Sözcü Plus Giriş
YÜCEL ARI

İftarlık oyuncak!

7 Mayıs 2021 Yazarlar

Geçen yıl yurttaşları sahil kıyılarındaki yürüyüş yollarından, parklardan kovaladılar. Piknik yapmayı yasakladılar. Spor yapılmasını, yürüyüş yapılmasını yasakladılar. Uymayanlara polis ceza kesti. Allah sizi inandırsın, İstanbul Suadiye sahilinde yürümek yasaklanırken, aynı yerde yolun kenarındaki kaldırımda yürümeye ses çıkarmadılar!

23 Nisan'ı, 19 Mayıs'ı yasakladılar… Bu yıl 23 Nisan'ı bir kere daha yasakladılar. Bayramı balkonlarında kutlamaya çalışanlara polis karşı çıktı, tutanak tuttu! Önümüz 19 Mayıs, ihtimal yine yasaklanacak!

AVM'leri açtılar, gariban esnaf lokantasını yasakladılar. Adamlar tükendi.

Neredeyse herşey yasaktı ama iç hat uçuşlarında Avrupa rekoru kırdık!

Kahvehaneler virüs deposuydu(!) Nerede kahve varsa yasakladılar. Kahvehane sahipleri art arda canına kıyıyor.

Türkiye'nin her köşesinde cenaze vardı. Cenazeye ‘pandemi koşulu' getirdiler. En çok 30 kişi sevdiğini son yolculuğuna uğurlayabildi.

Nikah, düğün, nişan, sünnet törenlerini üç beş kişi ile sınırladılar.

Toplu namazları birlikte kılmasak sağlığımız açısından iyi olacak dedi diyanet işleri başkanı.

Cumhurbaşkanı başka bir yasağı, “Evlerde gün, mevlit, taziye, yılbaşı kutlaması gibi insanların bir araya geleceği etkinlikler yapılamayacak” diyerek açıkladı.

Cumhurbaşkanı ‘TMM' sloganını buldu. Her konuşmasında TMM yani ‘temizlik, maske, mesafe' kuralına dikkat çekti. Rizespor-Galatasaray maçı tribünlerine dev bir pankant gönderildi mesela. Erdoğan'ın kocaman fotoğrafının yanında TMM, temizlik, maske, mesafe yazıyordu.

Temizliğimize, sağlığımıza bu kadar düşkünlerdi yani…

Lebalep AKP kongreleri yapılmaya başlandı sonra! Bir değil, iki değil kaç il kongresi… En son Ankara'da büyük kongrelerini yaptılar. Memleketin 80 ilinden otobüslerle insanları alt alta üst üste Başkent'e taşıdılar.

Millete parkları, sahildeki yürüme yollarını yasaklamışlardı ama, salona sığmadıkları için dışarıda kalan partililere otobüs üstünden seslendi Cumhurbaşkanı. Yani, bu yasaklarda miting bile düzenlendi.

Baktılar koronavirüs AKP'ye yaklaşamıyor, 30 kişi ile sınırladıkları cenaze törenlerini lebalep doldurmaya başladılar. Bu cenaze törenlerine, yurttaşa TMM diyen Cumhurbaşkanı, 23 Nisan'ı balkonda kutlamaya çalışanlara bile ceza yazan polisin başındaki iç işleri bakanı, yurttaşlara ‘temastan kaçının, tedbirlere uyarak bu hastalığı yeneceğiz' diye akıl veren sağlık bakanı ile hükümetin diğer ‘aman dikkat' diyen bakanları katıldılar.

Toplu iftarı yasakladılar. Ama kendileri iftar verdiler ya da gittiler. Yani, ‘yapmayın' dedikleri ne varsa kendileri göstere göstere yaptılar. Genelgelerle ilan ettikleri ne kadar yasak varsa, gözümüzün içine baka baka deldiler. Yasak, canından bezen kahveciye, lokantacıya, işsize, emekliye, gence, çocuğa kısaca yurttaşaydı. Bizi yönetenler yasak tanımadı.

Toplu halde kılınan namazları ‘bir süre birlikte kılmasak iyi olur' şeklinde öneride bulunmuştu diyanet, ancak Cumhurbaşkanı her cuma çıkışı caminin önünde kurulan kürsüden açıklamalar yaptı!

En son, marketlerdeki bazı reyonlara yasak getirdiler. İçkiyi geçtim, markete girip yoğurt alabilecektin, ancak evde sıkıntıdan patlamak üzere olan yavruna bir plastik oyuncak dahi alamayacaktın, o reyon yasaktı…

Önceki gün şöyle bir şey oldu. Simsiyah bir mercedes, üzerinde Cumhurbaşkanlığı forsu var. Yavaşça yaklaşıp durdu. Sağ arka kapısı açıldı. Ağır ağır Cumhurbaşkanı Erdoğan indi arabadan. Bir evin önüydü, kendisini karşılayanlar da o evin sahipleri. Selamünaleyküm dedi Cumhurbaşkanı, Aleykümselam diyerek selamına karşılık verdiler.

Ben bu görüntüleri televizyonda görünce ayaktaydım, düşecek gibi oldum…

Toparlayıp kendimi sonuna kadar izledim haberi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, son zamanlarda ortalarda pek gözükmeyen tarım bakanını da yanına almış Ankara'nın Ayaş İlçesi'nde hayvancılıkla uğraşan Bekir Dikmen ve ailesinin evine iftar misafirliğine gitmiş!

E hani iftara, misafirliğe gitmeyin diye yasak getirilmişti?

Siz asıl, az sonra gelecek gürüntüye hayret edin… Neyse, kapıda karşılanan ağır misafir eli boş gelecek değil tabi… Dikmen Ailesi'nin çocuklarına hediye getirmiş. Oyuncak araba! Evet evet oyuncak… Hem de pilli, ileri geri vitesli, sağa sola hareket edebilen, ışıklı full fonksiyonlu uzaktan kumandalı araba!

Şaka mı bu dedim kendi kendime. Bu kadar mı dağıldılar…

Sen üç gün önce reyonlarını kapatıp oyuncak satışını yasaklayacaksın, sonra televizyonlarda yasakladığın halde iftara misafirliğe gidecek, üstüne üstlük evin çocuklarına oyuncak hediye edeceksin!

Saray'da bu tür organizasyonları yapanlardan biri de çıkıp, ‘Cumhurbaşkanına oyuncak verdirmeyelim, yasakladık onu' demez mi? Hadi diyelim verdin; biri çıkıp, ‘madem oyuncak hediye ettik, görüntünün bu kısmını vermeyelim başka çocuklar özenir şimdi' demez mi?

Tamam biz büyükler yapılanlara, her biri en az 1 milyon dolarlık lüks otomobillere bakıp bakıp yıllardır sabrediyoruz da, ya evdeki çocuklarımız… Onlara bu bu durumu nasıl anlatacağız? Şimdi, ‘ben de o uzaktan kumandalı oyuncak arabadan istiyorum' dese bir çocuğumuz, ‘oyuncak yasak yavrum' sözümüz ağlamasını keser mi dersiniz? Eve iftara gelmenizi mi beklemeliyiz yoksa?

Şu atalarımız var ya, kurban olurum onlara. Ne de güzel demişler, “Ele verir talkını, kendi yutar salkımı” diye…

YAZARIN TÜM YAZILARI