Böyle bir intikam olur mu?

“28 Şubat 1997 soruşturması” Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın 27 Şubat 2011 de vefatından sonra başlatıldı. İddianameyi hazırlayan Ankara Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili, aynı zamanda Kozmik Oda soruşturmasını yaptı. 15 Temmuz darbe girişiminden 4 ay sonra sahte kimlikle yakalandı. Yargılamalar sonunda FETÖ üyeliği ve devletin gizli kalması gereken bilgilerini ifşa suçlarından 17 yıl hapis cezasına çarptırıldı. O da iddianamesini hazırladığı tutuklu askerlerle aynı cezaevinde.

Toplam 103 kişinin gözaltına alındığı soruşturma 12 dalga halinde yürütüldü. Tüm sanıklar, “T.C. Hükümetini cebren devirmek, hükümetin görevlerini kısmen veya tamamen engellemek, engellemeye teşebbüs etmek, darbeye teşebbüs etmek” suçuyla itham edildi ve hepsi için “ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası” istendi. 106 duruşma yapıldı. Yargıtay, 14 emekli general ve amiral hakkında ömür boyu hapis cezasını onadı. Yaşları 73 ile 89 arasında değişen emekli komutanlar şimdi cezaevinde.

AMELİYAT EDİLECEKTİ

Tümgeneral Erol Özkasnak, 28 Şubat döneminde Genelkurmay Genel Sekreterliği görevinde bulunmuştu. Hüküm giyenlerden birisi de Özkasnak'tı. Devlet, cezaevine giren kim olursa olsun sağlığıyla ilgilenmek zorunda. Özkasnak, 2019 yılından bu yana Gülhane Eğitim Araştırma Hastanesi (eski GATA) göz kliniği glokom bölümünde tedavi ediliyor, rahatsızlığının kontrolü yapılıyordu. Bundan sonra Özkasnak'ın neler yaşadığını anlatayım:

Özkasnak'ın 20 Ağustos 2021 tarihinde bu rahatsızlığı sebebiyle Gülhane Eğitim Araştırma Hastanesi göz kliniğinde randevusu vardı. Bu randevu, olacağı ameliyat öncesi çeşitli konsültasyonların yapılması ve ameliyat gününün belirlenmesine yönelikti.

– Ancak Erol Özkasnak, 28 Şubat davasında verilen cezanın kesinleşmesi sonrasında 19 Ağustos'ta, yani konsültasyondan bir gün önce evinden alındı ve Sincan Cezaevi'ne konuldu.

BAKIN NELER OLDU?

Cezaevi yönetimiyle yapılan görüşme ve sağlık (göz rahatsızlığı) başvuruları sebebi ile ameliyatının yapılacağı Gülhane Eğitim Araştırma Hastanesi göz kliniği ile irtibat kurularak tekrar muayenesi başladı. Belirtilen; anestezi, EKG, Endokrin gibi konsültasyonları da yapıldı. (Cezaevine konulmadan önce de bu maksatla çeşitli defalar bu hastaneye götürüldü.)

– 6 Ekim 2021 tarihinde ameliyatı gerçekleştirilmesi kararlaştırıldı. Hatta bu ameliyat sırasında katarakt ameliyatı da gerçekleştirilecekti.

Cezaevi sağlık biriminin, ameliyatı yapacak doktorun ilgi ve alakaları hem hükümlü hem yakınları tarafından takdir edildi.

– Ameliyat yeri ve zamanından hem cezaevi hem hastane yönetiminin haberi vardı. Erol Özkasnak, avukatı Aykanat Kaçmaz ya da ailesinin bu konuda hiçbir girişimi olmadan olması gerektiği gibi işler yürüdü.

4 Ekim 2021 tarihinde cezaevine, hastane yönetimince gelen bir yazıda ameliyatın, hükümlü odası bulunmaması sebebi ile iptal edildiği bildirildi.

– 5 Ekim 2021 tarihinde ailenin cezaevi reviri ile yaptığı görüşmede, ameliyatı yapacak doktorun bundan vazgeçtiği bildirildi. Ancak dolaylı yoldan edindikleri bilgiler, ameliyatı yapacak doktorun da bu iptal sebebi ile üzgün olduğu öğrendiler.

