Siyasi cinayetlerde hiç kimse kârlı çıkmaz!

Adalet nedir?

Adalet kâinatın ruhudur, devletin temelidir.

Kutsal kitabımız Kur'an, “Allah, hak ve adaletle idare edenleri sever” der.

Hal böyleyken, ülkemizde gerçek anlamda bir adalet olduğu söylenebilir mi?

Yaşanan olaylar, insanların adalet duygusunu zedeliyor maalesef…

Hırsızların, soyguncuların, rüşvetçi ve vurguncuların, çıkarılan aflarla serbest bırakıldığı ülkemizde, suçları sadece düşüncelerini yazmak ve haber vermek olan çok sayıda gazetecinin hapiste tutulması adalet midir?

Ne yazık ki, ülkemizin adaletinde aksaklık var!

★★★

Diyanet Haber Sitesi'nde:

“Adalet olmazsa halk durmaz. Adaletsiz çadır kurulmaz. Âlemin nizamının aslı adalettir. Adaletsiz saltanat sağlam olmaz!” sözlerine yer veriliyor. Gerçekçi ve haklı sözler bunlar… Toplum vicdanına göre de doğrudur. Fakat…

Bütün mesele bu sözleri, ülkeyi yöneten bütün siyasilerin duymasındadır…

Duyarlar mı? Bilemiyorum… Bugüne kadar duymadılar çünkü! Duysalar adalet böyle mi olurdu?

★★★

Ülkede zihinler karışık…

Siyasi cinayet iddiaları can sıkıyor.

Bu iddialar ne derece kadar doğrudur? Ülkede siyasi cinayetler işlenmeye başlanır mı dersiniz?

Dileriz başlamaz ama askında bu ihtimal mümkün görünüyor. Çünkü geçmişte bir hayli tanık olduk. Saymakla bitmez! Üstelik bunların çoğunun failleri de bulunamadı! Belki de bulunmak istenmedi!

★★★

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun ortaya attığı, İYİ Partili Koray Aydın'ın “Bize de böyle haberler geliyor” diyerek desteklediği iddialara bir de Sedat Peker'in uyarıları eklenmişti…

“Organize suç örgütü lideri” olarak tanımlanan Sedat Peker'in “SADAT kuruluşuyla bağlantılı olarak ortaya attığı siyasi cinayet iddiaları” dikkat çekici…

Bu arada Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da “Dostça (!) ikazlar aldık” diye ileri sürülen tüm iddiaların yabana atılamayacağını belitti ama…

İktidar, bunları pek ciddiye almadı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kılıçdaroğlu'na “Varsa elinde bilgi ve belge, savcılığa ver” dedi.

İşin doğrusu şu:

Ankara'nın Çubuk ilçesinde gerçekleşen linç girişimi, “Siyasi cinayet endişesi” konusunda Kılıçdaroğlu'na konuşma hakkı veriyor.

Sığındığı ev ateşe verilmek istenen CHP lideri o vahşi saldırıda hayatını kaybedebilirdi…

Suçlulara ne oldu? Hiçbir şey! Kılıçdaroğlu'nu yumruklayan inek hırsızı saldırgan, iktidar yandaşları tarafından kahraman ilan edildi!

Böyle bir ülkede siyasi cinayetlerden endişe edilmez mi?

★★★

İYİ Parti lideri Meral Akşener, Rize gezisinde çirkin bir saldırıya uğradı.

AKP Genel Başkanı Erdoğan bu saldırıyı kınayacağı yerde, “Bu daha bir. Daha neler olacak? Bunlar daha iyi günler!” dedi.

Bu sözler insanları korkutmaz mı?

Siyasi cinayet iddialarının arkasındaki değerlendirme nedir?

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu net olarak şöyle diyor:

“Erdoğan gerilimi doruk noktasına çıkarıp seçime gitmek ister. Bizim bu gerilimden olabildiğince uzak durmamız lâzım. Milletvekilleri ve il başkanlarına söylüyorum, sakin olacağız.

İttifakı oluşturan diğer partiler de gerilim istemiyorlar.

Eğer belli gruplar, ellerine silah alıp belli kişileri öldürme yoluna gitmezlerse bir gerilim olmaz!

Umarım öyle bir tablo Türkiye'de yaşanmaz! Siyasi cinayetler… Evet, böyle kaygılarım var.”

★★★

Kılıçdaroğlu'nun kaygılarının temelinde, Çubuk'taki linç girişimi ve yakın zamanda gazetecilere ve bazı siyaset adamlarına yapılan saldırılar var. Şöyle diyor:

“Çok sayıda siyasal şiddet yaşadık. Gazetecilere saldırılar oldu. Siyasi partilerin üst düzey yöneticilerine saldırılar oldu.

Bu saldırılarla ilgili soruşturma safhaları ne oldu? Herhangi bir cezai yaptırım uygulandı mı? Buna baktığımızda kaygı verici bir tablo var ortada…

Hatta bir partinin genel başkan yardımcısına saldırı güpegündüz, sokak ortasında, evinin önünde, yaralamaya, öldürmeye varacak şiddet derecesinde yapıldı. O işi yapanlar yakalandı ama kısa bir sorgulamadan sonra serbest bırakıldı.”

★★★

Kılıçdaroğlu kaygılarında haksız değil. Çünkü iktidar, gazetecilere ve siyaset adamlarına yapılan tüm saldırı olaylarına kayıtsız kaldı.

Yargının, gazeteci ve siyasetçileri döven, yaralayıp hastanelik eden saldırganları serbest bırakması endişeleri arttırıyor.

Son bir yılda bu tür saldırılarda kimse ölmemişse, sanırım bu bir rastlantıdır… Çünkü saldırılarda ölümcül yaralananlar da vardı ve hastanede tedavi sonucu iyileştiler.

Allah korusun, ortaya çıkacak herhangi bir siyasi cinayet, ülkemizin kimyasını bozar, bundan kimse kârlı çıkmaz!

İktidarın görevi, güvenlik birimlerini harekete geçirerek her türlü önlemi almak olmalıdır!

TEBESSÜM

Ah şu zamane gençleri!

Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci, bütün yerler dolu olduğu için gidip profesörün oturduğu masadaki boş yere oturur.

Profesör çok sinirlenir, öğrenciye takar, sınavda başarısız olması için elinden geleni yapar ama öğrenci her soruyu mükemmel cevaplar…

Profesör, öğrenciye:

“Sana son bir soru soracağım” der ve sorar:

“Yolda yürürken iki çuval bulduğunu farz et… Çuvallardan birinde akıl, diğerinde ise para var. Hangi çuvalı alırsın?”

Öğrenci hiç tereddüt etmeden cevap verir:

“Para olan çuvalı alırım…”

Profesör, alaylı bir şekilde dudak bükerek:

“Ben akıl olan çuvalı seçerdim” der.

Öğrenci lâfın altında kalmaz:

“Tabii ki, haklısınız… Kimde ne eksikse onu seçer!”

Cevaba fena halde sinirlenen profesör, öğrencinin sınav kâğıdına not yerine kocaman harflerle “EŞEK” diye yazar.

Öğrenci kâğıdı alır, nota bakmadan odadan çıkar. Bir dakika sonra aynı öğrenci kapıyı aralayıp söyle der:

“Sayın profesör, sınav kâğıdına imzanızı atmışsınız, fakat notumu yazmayı unutmuşsunuz!”

GÜNÜN SÖZÜ

Yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla gelmişlerdi, zorbalık, zulüm ve zamlarla gidecekler.(Kılıçdaroğlu)

Loading...