Falakafikasyon

Eminim dikkatinizi çekmiştir…

Hadise Kayseri'de yaşandı.

Kargo şirketinde çalışan bir arkadaşın, internet üzerinden tanışıp, whatsapp üzerinden anlaşma sağladığı kadınları, evine getirdiği, sırtüstü veya yüzüstü yatırarak, gözlerini uyku bandıyla, ellerini ayaklarını kelepçeyle veya eşarpla bağlayarak, falakaya yatırdığı, falakayı cep telefonuyla kaydettiği ortaya çıktı.

Başörtülü/başörtüsüz ayrımı yapmadan, güzel kadınlara 500 lira, pek güzel olmayan kadınlara 250 lira ödediği, oklava veya plastik sopa kullandığı, her ödeme karşılığında 100 defa vurduğu anlaşıldı.

Whatsapp'ten mesajlaşarak yapılan karşılıklı anlaşma gereğince, kadınlar her vuruşu bir, iki, üç diye sesli olarak saymak zorundaydı, arada vuruş sayısını şaşırırsa, tekrar başa dönmek, yeniden bir'den başlamak zorundaydı.

Ağlamak serbest, bağırmak yasaktı, bağıranlar fazladan 10 falaka yiyordu, birer dakikadan dört mola hakkı vardı, ama, her mola istediğinde fazladan beş falaka yeniyordu.

Kargocunun teklifte bulunduğu kadınlardan biri savcıya suç duyurusunda bulundu, kepazelik deşifre oldu, müstehcenlik ve tacizden soruşturma açıldı, kargocu gözaltına alındı, “internet fenomeni olmak istiyordum, suç olduğunu bilmiyordum” dedi, falakaya yatırılan kadınlar da şikayetçi olmayınca, serbest bırakıldı.

Sadistlik/cinsellik boyutuyla sayın medyamızda polisiye/magazin bir haber olarak yer bulan bu hadise, bana sorarsanız, aslında ekonomi sayfalarına manşet olmalıydı.

Çünkü, 40 yıldır bu memlekette gazetecilik yapıyorum, böylesine derin ve hazin bir yoksulluk haberini ilk defa görüyorum.

“Şahlandık, ay'a gidiyoruz, Batı bizi kıskanıyor” denilen ülkenin insanları, 250 liraya falakaya yatmaya razı hale geldi.

Ama maalesef, şimdilik bu istihdam olanağından faydalanabilmen için kadın olman gerekiyor.

Çirkin kadın bile olsan, falaka sektöründe iş var.

Ama erkek işsizsen, oklavayı kıçıma sok desen, gene para yok.

(Bakın, kadın dedim aklıma geldi…

Bu falaka haberinin yayınlandığı gün, dost başa düşman ayağa bakar misali, bir başka kadın ayağı haberi vardı.

Akp yöneticisi kadın milletvekilinin 12 bin liralık spor ayakkabı giymesi, muhalefet tarafından mevzu yapılmıştı.

Bir sayfada oklavayla vurulması için kelepçeli çıplak tabanlarını havaya dikmiş yoksul kadınlar, öbür sayfada Balenciaga vardı.)

(Yine aynı gün, bir başka “ayak” haberi daha vardı…

Akp genel başkan yardımcısı olan Kayserili Mehmet Özhaseki, sanayimizi mülteciler “ayakta” tutuyor diyordu, “Kayseri sanayisine gidin mesela, işçi bulamıyorlar, bu adamlar çalışıyor, alın teriyle nasiplerini kazanıyorlar” diyordu.

Bir sayfada çalışacak iş bulamadıkları için 250 lira yevmiyeyle falakaya yatan Kayserili kadınlar, öbür sayfada kaçak Suriyelilerin kaçak Afganların alın terini öven Kayserili politikacı vardı.)

Hani asrın liderimiz güzel güzel izah ederek, “işsizlikte iyi bir noktaya geldik, kalite ve kalifikasyon noktasında kendini ispatlayan iş bulur” diyor ya… Kendini ispatlayacağın kalifikasyon işte bu.

Falakafikasyon.

Elini ayağını kelepçeletip, tabanlarını havaya dikeceksin.

Bağırmayacaksın.

Şükret ki, sessiz sessiz ağlaman serbest.