AMELİYATI ENGELLENDİ

Gülhane Eğitim Araştırma Hastanesi eski bir askeri hastanedir. Bünyesinde hükümlü ve tutuklu koğuşları bulunmadığı bir bahane mi yoksa gerçekten böyle bir bölüm bulunmamaktadır düşündürücüdür. Bunun dışında, 75 yaşındaki bir ameliyatlı hastanın, hasta yatağında başında bir infaz koruma memuru ya da jandarma personeli ile muhafazası da mümkündür.

Buna rağmen ameliyatın iptali, akla bilinçli bir intikam hırsını getirdi. Bu iptale Erol Özkasnak da çok üzüldü, içerledi, “intikamın da böylesi görülmedi” sözlerini kullandı. Avukatı Aykanat Kaçmaz da şunları anlattı:

“Hasta haklarının başında, hastanın doktorunu da seçebilmesi gelir. Hükümlülerin bu haklarından mahrum oldukları hiçbir ulusal ya da uluslararası sözleşmede yer de almıyor. Bu yaşta bir hastanın geçmişte uzun süredir tedavilerini düzenleyen doktor tarafından ameliyat yapılmasını istemesi de son derece doğaldır.

En az haftada bir ziyaretine gittiğim Erol Özkasnak Bey, sağ gözü yarı kapalı şekilde bu görüşlere gelmektedir. Bu gözünün cezaevine girdiği tarihten hemen sonra başlayacak şekilde yarı kapalı, yarı mor ya da kanlı şekilde bekletiliyor olması ve ameliyatının engellenmesi (ki sabahları o gözü tamamen kapanmakta ve çeşitli pansuman ve damlalarla gün içinde açılmaktadır) yakınlarını ve kendisini endişeye sevk etti.”

GELELİM SON DURUMA

Tüm bu üzüntüler yaşanırken, rütbesi de alınan Erol Özkasnak'ın sağlık durumu ile ilgili bir gelişme oldu. GATA'da ameliyatı yapılmayınca, eski Mevki Askeri Hastanesi'ne yönlendirildi. Avukat Aykanat Kaçmaz'dan orada ne olduğunu dinleyelim:

“Bu hastanede ameliyat yapılmasını umutla bekleyeceğiz.”

Yani tedavi ve ameliyat durmuştu. Şimdi ne olacak? Bekleyim görelim…

Sıra üniversite hastanelerine geldi

AKP'nin iktidara gelmesinin ardından belediye, ardından SSK ve son olarak da askeri hastanelere el konuldu. Üniversite hastaneleri ise sistemin dışında kaldı. Şimdi ekonomik açıdan zorluk yaşayan, ‘Tam Gün Yasası' nedeniyle öğretim üyelerini özel hastanelere kaptıran üniversite hastaneleri iyice çıkmaza girdi.

Dünyada ve Türkiye'de yaşanan salgın da düşünüldüğünde sağlık sistemi birçok açıdan S.O.S vermeye başladı. Mali yönden batık olan üniversite hastaneleri, çıkış yolu ararken Sağlık Bakanlığı'nın arka odalarında uzun süredir üniversite hastanelerinin de bakanlığa bağlanması ele alınıyor. Yaşanan bu durumu bu ay içinde yayınlanan Sayıştay'ın Hacettepe Üniversitesi'ne ilişkin Eylül 2021 raporu da gözler önüne seriyor. Sayıştay'ın denetim raporundan üniversitenin mali durumuna ilişkin bulguları okuyalım:

DENETİM RAPORUNDAN

Bulgu 1– Döner sermayeli kuruluşlara yatırılan sermayeler hesabının gerçeği yansıtmaması: Hacettepe Üniversitesi'nin döner sermaye işletmesinde 18.087.828,66 TL sermaye payı bulunmasına rağmen ‘242 Döner Sermayeli Kuruluşlara Yatırılan Sermayeler Hesabına' bu tutarın kaydedilmediği tespit edilmiştir.

Bulgu 2 – Üniversitenin sosyal güvenlik kurumuna olan faturaya dayalı borçlarının mali tablolarda yer almaması: Üniversitenin ödenek yetersizliği sebebiyle Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) olan faturalı borçlarını ödeyemediği, faturalı borçların mali tablolarda yükümlülük olarak gösterilmediği tespit edilmiştir.

Bulgu 3 – Verilen depozito ve teminatların uzun vadeli faaliyet alacaklarında takip edilmemesi: Üniversite tarafından elektrik dağıtım şirketine yapılan ‘güvence bedeli' ödemelerinin ‘226 Verilen Depozito ve Teminatlar Hesabı'na kaydedilmek suretiyle aktifleştirilmediği, bu ödemelerin ‘630 Giderler Hesabı' ile ilgili yılına doğrudan gider kaydedildiği tespit edilmiştir.

