Serpil Yılmaz
Serpil Yılmaz

Para havadan, sudan ve yeşilden gelecek

Çevre politikaları üzerinden doğayı katleden projeleri konuşmaya başlayalım…

AKP iktidarı son 5 yıldır Meclis'e getirmediği  Paris İklim Anlaşması'nı 6 Ekim'de onayladı.

Bu durumda, kasım ayı başında Glasgow'da düzenlenecek BM İklim Zirvesi'ne sıfır emisyon stratejisini sunup, takvimini taahhüt etmesi beklenir.

★★★

İklim ve Çevre Araştırma Komisyonlarının CHP Sözcüsü İzmir Milletvekili Murat Bakan, Paris Anlaşması'nı TBMM onayına sunmak için kaybedilen 5 yılın “bilgisizlikten” kaynaklandığını vurguluyor.

★★★

Bakan, Ticaret Bakanlığı ve Enerji Bakanlığı'nın Paris Anlaşması'nın uygulamaya konmasının önünde engel oluşturduğu sürece işaret ediyor.

Bakan “EK-1'den çıkmamızı yalnızca 20 ülke kabul ediyor; Afrika blokunu oluşturan G7 ülkeleri bu yönde oy vermezler. Boş bir hayal için 5 yıl bekledik” diyerek; ülke statüsünün Ek-1'den çıkartılıp gelişmemiş ülke ligine alınması talebinin yersizliğine vurgu yapıyor.

★★★

AKP Yeşil İklim Fonu'ndaki 100 milyar dolardan pay almak için mi 5 yıldır Meclis'e getirmediği Paris Anlaşması'nı onayladı?

Bu soru da yanıtları kadar mantıksız olacak; zira Paris Anlaşması 2025 tarihine kadar uzatılan 100 milyar dolarlık fondan çok daha fazla finansmana erişim kapısı açıyor.

O zaman geriye tek bir soru kalıyor:

Türkiye ormanlarına, tarım arazisine yağdırdığı maden ruhsatlarının devamını sağlamak ve de sera gazı salımında birinci etken olan termik santral yatırımlarını sürdürebilmek için mi Paris Anlaşması'nı onaylamaya yanaşmıyordu?

★★★

Hemen hatırlatayım: Türkiye'de 28 tane kömürlü termik santral bulunuyor. Türkiye, Çin'den sonra dünyada en fazla yeni kömürlü termik santral yapmayı planlayan ikinci ülke konumunda. Hem de bacaları zehir saçmaya devam eden termik santralleri kapatmadan…

★★★

TBMM Küresel İklim Değişikliği Meclis Araştırma Komisyonu görüşmelerinde hem Meclis'te onaylanan “Paris Anlaşması” hem de “Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çevre Sözleşmesi” (BMİDÇS) hakkında konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Alparslan Bayraktar'ın  “Paris Anlaşması'nda ülkeler 2 kategoriye ayrıldı; gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler. Gelişmiş ülkelere iklim değişikliği ile mücadelede önemli rol düşüyor. Bu bahsedilen 100 milyar dolarlık bir finansman oluşturulmasından tutun da diğer ülkelere teknoloji transferi olsun, mutlak azaltım ile ilgili yükümlülükler getiriyor” sözlerine itiraz eden Murat Bakan, “Ek-1 listesinde mutlak azaltım zorunluluğu yok, Türkiye'nin bu yönde bir taahhüdü de yok” diye ekliyor.

★★★

Komisyonun CHP'li üyesi Jale Nur Süllü,Türkiye' Ek-1'de olduğu için Yeşil İklim Fonu'ndan yararlanmadı” tezine itiraz ediyor.

Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti'nin birlikte yürüttüğü  “İklim Kriziyle Mücadelenin Makroekonomik Yüzü Projesi” kapsamında yayımlanan “İklim Değişikliği Eğitim Modülleri Serisi 9 Tablosu”nu kaynak gösteriyor.

Aynı tabloyu incelediğimde Süllü'nün “Türkiye'nin çok taraflı iklim finansmanı fonlarından en fazla yararlanan 20 ülkeden biri olduğu” iddiasını doğrulayan grafiklerle karşılaşıyorum.

Rapordaki iki saptamayı aktarayım:

Birincisi; “Türkiye 2013-2016 yılları arasında AB iklim finansmanı fırsatlarından en fazla yararlanan ülke olmuştur.

İkincisi “Türkiye'nin çok taraflı iklim finansmanı fırsatlarından en fazla yararlanan 20 ülkeden biri olduğu gözlemlenmektedir.

