Bazen futbolun en büyük derslerini kupaları kaldıran devler değil, küçücük ülkeler verir.

Haritada yerini birçok kişinin gösteremeyeceği Yeşil Burun Adaları bize şunu gösterdi: Başarı için yüz milyonlarca avroluk kadroya ya da yıldız isimlere ihtiyacınız yok. İhtiyacınız olan tek şey; inanç, karakter ve mücadele.

Türkiye ise ne yazık ki bunların hiçbirini sahaya yansıtamadı. 600 bin kişilik bir ülke fenomen kalecisi ve arkadaşlarıyla Dünya Kupası'na umut oldu, 86 milyonluk Türkiye ise ne yazık ki sadece büyük bir hayal kırıklığı yaşadı.

İlk kez katıldığı Dünya Kupası'nda İspanya ile berabere kalan, ardından Uruguay'dan da puan alarak tarih yazan Yeşil Burun Adaları, iki maç sonunda hanesine 2 puan yazdırdı. Üstelik bunu Avustralya ve Paraguay gibi takımlara karşı da değil,  turnuvanın en güçlü ekiplerinden İspanya ve Uruguay’a karşı yaptı.

Yeşil Burun Adaları'nı izledikçe insan ister istemez kendi milli takımını düşünüyor.

Çünkü Türkiye'nin yapamadıklarını onlar yapıyor.

Gol atıyorlar.

Puan alıyorlar.

Mücadeleden vazgeçmiyorlar.

Bahanelerin arkasına saklanmıyorlar.

Ve en önemlisi, sahada gerçekten bir şey başarmayı istediklerini herkese hissettiriyorlar.

55 BAZEN 473'TEN BÜYÜK OLABİLİYOR

Yeşil Burun’un kadro değeri yaklaşık 55 milyon avro. Bizim milyonlarca umut bağladığımız milli takımımızın kadro değeri ise tam 473 milyon avro.

Arada uçurum var.

Ama bu uçurum futbol kalitesinde değil.

Kadro değerinde biz öndeyiz, takım olabilme konusunda ise onlar.

Biz rakamlarda kazandık, onlar futbolda.

İşte bu yüzden Türkiye'nin Dünya Kupası'ndaki başarısızlığı daha da ağır geliyor. Çünkü mesele nüfus değil. Mesele para değil. Mesele yıldız oyuncular da değil. Mesele; forma için ne kadar mücadele ettiğin, sahada ne kadar inandığın ve ülkeni temsil ederken ne kadar fedakarlık yaptığın.

Kaynak olarak ekle

HİÇBİR BAHANEYLE AÇIKLANAMAZ

Bir haftada Dünya Kupası'na veda eden milli takımın gereğinden fazla eleştirildiğini söyleyenler olabilir. Ancak ben tam aksini düşünüyorum. Böyle takımlar dünya devlerine kafa tutabiliyorsa, 86 milyonluk Türkiye'nin iki maçta teslim olması hiçbir bahaneyle açıklanamaz. Bu yüzden yapılan eleştiriler bana göre ağır değil, aksine oldukça yetersiz kalıyor.