“Gri liste” yahut itibar kaybı

Türkiye “gri liste”ye alındı.

“Nedir bu gri liste” sorusunun kısa cevabı, “ülke için ağır itibar kaybı” dır. Teknik ifadeleri şimdilik bir kenara koyalım:

“Gri liste”, Türkiye'nin kara parayla mücadeleye ilişkin verdiği sözleri tutmadığı anlamına geliyor. Bu kadarla kalmıyor. “Gri liste” Türkiye'nin kara parayı iş edinenler için elverişli bir yer olduğuna da işaret ediyor.

Türkiye'yi “gri liste”ye alan, kısa adı FATF olan, OECD bünyesindeki Mali Eylem Görev Grubu. Türkiye, bu grubun da OECD'nin de üyesi.

“ARTTIRILMIŞ İZLEME”

2021 Genel Kurulu geçen hafta Paris'te toplandı. Türkiye'yi Ürdün ve Mali ile birlikte aynı lige düşüren FATF kararına, özetleyerek ve Türkçe olarak bakalım:

FATF, ‘gri liste'deki bir ülkeyi daha fazla izler. Arttırılmış izlemeye alır. Gri listedeki ülke, stratejik eksikliklere sahip olduğu için bu listededir. Bu eksiklikleri, belirlenen bir takvim ve vadede hızlıca çözmesi beklenir.

FATF, gri listeye aldığı ülkeye “Risk analizlerinde şu bilgileri dikkate alman gerekir” diyor. Ülkeye, “kara para aklama, terörün finansmanı ve nükleer silahların yayılmasının finansmanına karşı koyma” amacıyla ödevler veriliyor.

Türkiye'nin tutmadığı sözler

Türkiye'nin “gri liste”ye alınma nedenine bir birikimin sonucu demek yanlış olmaz. Bardağı taşıran o son damla ise 2019'a uzanıyor.

Türkiye iki yıl önce kara parayla mücadele örgütü FATF'ye üst düzey siyasi taahhütte bulundu. “Şunları şunları yapacağım” diye liste halinde sözler verdi. Bu sözler de bir rapora dönüştü. Karşılıklı Değerlendirme Raporu (MER- Mutual Evaluation Report) Haydi o sözlere bakalım:

– Kara para aklanması ve terörün finansmanıyla mücadeleden sorumlu kurumlar için kapsamlı bir ulusal strateji ilan etmek.

– Uluslararası adı FIU (Financial Intelligence Unit) ile anılan MASAK'ta stratejik analiz kapasitesini geliştirmek.

– Sınır ötesi kaçakçılıkta ele geçirme düzeyinin arttırılması.

– Kolluk kuvvetlerini, terörün finansmanı faaliyetlerini terör suçlarıyla birlikte soruşturmasını teşvik etmek. Ve bunun için de mevcut ceza ve yaptırımları gözden geçirmek.

– Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK)kapsamındaki mali yaptırımlarını uygulanmasındaki gecikmeleri ortadan kaldırmak.

Listeden çıkış kolay değil

Peki Türkiye “gri liste”den nasıl çıkacak?

Sorunun cevabı, 2019'da taahhüt ettiği, yeterince iyi atmadığı adımlarda saklı:

– Yüksek riskli sektörlerde kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadeleye daha fazla parasal kaynak ayırmak.

– Özellikle yerinde denetimleri arttırmak.

– Kara para aklama ve terörizmin finansmanı mevzuatını ihlal edecek haller için, “kayıtlı olmayan para transferi hizmetleri ve döviz büroları”nda caydırıcı yaptırımlar uygulamak. (Özellikle bu tip büroları işletenlerin bilgilerini güncel ve mevzuata uygun tutmak konusunda)

– Kara para aklama soruşturmalarını destekleme için mali istihbarat kullanımını geliştirmek.

– MASAK'ın daha proaktif olması. Daha karmaşık kara para aklama soruşturmaları ve kovuşturmaları yapmak.

– Terörün finansmanı davalarını izlemekle sorumlu makamlar için açık sorumluluklar ve ölçülebilir performans hedefleri belirlemek.

– Terör davalarında daha fazla mali soruşturma yürütmek. Terörün finansmanı soruşturmalarında, BM'nin ilan ettiği grupla öncelik vermek. Terörün finansmanı dosyalarını, destek ağlarını ortaya çıkaracak biçimde genişletmek.

– Türkiye'nin risk profiline uygun olarak, BM'nin belirlediği gruplarla ilgili talepleri ve yaptırımları değerlendirirken, kâr amacı gütmeyen kuruluşlarda risk temelli bir yaklaşımı uygulamak.

Altın, banka, emlak

FATF'nin dönem başkanı Marcus Pleyer'in sözleri “gri liste” kararına mercek tutuyor: “Türkiye ilerleme sağlamasına rağmen, bankalar, altın, değerli taş tüccarları ve emlak gibi yüksek riskli sektörlerin denetimi de dahil olmak üzere ciddi sorunlar sürüyor.”

Uluslararası örgütler, steril ve mesafeli dil kullanır. İktidarları suçlamaz. Bu da olması gerekendir. Ama bizler vatandaş olarak farkındayız. FATF kararı bize AKP iktidarının Türkiye'yi nasıl bir duruma getirdiğini apaçık gösteriyor.

Bu ilk de değil. Türkiye'nin gri listeye alınması 2014 yılında da tartışıldı. O zaman da taahhütlere uyulmadığı eleştirileri yapılmıştı. Yedi yılda değişen esaslı bir durum yok anlayacağınız.

Loading...