Yerel seçimler için son dönemece girilirken siyaset hareketleniyor.

İktidar partisi, 21 yıllık ömrü hayatında ilk defa aday ismi belirlemekte zorlanıyor.

Seçimlere bu kadar kısa süre kalmasına karşın İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nun, Ankara’da Mansur Yavaş’ın karşısına henüz güçlü iddialı bir aday koyamadılar.

İmamoğlu’nun karşısına Murat Kurum, Tevfik Göksu, Adil Karaismailoğlu, Fahrettin Koca, Selçuk Bayraktar gibi isimler dillendiriliyor ama Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın şu ana kadar telaffuz edilen isimlerden tatmin olmadığı, oyun değiştirici bir aday aradığı konuşuluyor.

Bu nedenle de son zamanlarda suç örgütlerine yaptığı operasyonlarla muhalefet partilerinin övgüsünü alan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın ismi konuşuluyor.

İddiaya göre Yerlikaya, muhafazakâr olmayan, merkez sağ, cumhuriyetçi, laik kesimlerin de desteğini almasını sağlayacak bir algıyı oluşturacak yolları izliyor ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı yolunda emin adımlarla ilerliyor.

★★★

Aynı şekilde Ankara’da da Yavaş’a rakip olarak görülen isimler arasında Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Veysel Tiryaki gibi isimler var. Turgut Altınok’un Yavaş’la aynı siyasi kökenden gelmesi nedeniyle ülkücü oyların üzerine CHP ve İYİ Parti tabanının oylarını alacak Yavaş karşısında başarılı olma ihtimali düşük görülüyor. Veysel Tiryaki’nin ise daha önce Yenimahalle seçimlerinde Fethi Yaşar’a karşı yenilmesi kafaları karıştırıyor. İYİ Parti’den istifa eden Adnan Beker’in Ankara’da çeyrek asır belediye başkanlığı yapan Melih Gökçek tarafından desteklendiği ve AK Parti’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmak istediği de konuşulanlar arasında. Bir başka alternatif de Altınok’un Büyükşehir adayı olması halinde Beker’in Keçiören Belediye Başkanlığına aday olacağı yönünde.

★★★

AK Parti’nin aday belirlemede zorlandığı şehirler sadece İstanbul ve Ankara değil. Üstelik MHP ile yapılacak ittifak bazı kentlerin MHP’ye bırakılmasını gerektiriyor ve bu da AK Parti Genel Merkezi’yle teşkilatlarda bir çatlağa neden olmuş. AK Parti’nin iddialı adayları bu ittifak nedeniyle aday olamazsa, Cumhur İttifakı’nın ortak adayının seçim kazanması da zora girebilir.

AK Parti’nin bir başka sorunu da ülkedeki ekonomik durum. Emeklilerin, ücretlilerin, çiftçilerin geçim sıkıntısı, sandığa gitmemeyle vücut bulabilecek bir boykotu beraberinde getirebilir.

Erdoğan’ın bu siyasi sıkışmışlıktan olumlu sonuç çıkarabilmek için üç maddeli bir strateji izleyeceği konuşuluyor:

- Ses getirecek, oyun bozacak iddialı adaylar bulmak.

- HEDEP tabanının kritik olduğu şehirlerde HEDEP oylarının CHP adaylarına gitmesini engellemek.

- İYİ Parti’deki çözülmeyi ve İYİ Parti’nin seçimlere 81 ilde müstakil adaylarla katılmasını teşvik etmek.

★★★

Peki Erdoğan geriye kalan dört ayda bunu yapabilir mi?

Daha önce yapmıştı, şimdi de yapabilir. Zaten İYİ Parti lideri Meral Akşener, Erdoğan’ın işini kolaylaştıran bir yol izliyor.

HEDEP’e ise iktidardan yakın bir markaj var. HEDEP seçmeninin dikkate aldığı Selahattin Demirtaş’ın susturulması iktidarın önemli bir avantajı. HEDEP’teki bölünmüş yapı, İmralı’da hükümlü bulunan Abdullah Öcalan’ın iktidarın beklentilerini karşılama eğiliminde olması da Erdoğan’ın elini kolaylaştırabilir.

Bu durumda da geriye iddialı adaylar belirlemek kalıyor. Ancak o konuda da iktidarın zorlandığını söyleyebiliriz. İzmir’de Mahmut Özgener’in ailesinin direncini aşamayıp AK Parti’den aday olmayı reddetmesini örnek verebilirim. Ankara ve İstanbul için düşünülen diğer ses getirecek adayların da AK Parti’den adaylığa sıcak bakmaması muhtemel.

Anlayacağınız, iktidar partisi 21 yılın en zor seçimine giriyor.

Kılıçdaroğlu pişman olmuş mudur?


Bu aralar CHP’nin sıralarından TBMM’ye giren bazı muhafazakâr milletvekilleri ilginç açıklamalarla CHP’ye saldırıyor. Diğer taraftan Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ da iktidarı bırakıp yeni CHP yönetimini hedef tahtasına koymaya başladı.

Düşünsenize; Cumhuriyeti kuran partinin Genel Başkanı, başka bir partiyle protokol imzalayıp Cumhuriyet’in temel niteliklerini koruyup, terörle mücadele edeceğine dair söz veriyor! Üstüne de üç bakanlık vadediyor.

İnsana sorarlar:

Cumhuriyet’in temel niteliklerine bağlılık ya da terörle mücadele konusunda kafalar ya da kafanız mı karışık ki başka bir partiye bu konuda hem de yazılı bir protokolle “söz vermek” zorunda kalıyorsunuz?

Çok merak ediyorum, o isimleri baş tacı yapıp TBMM’ye sokan, Özdağ’la gizli protokol imzalayan Kemal Kılıçdaroğlu ve yakınındaki aklı evvel danışmanlar bu yaşananları görünce en ufak bir pişmanlık duyuyor mudur?




Başta BAŞÖĞRETMEN ATATÜRK olmak üzere, bütün öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü’nü kutluyorum. Bütün öğretmenlerin hak ettikleri standartlarda görevlerini yapabilecekleri günlerin yakın zamanda gelmesini diliyorum.