★★★

Türkiye'nin, şimdiye kadar GEF kapsamında yürüttüğü 60 projeye ek olarak sağladığı eş finansmanlar sayesinde toplamda 1.7 milyar dolarlık bir finansmana eriştiğini ekliyor.

Aralarında Asya Kalkınma Bankası (ADB), Afrika Kalkınma Bankası, Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB), Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), İslam Kalkınma Bankası (IDB), Uluslararası Finans Kurumu ve Yeni Kalkınma Bankası'nın bulunduğu 9 finansal kuruluş; 2019 Eylül'de New York'ta düzenlenen BM İklim Zirvesi'nde küresel iklim finansmanına her yıl 175 milyar dolar katkı sağlamak yönünde planları olduğunu da açıkladılar.

Zengin ülkeler finansman koymakla sorumlu

Türkiye ile birlikte 196 ülke ve AB'nin taraf olduğu BM İklim Değişikliği Çevre Sözleşmesi (BMİDÇS) 1994 tarihinde yürürlüğe girdi.

Türkiye bu tarihte Ek-2 olarak isimlendirilen ülke kategorisindeydi.

2004 yılında BMİDÇS'de ortak fakat farkılaşmış sorumluluklar ve göreceli kabiliyetleri içeren ülke statüsü Türkiye'nin talebi üzerine Ek-1'e çekilirken, yalnızca Türkiye'ye “özel bir statü” verilmesi koşulu da eklendi.

Ülkelerin karbon emisyonunun sıfırlanması amacıyla yürütülen küresel çabaya sosyo-ekonomik koşulları dahilinde katkısı öngörülüyor. Dışişleri Bakanlığı belgelerinde 3 gruba ayrılan ülke statüleri şöyle ifade ediliyor:

Ek–1 ülkeleri: Sera gazı emisyonlarını sınırlandırmak, sera gazı yutaklarını korumak ve geliştirmek, ayrıca iklim değişikliğini önlemek için aldıkları önlemleri ve izledikleri politikaları bildirmek ve mevcut sera gazı emisyonlarını ve emisyonlarla ilgili verileri iletmekle yükümlüdürler. Bu grup iki ülke kümesinden oluşmaktadır. Birinci grupta 1992 yılı itibarıyla OECD üyesi olan ülkeler (bunların içinde Türkiye de vardır) ve AB, ikinci grupta ise pazar ekonomisine geçiş sürecinde toplam 42 ülke ve AB bulunmaktadır.

Ek-2 ülkeleri: Ek-1'deki ülkelerin üstlendikleri yükümlülüklere ilaveten çevreye uyumlu teknolojilerin özellikle gelişme yolundaki taraf ülkelere aktarılması veya bu teknolojilere erişimin teşvik edilmesi, kolaylaştırılması ve finanse edilmesi hususlarında her türlü adımı atmakla sorumlu kılınmışlardır. Ek-2'de 23 ülke ve AB yer almaktadır.

Ek dışı ülkeler: Bu ülkeler sera gazı emisyonlarını
azaltmaya, araştırma ve teknoloji transferine ilişkin işbirliği yapmaya ve sera gazı yutaklarını korumaya teşvik edilmekte ancak belirli bir yükümlülük altına alınmamaktadırlar. Bu grupta 154 ülke bulunmaktadır.

Türkiye Glasgow'da çevre sınavı verecek

Paris Anlaşması'nın onaylanması sonrası ilk finans hamlesi Dünya Bankası, Fransa ve Almanya'dan geldi.  İklim projeleri için Türkiye'ye 3 milyar dolarlık kredi vereceklermiş.

COP; Türkçe'ye “Taraflar Konferansı” olarak çevrilebilecek “Conference of the Parties” ifadesinin kısaltması…

Bundan böyle karşımıza daha sık çıkacak…

★★★

Glasgow kentinde düzenlenecek 26. Taraftar Konferansı'na (COP26) giderken, geride 5 ülke  kaldı: Eritre, İran, Irak, Yemen ve Libya…

Anlaşma; küresel sıcaklık artışını 1.5 santigrat dereceyle sınırlama ve dünya genelinde karbon salımının 2030'a kadar yüzde 50 azaltılması, 2050'ye kadar da sıfıra indirilmesini amaçlıyor.

Türkiye 2030'a kadar sera gazı emisyon artışını yüzde 21 azaltmayı hedefliyor.

Murat Bakan, sıfır karbon salımı hedefi ile ilgili olarak iktidar kanadından 2053-2050 gibi farklı yılların telaffuz edildiğini belirtiyor.

İktidarın “Paris Anlaşması'na yalnızca finansman kaynağı” olarak baktığı yorumunu yapıyor.