Sözcü Plus Giriş
YILMAZ ÖZDİL

Belgesel

9 Temmuz 2020

29 Ekim'de dünyaya geldi.

Cumhuriyet Bayramı'nda.

Hırka-i Şerif'de oturuyorlardı.

Ezan başladığında adeta evin içinde okunuyor gibi olurdu.

Çocukluk günlerinin en unutulmaz hatırasıydı.

Oturma odasının duvarında bir resim vardı.

Beş vakit namaz kılan annesi, seccadesini sererken mutlaka yanına çağırır, her defasında o duvardaki resmi gösterirdi.

“Bu ezan sesi var ya, okunmasını işte bu adama borçluyuz” derdi.

O resimdeki adam, Atatürk'tü.

Böyle başlıyor…

Kim olduğunu, Yıldız Kenter anlatıyor, Türkan Şoray anlatıyor.

Türkiye için neler yaptığını, Levent Kırca anlatıyor, Perran Kutman anlatıyor.

Sanat camiası için ne anlama geldiğini, Emel Sayın anlatıyor, Cüneyt Arkın anlatıyor, Ayşen Gruda anlatıyor, Demet Akbağ anlatıyor.

Bu memleketin kültürüne yaptığı karşılıksız katkılarını, Savaş Dinçel, Kandemir Konduk, Yasemin Yalçın, Sadun Aksüt, Mustafa Alabora, Temel Gürsu, Erkan Can anlatıyor.

Genç sanatçılar için ne fedakarlıklarda bulunduğunu, bizzat yetiştirdiği birbirinden pırıltılı genç sanatçılarımız, Ezgi Mola, Şevket Çoruh, İlker Ayrık, Şebnem Bozoklu, Alper Kul, Çağlar Çorumlu, Dolunay Soysert, Günay Karacaoğlu anlatıyor.

Karakterini, hayata karşı duruşunu, dostluğunu, yüreğini… İlker Başbuğ anlatıyor, Uğur Dündar anlatıyor, Halit Kıvanç, Celal Ülgen, Emre Kongar, Tınaz Titiz anlatıyor.

Zeki Müren, Müzeyyen Senar, İsmail Dümbüllü, Münir Özkul, Kartal Tibet, Kemal Sunal, İbrahim Tatlıses gibi efsanelerden hatıralar var.

Olmazsa olmazları, köpekleri, kedileri, kuşları, kaplumbağaları var.

Müjdat Gezen belgeseli bu.

Profesyonel yaşamının “60'ıncı Sanat Yılı” vesilesiyle hazırlandı.

1960.

2020.

Dile kolay.

İnsanları, hayvanları, doğayı mutlu etmek için, topluma vakfedilen bir ömür anlatılıyor.

Belgeselin yönetmenliğini, genç kuşağın gurur duyduğumuz gazetecilerinden Gökmen Ulu yaptı.

Bir yıl çalıştı… 20 kişilik ekiple, özgün müziklerle, hatta çizgi filmle, kelimenin tam manasıyla “sanat eseri” ortaya çıkardı.

Kendi adını taşıyan “tiyatrosu” anlatılıyor.

Dünyanın ilk ve tek ücretsiz eğitim verilen “konservatuarı” anlatılıyor.

Kendisine ait tapulu mallarını öğrencilerinin üstüne yaparak, öğrenci yetiştirmek üzere öğrencilerine devrettiği “sanat merkezi” anlatılıyor.

Kendi adını taşıyan “ormanı” anlatılıyor.

Ömrünün son demlerinde dara düşen sanat emekçilerine ücretsiz barınma ve bakım sağladığı “huzurevi” anlatılıyor.

Rol aldığı 100'den fazla film, 100'den fazla tiyatro anlatılıyor.

Bazılarını yazıp yönettiği, oynadığı 1000'den fazla televizyon dizisi ve televizyon skeci anlatılıyor.

56 kitap yazdı, anlatılıyor.

Şiirleri anlatılıyor.

Ödülleri anlatılıyor.

Birleşmiş Milletler UNICEF İyiniyet Elçisi olduğu anlatılıyor.

12 Eylül darbesinde, cunta tarafından, kürek mahkumları gibi ayağına pranga vurulup, hapse atıldığı anlatılıyor.

Aydınlanma mücadelesi verilen Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nin, haysiyet cellatlarının iftira ve linç kampanyaları neticesinde, benzin bidonuyla gelen yobaz tarafından kundaklanması anlatılıyor.

Sırf biat etmediği için, sırf karakteri bağımsızlık olduğu için, sırf gerçek manada “sanatçı” olduğu için… Sabahın köründe evinden gözaltına alınması, anayasal düzene karşı suç işlediği gerekçesiyle tutuklanmak üzere mahkemeye çıkarılması, yurtdışı yasağı konulması, yurtdışına kaçmayacağına dair her hafta karakola giderek imza vermek zorunda bırakılması, anlatılıyor.

Ve, ilk kez şu anda duyduğunuz bu belgeselin galası, tiyatro sahnesine ilk çıktığı günün yıldönümünde, 16 Mart'ta yapılacaktı.

İstanbul, Ankara ve İzmir'deki galalarından sonra, Adana Altın Koza Film Festivali'nde gösterilecekti.

Koronavirüs salgını nedeniyle mecburen yaz sonrasına ertelendi.

Her şerde hayır var misali, aslında iyi ki ertelenmiş oldu.

Çünkü…

Müjdat Gezen'in hayatı vesilesiyle, aslında sanattan kültüre, siyasetten medyaya, Türkiye'nin son 60 yılında yaşanan bütün toplumsal olaylar, adeta bir tiyatro sahnesi gibi aktarılırken, günümüzün “demokrasi ve hukuk” boyutu eksik kalmış olacaktı.

Varlığıyla onur duyduğumuz, duayen sanatçılarımız Müjdat Gezen ve Metin Akpınar'a ayrı ayrı 4 yıl 8 ay hapis istemiyle dava açıldı.

İşte şimdi…

Akp Türkiyesi'nde gerçek bir sanatçı olmanın ne anlama geldiğini gelecek kuşaklara aktarmak üzere, dört dörtlük belgesel oldu!

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more