylemler yapılıyordu. DOKAP'ın yeni başkanı olan Hakan Gültekin görevine başladı.

MAHKEMEYE VERİLDİ

50 yaşındaki başkan, Ardeşen İmam Hatip Lisesi ve Samsun 19 Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu. 30 Mart 2014' deki yerel seçimlerde AKP'den Ardeşen Belediye Başkanı seçilen Hakan Gültekin 31 Mart 2019'daki seçimde ise önce ilçe sonra da il başkanlarının karşı çıkması sonucunda Ardeşen Belediye Başkanlığı'na aday gösterilmedi ve liste dışı bırakıldı. Böylece Ardeşen Belediye Başkanlık koltuğunu İlçe Başkanı ve rakibi Avni Kahya'ya devretmek zorunda kaldı. Ardeşen'in AKP'li Belediye Başkanı Avni Kahya, eski başkanı ilçedeki bir araziyi bedelsiz bağışladığı için de mahkemeye verdi.

DOKAP'ın yeni başkanı Hakan Gültekin, Rize İl Genel Meclisi Başkanı'yken ilçesi Ardeşen'de bir ihale nedeniyle bir kişinin silahlı saldırısına uğramıştı. Yeni görevinde aylığı ise net 33 bin lira. İşte bu atama Rize'de günün konusu. Neden mi? Ardeşen'e belediye başkanı yapılmayan kişi, başkan yapıldı ve 11 il ona bağlandı.

AKP, eski başkanın bu atamayla gönlünü alırken, parti yönetiminden kızağa çekilenlere de, “Bekleyin, sıra size de gelebilir” deniliyor Çünkü, AKP'den ayrılanların kurduğu iki siyasi parti var. İşte, bu partilere geçişleri makam verilerek durduruluyor.

YAZARIN TÜM YAZILARI