Gerçekti hayal oldu!

Köşe yazılarının, bakış açısı zenginliğinin, dili kullanmasının hastasıydım Kürşat Başar'ın. Bir ara birlikte de çalışmışlığımız oldu Star gazetesinde. Gazeteciliğin ışığı, memlekette yanmaya başlayan ampulle birlikte soluklaşırken o artık çok daha güzel işler yapıyor… Kitaplarıyla, Kürşat Başar ve Orkestrası ile, Kürşat Başar ile Sohbet ve Müzikli Sofralar'la insanların yaşamlarına dokunuyor.

2011 yılıydı sanırım. Cumhuriyet gazetesinde yazmaya başladı. İlk yazısını kelimesi kelimesine değil ama unutamam. Türkiye'nin yetiştirdiği önemli bir asker, Kıbrıs Fatihi desek abartı olmaz babasıyla ve yeni yazmaya başladığı gazeteyle ilgili müthiş rastlantıydı. Cumhuriyet'in ‘efsane' olduğu yıllardan geliyordu anlattıkları. Hata yaparsam affola!

Ya Ağrı ya da Doğubayazıt garajında yaşanmıştı gerçek öykü. Babası orada görevli subay ve bir iş için sivilleri giymiş derme çatma terminal gibi bir yerde otobüsün kalkış saatini bekliyor. Elinde Cumhuriyet gazetesi, ara ara açıp okuyor. Sonra katlayıp cebine koyuyor. Başında kasketi ile bir adam yaklaşıp selam veriyor. Bir şey isteyecek belli. “Beyim Ankara'ya mı gidiyorsunuz” diye soruyor?(Ankara olmayabilir…) “Evet, hayırdır” diyor Kürşat'ın babası Çetin Başar. Adam ceketin cebinden bir zarf çıkarıyor, uzatıp ekliyor: “Beyim, benim oğlan gideceğin yerde asker. Bunun içinde az bir para var. Sana yük olmazsa verebilir misin oğluma?” Çetin Başar, “Olur ama, ya vermez cebime atarsam parayı. Nasıl güvenirsin bana” diye soruyor. Adam yanıt veriyor: “Sen o gazeteyi okuduğuna göre güvenilir bir insansın!”

Tabi o zamanlar bazı gazeteler de, insanlar da günümüzdekilere pek benzemiyordu!

Güven denince aklıma bu örnek gelir. Karşındakine güvenmek böyle bir şeydir çünkü. Bakarsın, tartarsın, ölçer biçersin ‘karşımda duran bu insan beni aldatmaz, kandırmaz, kazık atmaz, üç kağıt açmaz, kendine yontmaz, cebe atmaz, ben dururken kendisi zenginleşmez, kuruşu hesaplar, öbür taraftaki hesaptan korkar' dersin!

Yine de aldatırsa! Gerçek aldanan aslında ona inanan olmaz…

***

19 Mart 2021 cuma sabaha karşı Naci Ağbal'ın güvendiği dağlara kar yağmış ve Merkez Bankası'nın kapısı önüne konulmuştu. BDDK rakamlarına göre 18 -19 martta ‘toplam 841 milyon dolar' döviz alındı piyasada. Pazartesi oldu piyasa bir açıldı, dolar 8 lirayı geçti! İyi paraydı… O güne kadar döviz biriktiren yurttaşlar bir günde ‘4.6 milyar dolar' döviz mevduatını bozdurdu! 19 mart haftasında başta yerli şirketler ve yerli yatırımcıların mevcut döviz mevduatı 2.2 milyar dolar daha arttı!

Dünya liderimiz kadar ekonomiden anlamayız ama bu rakamların Türkçesi şuydu: Parası pulu olan Türk milleti sadece Sam Amca'ya güveniyordu!

Son ‘emirle inen faiz' dalgasında kimler neye güvenip ne kazandı, kazanıyor, döviz mevduatlarında neler oluyor henüz bilemiyoruz ama görünen köy kılavuz istemez.

