Tuhafiyeci gibi tuhaftır kelime ve ben mahallemizdeki Ramazan Bakkal’a her gittiğimde bakakalırdım kapağı camlı gofret kutusuna! Bak kal, durumuydu!

Bakkal ne ararsan bulabileceğin hazine gibiydi...

Halide Edib Adıvar’ın Sinekli Bakkal romanında olduğu gibi mahallelere ismini verdi. Adres tarifiydi, köşedeki bakkaldan sağa dön...

Henüz kredi kartı bilinmezken, bakkallar o sistemi kullanıyordu! Tek fark, gecikme faizi yoktu!

Çocuklar, anneler beş kuruş ödemeden alacaklarını alır giderdi! Deftere yazılır, kimi baba akşamına kimi haftasına öderdi! Durumu sıkışık olanlar epeyce idare edilirdi...

Üstelik alınanlar tıpkı şimdiki gibi ekstrede görünürdü! Çünkü, bakkalın defteri ayrı, müşterinin defteri ayrıydı. Baba evdeki defteri kontrol edip, “Bak, yine gofret alınmış” diye çıkışırdı.

2000 yılında Türkiye’de 2 milyona yakın bakkal vardı!

AKP döneminin süperlerine yenile yenile 220 bin kaldılar!

Azlar ama, her şeye rağmen varlar...

Onlardan biri, Maltepe’de 48 yıldır bakkallık yapan Niyazi Bakkal... Muhabir kendisine, ‘defter kabarık mı’ diye sorunca, ‘olmaz mı’ diyerek şunları söyledi: “İşsiz kalan, ekonomik sıkıntı çeken, bir ayı zor bitiren emekliler defteri kabartıyor. Her ay maaşı alınca hesabı kapatan da var, taksitle veren de! Hatta bazı müşterilerimize borç para bile verdiğimiz oluyor! Bir de askıda bakkal borcu yapıyoruz. Mesela bir hayırsever, 2 bin 500 lira ödeyip, 8 vatandaşımızın borcunu kapattı...”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, askıda bakkal borcu ödeyelim demişti. Defterler öylesine kabarıktı ki, iki günde 500 bin liralık borç ödenmesine rağmen devede kulak kaldı!

Mart ayında, perakende uygulama yöntemleri üzerine çalışan bir firma 700 bakkalla tek tek görüşüp, rapor hazırladı.

Can alıcı noktası; bakkalların elektrik faturaları yüzünden dolapları kapatmış olması! Çünkü, faturalar zamlarla 2 bin liralara zıplamıştı! Yüzde 60’ı soğutucuları kapattı. Daha az stokla çalışmaya başladılar, ısıtıcı ve klimalar iptal edildi, LED aydınlatmaya geçtiler. Bakkal esnafı, unutulmasın diye deftere bunu da yazdı!

Dişini sıkan yurttaş AKP yönetiminde ne yiyor, ne içiyor defterlerde o da var...

* Mesela Medine hurması satışları ne durumda, merak ettin! Gir köşedeki mahalle bakkalına sor, kaç müşterinin borç sayfasında yazılı Medine hurması?

* Yürek yememişsen, ‘manda yoğurdu kaldı mı’ diye sor!

* Babası işsiz çocuk bakkaldan veresiye olarak ne alabiliyor, defterde yazılı...

* Eşi işsiz kendisi tekstilde gece gündüz çalışan anne akşama tencerede ne kaynatıyor, defterde.

* Gözü parlayanı dinleme! Yurttaşın ekonomisi için bir bakkala sor; düzenli ödeme yapan, ara sıra ödeyen ve artık umudu kestiği müşteri sayısı kaç?

Memleketi 20 yılda ip gibi kuyruğa dizen iktidar, seçime hazırlanıyor şimdi...

Bakkal sayısı azalsa da veresiye alan müşteri sayısı düşmedi, arttı... Eskiden kareli okul defteriydi, şimdikiler kalın ciltli... Görsen bakakalırsın!

Bakkal defteri deyip geçme... Onlar Türkiye’nin kılcal damarlarında gidişatı gösteren hafıza defterleri...

Seçime hazırlanırken aya gidiyoruz, Almanlar bizi kıskanıyor falan demeden, biz yaptık biiiz diye bağırmaya başlamadan, veresiye defterindeki 20 yıldır kabaran hesabı iyi düşün yani...

Karşında her an açılacak amel defteri, 220 bin mumluk ampul gibi duran, dünyanın en etkili el yazılı muhalefeti, her sayfası dert ve borç dolu bakkal defteri var!