Google’da “9 Eylül tatil mi” diye arama yapmış birileri... 5 Eylül’de 18 milyon 700 binmiş arama sayısı, 7 Eylül’de 20 milyon 300 bini geçmiş, 8 Eylül’de 21 milyon!
Memleketin çok meraklı olan kesimi için ben de bir araştırma yaptım... Bakın bakalım tatil matil yapmış mı ‘tatil mi’ diye sorduğun güne gelene kadar Mustafa Kemal Atatürk ve dünyanın en zor, en haklı savaşında onun dosdoğru yolunda İzmir’e koşanlar!
***
Eylül 1907’de Selanik’e geçerken vapuru İzmir’e uğramıştı. Bu Mustafa Kemal’in İzmir’i ikinci görüşüydü! Yanında memleket derdine düşmüş sağlam yol arkadaşları vardı.
1911’de bu defa Selanik’ten İstanbul’a geçerken uğradı İzmir’e. Üçüncü gelişiydi... Urla karantinasında bulunduğu Rus gemisinden arkadaşı Fuat Bulca’ya mektup yazdı, bir cümlesi çok çarpıcı: “Vatanı kurtarmak için şimdiye kadar olduğundan daha fazla gayret ve fedakarlık zorunludur!”
İzmir’e beraberindeki diğer kahraman Türk subayları ile dördüncü kez uğradığında tarih Eylül 1913’tü... Trablusgarp Savaşı’ndan dönüşte yolculuk yaptığı vapur mola vermişti. İzmir gazetesi Anadolu, O’nun İzmir’e gelişini “Mustafa Kemal Bey” başlığı ile haber yaptı. Bu Atatürk’ün Milli Mücadele öncesi İzmir’e son uğrayışıydı.
Mustafa Kemal’in Trablusgarp Savaşı’nda Derne ve Tobruk kumandanlığındaki kahramanlığının, İtalyanlar’ı bozguna uğratmasının altını çizen gazete, haberinde şöyle yazıyordu: “Gazetemiz bu muhterem askere, Erkan-ı Harb Binbaşısı Mustafa Kemal Bey’e şehrimize hoş geldiniz diyor.”
İlginç olan Atatürk’ün artık Anadolu’nun dört bir yanında tanınması değildi sadece... Trablusgarp’ın ardından atandığı yeni görev yeriydi! 1915’te düşmanın savaşarak geçemeyeceği Çanakkale’ye gidiyordu! Gelibolu yarımadasında Akdeniz Boğazı Mürettep Kuvvetleri Şube Müdürü olmuştu!
Güvenilir, tabanca gibi insanlarla yanyanaydı hep. Her gittiği yerde insan biriktiriyordu! Bugünden geçmişe bakınca gayet net görülüyor, Atatürk’ün bir planı vardı ve oya gibi işliyordu...
***
Hep şunu bildik; 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da, “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz, ileri” deyince Atatürk, Mehmetçik sel olup iç ve dış düşmanları 9 Eylül’de İzmir’de denize döktü!
Doğruydu, ama 17 yıl eksik bir doğru!
Anlamak için Mustafa Kemal’in İzmir’i ilk kez gördüğü güne gitmek lazım...
Ali Fuat Cebesoy anılarını anlatırken, “Mustafa Kemal, ben, Müfit Kırşehir ve diğer bazı mümtaz yüzbaşılar İstanbul Limanı’ndan kalkan vapurla Beyrut’a hareket ettik. Ertesi gün, 1905 Şubat’ında İzmir’e geldik. Bir araba tutarak Kordonboyu’nda dolaştık” demişti.
Mustafa Kemal Atatürk, kurtuluştan sonra 11 Ekim 1925’te İzmir belediye binasının balkonundan halka seslenirken 1905’teki o günü çok farklı anlattı:
“Ben İzmir’i ilk gördüğüm gün mektebi terk ederek menfama (Şam’a sürgüne gönderilmişti) gittiğim gündür! Bu güzel memlekette, sürgüne giderken birkaç saat geçirmiştim. O zaman bu güzel rıhtımı baştan başa bize hasmiai (düşman) can olan yabancı bir ırkın mensuplarıyla memlü (dolu) görmüştüm. O zaman hükmetmiştim ki; İzmir hakiki, asil ve necip Türk İzmirlilerden gitmişti!”
Sürgüne gönderilirken, taa 1905’te, henüz 24 yaşındayken görmüştü İzmir’in çoktaaan elden gittiğini ve İzmir’in de, vatanın da kurtuluşu için bütün varlığını taşın altına koyması gerektiğini.
Belki de ilk o gün ateşli bir güven duydu bu yurdun hakiki, asil, necip insanına! Belki de sessizce ilk orada haykırdı, Ordular ilk hedefiniz Akdeniz, ileri! Belki de ilk kez o gün, Kordonboyu’ndan arabayla geçerken canlandırdı düşmanların kaçarken Kordonboyu’nda sapır sapır denize döküldüğünü...
Sonra...
Bir gün sonra, 10 Eylül’de bir kez daha geldi İzmir’e Atatürk...
Tatil değildi, sürgün değildi, geçerken uğramış değildi gelişinin sebebi. 17 yıl önce, 24 yaşındayken kederler içinde elden çıktığını gördüğü İzmir’i, memleketi hakiki, asil ve necip Türk insanıyla birlikte kurtarmıştı. Onun içindi gelişi...
Çorakkapı Karakolu’nun önünden geçti arabası, yanında İsmet Paşa, Fevzi Paşa... Hatuniye, Peştemalcılarbaşı, Başoturak derken Konak... Kordonboyu’nda ilerlerken gözleri buğulandı, mırıldandı: Bir rüya görmüş gibiyim!
Demem o ki, Google’da boşuna arama. 9 Eylül tatil değil kardeşim!
1905’te bir dahinin beyninde ve yüreğinde başlayıp 2022’de, 2222’de hep devam edecek çok çalışmayı gerektiren büyük bir plan!