Bulgu 4 – Hatalı tedavi sebebiyle üniversite aleyhine hükmedilen tazminatların kamu görevlilerine rücu edilmesinde eksiklikler bulunması: Hatalı tedavi sonucunda zarar görenlerin/yakınlarının üniversite aleyhine açtıkları davalara ilişkin mahkemelerce hükmedilen maddi ve manevi tazminatların, zarara sebebiyet veren kamu görevlilerine rücu edilmesinde mevzuat hükümlerine aykırı davranıldığı görülmüştür.

Bulgu 5 – Yabancı uyruklu öğrencilerden alınan sınav ücretlerinin üniversite özel bütçesi yerine döner sermaye işletmesi bütçesine gelir kaydedilmesi: Hacettepe Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen yabancı uyruklu öğrenci sınavından elde edilen gelirin döner sermaye işletmesi bütçesine gelir kaydedildiği tespit edilmiştir.

Bulgu 6 – Erişkin hastanesi radyoloji biriminde görev yapan öğretim üyelerinin mesai saatleri dışında tedavi etmeleri gereken ücretli hastalarının tetkik ve muayenelerini mesai saatleri içerisinde gerçekleştirmesi: Hacettepe Üniversitesi erişkin hastanesi radyoloji biriminde görev yapan öğretim üyelerinin, ilave ücret almak suretiyle mesai dışında tedavi etmeleri gereken özel hastalarının tetkik ve muayenelerini mesai saatleri içerisinde gerçekleştirdikleri tespit edilmiştir.

Bulgu 7 –  Tıp fakültesinde tedavi gören hasta veya hasta yakının yeterince bilgilendirilmeden tedaviye başlanması ve sonradan açılan davaların kaybedilmesi ve bu nedenle tazminat ödenmesi.

Bulgu 8 – Taşınmaz kira gelirleri ve bu taşınmazlara ait elektrik, su ve ısınma gibi giderlerin takibinin düzenli yapılamaması: Üniversite tarafından gerçekleştirilen taşınmaz kiralama işlemlerine ait gelir takibinin düzenli yapılamadığı tespit edilmiştir.

Raporun 34 ve 36. sayfalarında ise öğretim üyelerinin isimleri de verilerek radyoloji bölümündeki öğretim üyelerinin mesai saatleri dışında yapmaları gereken tetkik ve raporlamaları mesai saatleri içinde yaparak özel öğretim üyesi muayene ve tetkik ücretlerini usulsüz biçimde aldıkları, bu durumun mesai saatleri içinde yığılmaya yol açtığı belirtiliyor.

TEK ÇATI SORUNU ÇÖZDÜ MÜ?

Elbette hayır. Emekliler bile sağlıkta katkı payı adı altında para öderken, ilaçlarına da para ödemek zorunda kalıyor. 18 yaşına gelen ve çalışmayan, üniversite çatısı altında olmayan gençler sağlık katkı payı ödemek zorunda. Hastanelerdeki yığılmaların, doktor açığının önüne geçilemiyor.

Hem de bu kadar üniversite ve tıp fakültesi açılırken, Türkiye'de üniversiteyi kazanamayarak yurt dışındaki her ülkeden parayla tıp fakültesi diploması getirene YÖK denklik tanırken Sağlık Bakanlığı'na bağlı eğitim ve araştırma hastanelerinde hocalar doçent ve profesör kadrolarını YÖK'e alıyor.

ÖNCE ONLAR GİTTİ

Sağlık Bakanlığı kadrosunda yakında doktor kalmazsa kimse şaşırmasın. Çünkü kadroyu buraya alan muayenehane açabiliyor, özel hastanede çalışabiliyor. YÖK ise bu konuda ne yapacağını bilemiyor.

Bir zamanların Tam Gün Yasası savunucusu bürokrat ve siyasileri ise ya özel hastanelerde ya da üniversite hastanelerinde soluğu aldı. Dönemin Sağlık Bakanlığı eski Müsteşarı Nihat Tosun şimdilerde Medicana Hastanesi bünyesinde görev yaparken, dönemin müsteşarı Necdet Ünüvar Ankara Üniversitesi Rektörlüğü yapıyor. Yine siyasetçi Cevdet Erdöl'ün Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörlüğü yaptığını da hatırlatalım.