Sözün özü, para pul işlerinde güven önemlidir!

Her ay resmi rakamlar açıklanır, Tüketici Güven Endeksi…  İç talep ve ekonomik büyüme ölçülür bununla. 100'ün altında kalırsa, o ülkenin ekonomisinde büyüme beklentisi zayıflamış, tüketicilerde para nanay olduğu için harcama eğilimi yavaşlamıştır. Yatırım yapmayı düşünenlerin gözü hep bu rakamlardadır.

Ekim ayı Tüketici Güven Endeksi açıklandı geçen gün… 2008 finansal krizinden bu yana en düşük seviyedeydi! Kriz yılında 73.9 olan endeks ‘sözde şimdi kriz yok' 76.8 çıktı, daha doğrusu indi! Özetle, harç bitti yapı da güven de paydos!

Tabi bu ‘güzellikleri göremeyen, memleketi sürekli karalamaya çalışan' kesimin bakış açısı!

Diğer kesimin açısı ‘bulutlara yakın yüksek yerlerde' yaşadıkları için tozpembe!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bölgesel Finans Konferansı'na video mesaj gönderdi mesela. Yatırımcıları Türkiye'ye çağırıp, “Ülkemiz, iş kurma ve iş yapma imkanları açısından uluslararası yatırımcılar için oldukça cazip. Yatırımcıların bu fırsatları değerlendirmesini bekliyoruz. İstanbul Finans Merkezi'nin islami finans açısından da merkez olmasını arzu ediyoruz. Son 19 yıldır reformlara imza atmış bir yönetim olarak Türkiye'ye olan bu güveni boşa çıkarmamakta kararlıyız” dedi!

Bölgesel Finans Konferansı ile ilgili medyamızda tek bir haber bile bulamadım. 20 kadar ülkeden katılım olacak denilmiş. O ülkeler hangileri, kimler katıldı tam bilinmiyor. Erdoğan yine de katılımcılar arasında varsa; Alman'a, Hollandalı'ya, İngiliz'e, Amerikalı'ya, Katarlı'ya, Suudi'ye, Azerbaycanlı'ya, Rus'a, Arap Emirli'ye, Dubai'den, Bahreyn'den, Kosova'dan, Umman'dan, Kuveyt'ten, Polonya'dan gelenlere yani dünyaya, Türkiye'ye güvenin, yatırım yapın, İstanbul'u finans merkezi haline getireceğiz siz de paralarınızı bize getirin dedi…

***

Yıllar önce Kürşat Başar'ın babasına ‘beyim' deyip ve de ‘güvenip' para dolu zarfı teslim eden efendiye bakıp; Katarlı'dan, İngiliz'den, Arap'tan da aynı şeyi yapmasını; dolarını, eurosunu sözünüze güvenip teslim etmesini bekliyorsanız, ‘acı söz' söyleyeyim; birileri fena kandırıyor sizi!

Çok geçmedi üzerinden anımsarsınız; bir ara çağrıda bulunmuştunuz da partililer dolar bozdurmaya ve hatta dolar yakmaya başlamıştı… İşte o günlerde AKP'liler bile gerçek doları yakmaktansa kameralar önünde sahtesini yakmış, orijinalini istiflemişti.

1 dolar ya da 1 milyar dolar hiç fark etmez, parası olan Türkiye dahil dünyanın her yerinde güven var mı, güvenilecek birileri var mı ona bakar!

Ve ne yazık ki çoktaaan geçti o ‘verilip tutulduğu için sözlere güvenilen' günler…

Çünkü, kesintisiz ve ‘her istediğinizi alarak' 19 yıldır yönettiğiniz memleketin yurttaşları bile para konusunda size değil, Sam Amca'nın yeşil denizindeki limana güveniyor. Cebinde 10 Türk Lirası olsa bile, ‘yarın ne olacak belli değil' deyip 1 dolara yatırıyor!

Daha net anlaşılsın diye meşhur sloganı değiştirip söyleyelim: Gerçekti hayal oldu!

Loading...