Emre Kongar ve Müjdat Gezen…

Dumlupınar'a gidenleri çok etkileyen, hatta gözyaşları içinde bırakan yer, hiç kuşkusuz ilçeye girişteki “Şehitlik”tir.

O şehitlik ki, sembolik mezar taşları ve Prof. Tankut  Öktem ile Prof. Haluk Tezonar'ın imzalarını taşıyan anıtlarıyla, bağımsızlığımızın ve Cumhuriyet'in simgesi olan Büyük Zafer'in şehit kanlarıyla nasıl kazanıldığını, ziyaretçilere tüm görkemiyle anlatır…

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına tüm ulusumuzun vefasını yansıtarak Dumlupınar'ın unutulmuşluğuna son veren en anlamlı eserlerden biri olan şehitlik, Fikri Sağlar'ın Kültür Bakanı, Prof. Emre Kongar Hocamızın da müsteşar olduğu 1992 yılının 30 Ağustos kutlamaları sırasında ziyarete açıldı.

★★★

Ülkemizin saygın bilim insanlarından Emre Kongar Hocamızın, tarihin akışını değiştiren ve Milli Mücadele'nin önsözü olarak kabul edilen Çanakkale Savaşları'nda şehit düşen kahramanlarımızın anısına dikilen, ancak uzun yıllar boyunca bir türlü bitirilemeyen Çanakkale Şehitleri Abidesi'nin tamamlanmasında da unutulmaz çabaları bulunduğunu bilenlerdenim.

★★★

Dün kadim dostum, büyük mizah ustası Müjdat Gezen'den, koronavirüs tedavisi hastanede süren ama çok şükür hızla iyileşen ve büyük olasılıkla bu satırları evinde okuyacak olan Emre Hocamızı anlatan bir mektup alınca, bu değerli bilim insanımızın yaptığı unutulmaz kültür hizmetlerinin sadece bir bölümünü sizlere de anımsatmadan geçemedim. Diğerlerini de yazsam, sayfalar almaz…

İşte o mektup:

“Emre Kongar. Can dostumdur. O'nu o kadar çok severim ki anlatamam. Tele1' de programını izlerken virüs kaptığını ve canlı yayına hastaneden katıldığını duyunca çok kötü oldum. Bilgi (eşi) Kuşadası'nda o anda. Hemen aradım. WhatsApp üzerinden bana konferans yaptı, Emre'yle konuştum. ‘Domuz gibiyim' dedi. ‘Aslan gibisin' dedim. Dimdik bir adamdır Emre Kongar…

★★★

1980 yılıydı. Ankara'daki evinde yemek yiyoruz. Üniversiteden neden istifa ettiğini sordum. Sakal meselesindenmiş. Nedir o sakal meselesi? Emre anlattı. Kenan Evren bir yasa çıkarıyor: Üniversite hocaları hiçbir biçimde sakallı olamayacaklar. Emre bu emre uymuyor ve istifa ediyor. Gerekçesi de çok açık: ‘Sakalıma devlet değil karım karışır'. Günümüzde olsa istifa etmek zorunda kalmayacaktı. Çünkü kimse kimsenin sakalına karışmıyor. Hele onlarınkine benzer sakalın olursa işin de hazır!..

★★★

Uğur'la (Dündar) bu konuda telefonlaşırken: ‘Sizi mahfazaya koydum' dedim. Mahfaza, pek çoklarınızın bildiği gibi değerli mücevherlerin korunduğu güzel görünümlü kaplardır. Emre
Kongar benim için bir mücevherdir. O'na gözümüz gibi bakmamız lazım. Emre sadece aile dostum yahut değerli bir bilim adamı ya da iyi bir köşe yazarı olduğu için değil. Emre önce ‘İYİ İNSAN' olmayı başarabildiği için mücevherdir.
Aile sohbetlerimizde masanın hem aklı, hem zekâsı, hem nüktesidir. Emre gerçek bir iyilik meleğidir. Kendi köşesinde beni sık sık över. Ben de hasta yatağında Emre'yi öveyim ki ödeşelim dedim(!)

★★★

Yok yok, gerçek o dur ki; Emre Kongar sahici bir değerdir ne benim övgüme ne başkalarının onu övmesine Emre'nin ihtiyacı var. Ama ben yine de diyorum ki: Emre seni çok seviyorum çünkü çok güzel bir adamsın…”

★★★

Ben de sevgili Müjdat'ın içtenlikle kaleme aldığı satırlara imzamı atıyor ve değerli Hocamıza büyük geçmiş olsun diyorum.

Loading...