Edirne’den Kars’a, benzinden çaya... Zam dalgası tüm yurdu etkisi altına aldı. Bu daha başlangıç... Doların artmasıyla birlikte inanamayacaksınız ödeyeceğiniz paraya markette...

Yakında her şeye kallavi zam gelecek ama “fiyatlar düşsün diye değil, vatan düşmesin diye oy verdik” diyecek milyonlar var. Nasıl da inanmışlar!

★★★

Nitekim bu durumu seçimden önce anlatmaya çalıştım ama çok farklı düzlemdeydim halkımızla... Görüldü ki ülkenin yarısı, dış mihrakların yaptırdıklarına inanıyorlar zamları...

Sorsan halka fakirliğinin nedenini, çoğu diyecek ki dış güçlerin bitmeyen kini... Bunu ciddiye alıp omuz omuza dünyaya karşı mücadele ettiğimize inanalar var. Öylesine temiz ve saflar...

Haliyle Türkiye yüzyılı başladı... Seçim öncesi yansımayan zamları şimdi pompalıyorlar. Hadi benzini anladık da nedir yüzde 43 oranında yapılan zam çaya? Bari yüzde 52 zam yapıp mesaj verselerdi anlayana...

★★★

İşsizlikten, borçlardan, tavuk yemi gibi asgari ücretten, açıklananın birkaç katı gerçek enflasyondan vatandaşımızın keyfi kaçıyorsa kusura bakmasın hiçbiri prens olarak doğmadı... Herkes kadim halkımızın seçimine saygı duymalı...

Yahu bu iktidardan önce ülkede çay mı vardı? Şimdi mitinglerde milletin kafasına kutu kutu atıyor yine de yaranamıyor.

Dua etin sadece çay atıp mesajı vermiş. Seçim sonrası durumunu özetlemek için keyif sigarası da uzatabilirdi. Nitekim sağlığa zararlı...

★★★

Hadi düşünelim... Bir hafta önce devlet 100 kilo yaş çay için yetiştiriciye 1.130 lira ödüyordu. Kilosunu 90 liradan hesaplarsak bu çayı 1.800 liradan satıyordu.

Şimdi yetiştirici yaş çayı yine 1.130 liraya verecek ancak devlet yaş çayı 2.700 liradan satışa koyacak. Güzel iş ama peki ya Çaykur nasıl hâlâ zarar ediyor bu hesapla?

★★★

Özeleştiri de yapmak gerek bazen... Zamanında o kadar da dalga geçtim millet kıraathanelerinde verecekleri beleş çay ve kekle... Daha bedavasını gören olmadı ama birden çok mantıklı gelmeye başladı.

İktidar partisi seçim vaadi olarak sunarken belli ki bu günleri hesaplamıştı. Milletin cebinde kuruş kalmadı!

Adam açlıktan ölmek bize koymaz, kuru ekmek yeriz yine de sevdamız diyor. Mutlu olmak onun da hakkı. Lakin kurunun yanında yaş da yandı! Artık kulak arkası da kalmadı!

★★★

Ah be Nazım Hikmet... Ne bilsin ki böyle bir yönetimin başa geleceğini... “Basit yaşayacaksın basit, sanki bir gün yaşamın sona erecekmiş gibi basit; çay, simit ve peynirle...” derken...

Yine aşınca fiyatı çayın suyunu... Simit ne kadar oldu? Peyniri hiç sorma... Ekmek ve suyla da yaşama tutunuruz nefes aldıkça... İyi de “biz bu hale nasıl düştük?” diye sorgulamadıkça ileride ne anlatacaksın çocuklarına, torunlarına?