Sözcü Plus Giriş
YÜCEL ARI

2030’da dünya!

1 Temmuz 2021 Yazarlar

Biz, ‘bakalım bugün ne olacak, başımıza hangi haller gelecek, akşam yatıp, sabah neyle uyanacağız, kim kime çökecek' diye tartışıp, sisler içindeki yarını bile uzak ihtimal görürken el oğlu 2030 dünyasına kafayı takmış.

Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) 25 dilde 16 bin kişiyle anket yaptı. Ankete katılan kadın ve erkeklerin yüzde 2'si 15 yaş altı, yüzde 16'sı 15-20 yaşında, yüzde 17'si 21-24, yüzde 22'si 25-34, yüzde 23'ü 35-49, yüzde 16'sı 50-65 ve yüzde 4'ü 65 yaş üstü.

Soru da şu: 2030'da dünyayı hangi küresel sorun bekliyor?

***

İlk sırada, iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik kaybı var. Ankete katılanların yüzde 67'si dünyanın asıl derdi bu diyor. Dünyalıların dert sıralaması şöyle:

Şiddet ve çatışmalar… Ayrımcılık ve eşitsizlik… Yiyecek, su ve barınma eksikliği… Sağlık ve çeşitli hastalıklar… İfade özgürlüğü… İnsana yakışır iş ve fırsatların olmaması… Siyasi katılım ve demokrasi… Göç… Yapay zeka ve yeni gelişen teknolojiler… Gelenekler ve kültürlerin risk altına girmesi…

11 madde… Yeryüzünde yaşayan çoğu genç 16 bin seçilmiş insan ‘2030'da bunlar dünyanın sorunu olur' diyor. BM'nin yöneticileri daha şimdiden ‘ne yapmalı, bu sorunlar büyümeden önlem almalı' deyip çalışmaya başladı bile. Hem anket sonuçları hem de dünyanın çığlıkları tedirgin etti herkesi.

2030'a şunun şurasında 9 yıl kaldı…

Uzmanlara göre bu sorunlardan bazıları. mesela iklim 2030'u beklemedi.

BM İklim Bilimi Danışmanları, küresel ısınmanın insan sağlığı, refahı ve mutluluğu üzerindeki etkilerine ilişkin bugüne kadar yapılan en kapsamlı çalışmayı tamamladı. Rapor, 2022'de yayınlanacak ama şimdiden başlıkları belli oldu.

Bu başlıklar bile uykuları kaçırmaya yeter!

Raporun başında şöyle yazacak: Beslenmesi gereken boğaz sayısı giderek artan ülkeler üzerinde baskı daha da artacak. İklim değişikliği küresel çapta mahsul üretimini zaten önemli miktarda azaltmıştı, azalma 21. Yüzyıl boyunca devam edecek!

Korkmamız için sadece bu bile yeter ama, yetmiyor… Başlıklar devam ediyor:

2015-2019 yılları arasında Afrika ve Orta Amerika'da 166 milyon insan, insani yardıma muhtaç hale geldi.

Yükselen karbondioksit seviyeleri mahsullerin kalitesini düşürecek, temel gıda ürünlerindeki yaşamsal mineralleri ve besinleri azaltacak.

Milyonlarca çocuk yetersiz beslenecek, bünyeleri zayıf kalacak. Her türlü hastalığa açık hale gelecekler.

Artan sıcaklıklar nedeniyle insanların fiziksel çalışma yeteneği azalacak.

Paris İklim Sözleşmesi'nde belirtilen dünyanın 1.5 derece ısınması yerine 2 derece ısınması halinde, ek 1.7 milyar insan ‘şiddetli ısıya' ve 420 milyon insan da ‘aşırı ısıya' maruz kalacak.

Dünyanın bazı bölgelerinde yüz milyonlarca insan her yıl 30 günden fazla ‘ölümcül sıcaklarla' boğuşacak!

Aşırı sıcaklar ve sel felaketlerinden ötürü milyonlarca insan yerinden yurdundan olacak.

Artan sıcaklıklar sivrisineklerin yaşam alanını genişletecek. 2050 yılına kadar dünya nüfusunun yarısı dang humması, sarı humma ve zika virüsü gibi hastalık riskleri altında olacak.

Karbon kirliliği azalmazsa Asya, Avrupa ve Afrika'da ek 2.25 milyar insan dang humması riskiyle burun buruna gelecek.

Su kıtlığı, tarımsal zorluklar ve deniz seviyesinin yükselmesi yüzünden 31 ila 143 milyonluk bir nüfus kendi ülkelerinden başka ülkelere göç etmek zorunda kalacak.

***

BM'nin raporunda dang humması, sarı humma, zika virüsü, öldürücü sıcaklık artışı, mahsulün azalması gibi pek çok risk var, bir risk sayılmıyor. Akıl sağlığı!

Sanırım bu riskle millet olarak sadece biz karşı karşıyayız!

Baksanıza, dünya panikle adımlar atıyor, planlar yapıyor, durum tespit raporları hazırlayıp önlemler almaya çalışıyor. Biz ne yapıyoruz peki?

İstesek de istemesek de Kanal İstanbul'u!

Ne diyelim, Allah akıl sağlığımızı korusun. Amin…

YAZARIN TÜM YAZILARI