Sözcü Plus Giriş
YÜCEL ARI

40 yaş altındakilere bir ‘anten’ hikayesi

26 Haziran 2021 Yazarlar

Yıllar önceydi. Henüz her evde televizyon yoktu. Karşı komşumuz evine televizyon almıştı. Oğulları da arkadaşım. Koca televizyon kutusu üç tekerlekli moto guzzi ile evin önüne kadar gelince bütün çocuklar sanki kendi evimize gelmiş gibi sevinmiştik. Kutu, el birliği ile evin salonuna taşındı. Anten, uzun kablolar hepsi ortaya yığıldı. Evine televizyon gelen arkadaşım heyecandan yerinde duramıyor… Babası öncelikle anten kurulmalı diye çatıya çıktı. Uzun süre orada kaldı. Anteni takmış bir yerlere, elinde kablo ter içinde aşağıya indi. Sihirli kutu açıldı, gıcır televizyon  ortaya çıktı. Dikiş makineleri vardı, televizyon sehpası oldu anında. Kadınlar, çocuklar, yaşlı amcalar evin içi cavul cuvul. 

Arkadaşımın babası televizyonun kablosunu prize taktı. Televizyonun kullanma kılavuzunu açtı, mırıl mırıl okurken büyük bir sessizlik oldu. Sonra, aletin bir düğmesine bastı. Karıncalaaaar…

Sonra başka bir düğmesine daha bastı yine karıncalar. Fişi prizden çıkarıp yeniden taktı. Yine karıncalar!

Televizyon çalışmayınca her kafadan bir ses çıkmaya başladı. Büyüklerin durmadan konuştuğu çılgın bir sahne, hiç unutmam. Bu sırada evine televizyon gelen arkadaşım durmadan, “Baba, baba bak bi” deyip duruyor. Adam da, “Sus be çocuk” deyip kitapçığı okumaya çalışıyordu. Arkadaşım ısrar ediyor, büyükler durmadan konuşuyor… Babasının tepesi attı sanırım, oğluna bir beş parmak gösterdi. Şırraaak… 

Ben bile yerin dibine girdim resmen. Afacan bir çocuk olan arkadaşım küçük bir bozulma anı yaşadıktan sonra bu minik suskunluktan yararlanıp, “Bak baba bu kabloyu takmamışsın” dedi. Adam attığı tokattan zerrece utanmadı. Aldı oğlunun elinden kabloyu, şöyle ucuna baktı sonra televizyonun arkasına geçerek onu bir yerlere taktı. Karıncalar gitti, televizyon ayarlarını gösteren TRT yazısı çıkıverdi! Televizyon çalışıyordu…

Arkadaşım televizyonun anten kablosunun takılı olmadığını bir saattir söylemeye çalışmış, dinletememiş üzerine de bir tokat yemişti herkesin ortasında.

***

Bu yüzden büyükler küçüklere, “Sen sus, konuşma” dememeli kesinlikle. Belki de her şeyi daha net gösterecek bir anten kablosu vardır ellerinde. Bırak konuşsunlar dilediklerince…

***

Anayasamızın 26. maddesinin 1. fıkrasında, “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak veya vermek serbestiliğini de kapsar” yazar!

Kağıt üzerinde yazıyor yazmasına da uygulamaya gelince işin rengi değişiyor. Bu hakkını sosyal medya hesapları üzerinden kullanan Sedat Peker'in YouTube, Twitter ve Instagram hesaplarına engelleme getirildi!

Neden?

Sedat Peker'in bugüne kadar sosyal medyadan yazdıkları, söyledikleri “milli güvenliğimizi” tehdit ediyormuş, hatta memleketimizin “kamu düzenini” bozuyormuş da ondan!

Tekine bile soruşturma açılmadığına göre; gün, saat, belge ve tanık vererek memlekette gündem değiştiren anlattıkları değil, Peker'in konuşması kamu düzenini bozuyor sanırım.

Arkadaşım herkesin ortasında babasından şamarı yemesine rağmen konuşmuş ve alınan televizyon, anten kablosu takılınca görüntü gelmişti.

Sedat Peker de elinde anten kablosu iki de bir “baba baba” diye devletimize seslenirken, sağolsun devletimiz de tıpkı arkadaşımın babası gibi bütün dünyanın gözü önünde ona sansür tokadını atma yoluna gitti.

Peki, o anten kablosu takılmazsa biz karıncalara mı bakacağız aval aval?

Sedat Peker de mahalle arkadaşım gibi; yediği tokada rağmen konuşup anten kablosunu taktırmaya kararlı. Getirilen yasak karşısında, “Diyelim ki kapatmayı başardılar hesapları. Gerekirse dumanla paylaşacağım, ama yine de paylaşacağım bildiklerimi” diyor.

***

Sedat Peker'e sosyal medya yasağı getirilince aklıma çocukluk anım geldi. 40 yaş üstündekilerde bu televizyon anılarından çok vardır. 40 yaş altındakiler karıncaları falan pek bilmez, anlatayım dedim!

YAZARIN TÜM YAZILARI