Sözcü Plus Giriş
İSMAİL SAYMAZ

Mafyadan beter hukuk

10 Haziran 2021 Yazarlar

Bakü Askeri Ataşesi Erol Tanas, 15 Temmuz'dan bir hafta önce yıllık izne ayrıldı. Eşi ve çocuklarıyla Gürcistan ve Doğu Karadeniz'i gezdi. Ardından anne ve babasının yaşadığı İstanbul'a geldi. O uğursuz gün eşinin ailesini ziyaret için Eskişehir'e doğru yola çıktılar. Vardıklarında şehrin üzerinden savaş uçakları uçuyordu.

Tanas, komutanlarını aradı.

“Görevime dönmek istiyorum” dedi.

“İhtiyaç yok, izne devam et” diye yanıt verdiler.

Tanas, “Çocuklarımız okula başlayacak. Durumumuz ne olacak?” diye sormak için 28 Eylül 2016'da gittiği Genelkurmay Başkanlığı'nda gözaltına alındı. Nezarethaneye çevrilmiş bir spor salonuna götürüldü. Yaklaşık 100 şüphelinin bulunduğu salonda bir hafta geçirdi.

Toplu hakaret işitti.

Tehdit edildi.

Gözlerinin önünde insanlar dövüldü.

“Hain teröristler” denildi.

Tanas, bu sözleri duymaktansa ölmeyi yeğlerdi.

Adliyede “FETÖ'nün üst düzey dernek yöneticileriyle telefon irtibatı kurmak” ile suçlandı.

Sınavda yüzde 1'lik dilime girerek ateşelik hakkı kazanması, FETÖ üyeliğinin kanıtı diye önüne kondu. Ödülleri, takdirleri ve 22 yıllık emeği yok sayıldı.

“İtirafçı ol” diye azarlandı. Suçu yoktu ki itirafı etsin…

“Öyleyse biraz yat, akıllanırsın” denildi.

Sincan Cezaevi'ne konuldu.

Ve 20 kişilik koğuşta 45 kişiyle aylarını geçirdi.

‘BU LEKEDEN KURTARIN'

O içerideyken, eşi ve çocukları imkansızlıktan ötürü kayınpederinin evine yerleşmek zorunda kaldı.

Eşi Şebnem Tanas, Genelkurmay'a başvurdu.

Yardım dilenmedi.

Yalnızca aklanmak istedi.

Dilekçesinde şunları yazdı:

“Siyah bir bulut üstümüzde ve gözlerimizden yaşlar sel olup akıyor. Her lokma zehir gibi geliyor. Gözümüze uyku girmiyor. Çocuklarım kabusla ağlayarak uyanıyor. Küçük çocuğum babasını görevde zannediyor. ‘Babam gelmiyorsa biz gidelim' diyor. ‘Arkadaşlarımı okuldan babaları alıyor, beni de babam alsın' diyor. Bir şey söyleyemiyorum. Büyük kızım okulda sorulara cevap veremiyor.

Sizden iş ve aş istemiyorum. Sadece üzerimizdeki vatan haini yaftasından kurtulmak istiyoruz. Yeter ki bu lekeden kurtulalım. İşimiz de olur, aşımız da. Başımızı kaldırmamıza yardım edin. Bizi bu karanlıktan çekip aydınlığa çıkartın.”

TELEFONLAR KARIŞINCA

Tanas, 22 Kasım 2016'da ihraç edildi.

Altı ay tutuklu kaldı.

Ve 15 Mart 2017'de tahliye edildi.

İddianamesini bekliyordu ki…

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Tanas hakkında 4 Şubat 2019'da kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.

Yani, suçsuzdu.

Bir GSM şirketinin vahim hatası ve savcılığın özensizliğinden ötürü Tanas, işlemediği bir suçtan ötürü mağdur edilmişti. Karara göre GSM şirketi, bir FETÖ şüphelisi tarafından kullanılan, 0531 ile başlayan telefon hattının Kasım 2011'e kadar Tanas'ın adına kayıtlı olduğunu bildirmişti. Oysaki sehven Tanas'ın adı verilmişti.

Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda bu hata itiraf edildi.

Şöyle denildi:

“HTS kayıtlarının tarih aralığı dikkate alındığında E.A. tarafından sonradan abonelik tesis edilen hattın görüşme kayıtlarının Tanas aleyhine netice verdiği ve mağduriyetine yol açtığının anlaşıldığı…”

Özetle, E.A.'ya ait görüşme trafiği Tanas'a yazılmıştı.

Tanas, haksız tutukluluktan ötürü Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açtı. 14 bin TL maddi ve manevi tazminat kazandı.

Mesleğine dönebildi mi?

Ne gezer!

1 Şubat 2019'da OHAL İnceleme Komisyonu'na başvurdu.

Hâlâ ses yok.

Pasaport verilmiyor.

Bir özür bile çok görülüyor.

Bir kere adın teröriste çıkmayagörsün!

Sehven Tanas adına yazılmış bir telefon hattı bile kanıt sayılarak, hayatlar karartılıyor.

PEKER'İ ARAYAN ARAYANA

Tesadüf bu ya, şu günlerde Sedat Peker için organize suç örgütü liderliğinden iki soruşturmanın başlatıldığı açıklandı.

Peker, organize suç örgütü lideri ise…

Ondan karakolda milletvekili dövdürmesini ve Hürriyet Gazetesi'ni basmasını istemek örgütsel faaliyet değil mi?

Bank Asya'ya para yatırmak, iltisak sayılıyor.

Peki, tefecilerin eline düşmüş yeğen için yardım istemek ne o halde?

Gazeteye abone olan küçük esnaf terörün finanse edilmesinden süründürülüyor.

Çanta çanta para verilen milletvekilleri finanse edilmiş olmuyor mu?

HDP'li belediyenin bir bardak çayını içene “PKK'lı” diyorlar.

Seçimde dağıtılan propaganda kahvesini yeraltı dünyasından alan neden vatansever ilan ediliyor?

Gazeteciler bir telefon konuşmasıyla, hatta bir e-maille tutuklanıyor.

Gel gör ki yeraltı dünyasının telefonu susmak bilmiyor.

Gazeteci arıyor.

Yandaş iş adamı çaldırıyor.

Milletvekili görüntülü konuşuyor.

Peker'i ekranda gören, rüyasına evliyaullah girmiş kadar seviniyor.

Peker, suç örgütü lideri ise ona “Reisim!” diyen iş adamı örgüt üyesi olmuyor mu?

Yeni Türkiye, böyle bir ülke artık.

KHK'lı Ataşe Erol Tanas, kanıt olmadığı halde vatan haini ilan edilirken, çanta çanta para alan milletvekili vatan aşkına nutuklar atıyor.

YAZARIN TÜM YAZILARI