Sözcü Plus Giriş
YILMAZ ÖZDİL

Yüreğimizdeki hüzün abajuru

7 Temmuz 2020

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'yle ODTÜ ortaklaşa çalışma yaparak, olası İstanbul depremi ve tsunami senaryoları hazırladı. Önce ağır yıkım olacak, hemen ardından 12 metrelik dalgalar vuracak deniyor.

Sizin hazırlıklı olup olmadığınızı bilmem…

Benim deprem çadırım var.

Ortalık karardığında cılız mum ışığıyla aydınlanan, dışardan bakıldığında “hüzün abajuru” gibi görünen, manevi çadırım.

Şüphesiz herkes gibi başımızı sokacak bir dört duvarımız var ama, ruhumdaki hüzün abajurumda yaşarım ben.

Her kişisel felaket anımda oraya sığınırım.

Bazen öfkeyle homurdanarak fikrimizi ezmek isteyen depremler vardır dışarda, bazen zihnimizi boğmak isteyen iftira tsunamileri gelir peşpeşe, bazen de vicdanımızı savurmak isteyen yalan fırtınaları eser… Kapanırım hep oraya.

Zemini zangır zangır titreyen çadırımın toprağa tutunan gergin iplerinde uğursuz ıslıklar çalar, uğuldar, zor havalarda.

Çakılı kazıklar gıcırdar.

Ha söküldü, ha sökülecek…

Galiba buraya kadarmış dersin ama, direnir.

Karşı koyar.

Dayanır her defasında.

Duyguların sızlar, ayaz gecelerde.

Düşünürsün ıssız karanlığı hissederek…

Kim ekti bu nefret rüzgarlarını bu mübarek memleketin havasına?

Hangi kinlerin hasadı biçiliyor?

Düşünürsün.

Bangır bangır düşünürsün, sus pus oturanları, kendisi enkazın altında kalana kadar elini taşın altına sokmayanları…

Kalıbından utanmayan üç maymunları.

Dayanışma beklersin.

Beyhude bekleyiş olduğunu bilirsin aslında.

Ağabey sandığın, kardeş bildiğin iyi gün dostu ödlekleri düşünürsün, lazım olduklarında masanın altına saklanan sahte kahramanları.

Baroları niye bölmeye çalışıyorlar mesela, avukatlara adliyede niye gaz sıkılıyor yahu… Muhalefet milletvekilleri niye tutuklanıyor, kıdem tazminatı niye yok ediliyor, kalemini satmayan gazeteciler niye hedef haline getiriliyor, bağımsız haber televizyonları niye karartılıyor, sosyal medya niye yasaklanıyor, cinsiyet eşitliği ilkesine dayanan ve kadını koruyan İstanbul Sözleşmesi niye iptal edilmek isteniyor?

Ne menfaat aranıyor bu kırılan toplumsal fay hatlarından?

Düşünürsün zifiri karanlığı hissederek…

Ürperirsin, soğuk ter gibi.

Ya da gözyaşı gibi.

Süzülür yağmur damlaları tentenin derisinden, silersin yanaklarını usulca, parmaklarının ucuyla.

Baş başa kalırsın yalnızlığınla.

Bu kaçıncıdır başına gelen, neredeyse sayısını bile hatırlamazsın.

Her şeye rağmen, olsun varsın dersin.

Gülümsersin.

Çadırın varsa, en azından hayattasın.

Siz siz olun kardeşim…

Çoban ateşi misali, birer mum yakın, çadırınıza geçin.

Elbet atlatacağız ama…

Tehlike geçene kadar, yüreğinizdeki hüzün abajurunu asla sökmeyin.

Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more