Altın ve gümüşün yeni yıl serüvenini izlerken piyasadaki şaşkınlık kadar cehaletin de hızlandığını görüyoruz.

Kafalar karışık, yanlışlar doğru sanılıyor, okur-yazarlık seviyesi yerlerde sürünürken vatandaş manipülasyona açık hedef hâline geliyor.

Yani ekranda konuşan çok, bilen az. O hâlde altın 5600 dolar ONS seviyesinden düzeltme yaparken, biz de bazı yanlışları düzeltelim.

*

Birinci yanlış: “Trump, ABD borçlarını hafifletmek için altını yükseltiyor.”

Altındaki yükselişte Trump’ın yarattığı belirsiz ve riskli atmosferin payı olduğu doğru. Ama bu yükselişi, 38 trilyon dolarlık ABD borcuna yönelik zekice bir operasyon gibi anlatmak düpedüz uydurma.

Trump göreve geldiğinde ons altın 2.714 dolardı. Bugün 5.200 dolar civarında. (30 Ocak/08:00 itibariyle)

Yani ons başına yaklaşık 2.486 dolarlık bir artış var.

Bir onsun 31,1 gram olduğunu hatırlarsak, gram altın Trump döneminde yaklaşık 80 dolar değer kazanmış.

ABD Merkez Bankası’nın altın rezervi 8.133 ton. Bu artışın toplam karşılığı kabaca 650 milyar dolar. Kulağa büyük geliyor değil mi? Ama 38 trilyon dolarlık borcun yanında bu rakamın payı yüzde 2 bile değil.

Yani son düzeltmeye rağmen tarihî artış var ama borç dağının yanında altının gölgesi bile yok. Üstelik altın Amerikan Hazinesi’nin değil, FED’in kasasında. FED’in “Buyurun, altını bozdurun, borçları kapatın” diyeceği bir senaryo da masal kitaplarında bulunur.

Üstelik Trump göreve geldiğinde Euro/Dolar paritesi 1,0364’tü, bugün 1,20’lere dayanmış durumda. Borçlar dolar cinsinden olsa bile euro cinsinden bakıldığında ABD’nin yükü artmış vaziyette.

Zayıf dolar ihracatı destekler, doğru. Ama aynı zamanda enflasyon baskısı yaratır, bu da başka bir gerçek. Kısacası altındaki artışın ABD’nin anormal borç stokuna somut, mucizevi bir katkısı falan yok.

*

İkinci yanlış: “Altın çok arttı, bu seviyeden girilmez.”

Sözüm ona “konunun uzmanı” sıfatıyla konuşan, özellikle kuyumcu etiketli yorumcular uzun süredir aynı masalı anlatıyor.

Çok arttı, sert düzeltme gelecek, şu seviyelere düşecek, girerseniz üzülürsünüz… Temeli olmayan bu laflarla insanlar aylarca oyalandı.

Medyanın da ciddi günahı var; her mikrofonu tutanı altın uzmanı diye ekrana çıkarıp vatandaşın sağlıklı bilgi almasını bilinçsizce sabote ettiler.

Net cevap şudur: Uzun vadeli düşünen için her seviyeden girilir. Çünkü artık yeni normal bu.

Sırf “biz demiştik” diyebilmek için yıllardır “düşecek” diyenlerin ciddiye alınacak tarafı kalmadı. Daha düne kadar “ben artık gümüş almam, izlerim” deyip bugün tam tersini söyleyenleri de hafızaya not edin.

Makul düzeltmeler olur elbette ama altın çakılmaz. (5600 dolar seviyesinden önemli satış geldi ve 5200 seviyelerine gerilemek suretiyle düzeltme yaptı zaten.) “Geç kaldım” diyenler geçmiş grafiğe ağlamayı bırakıp önüne bakmalı.

*

Üçüncü yanlış: “Bu yılın yıldızı kalay, bakır, platin olacak.”

Bunu söyleyen birkaç istisna dışında, çoğu kişi sadece süslü cümle kurmak ve sosyal medyada etkileşim almak için konuşuyor. Hayatında kalay görmemiş insanlar kalay tavsiyesi veriyor.

Artar mı, artmaz mı; hangi endüstride kullanılır… Bunları ezber cümlelerle anlatmayacağım. Teknik bilgisi olan inceler, olmayan susar. Ünvanı uzun, bilgisi kısa insanlara aldanmayın.

*

Dördüncü yanlış: “Jeopolitik riskler, FED faiz kararları, merkez bankası alımları…”

Bir yorumcuyu takip ediyorsanız bu klişeleri artık siz de ezberlediniz. Öyle ki mahalledeki berber bile FED kararı yorumlar hâle geldi.

Vatandaşın küresel ekonomi ve jeopolitiği derinlemesine analiz etmesi elbette kolay değil. O yüzden ezber cümle tekrarlayanları değil; bu altını kim alıyor, ne zaman alıyor, hangi miktarda, hangi fiyattan alıyor; banka mı, fon mu, fiziki mi, kontrat mı; olası satış hangi seviyeden, ne kadarlık gelir…

Bu sorulara teknik cevap verenleri dinleyin. O zaman üzülmezsiniz.

*

Profesör Özgür Demirtaş’ın güzel bir sözü vardır: Yatırım yaparken aslında kendinle baş başasındır. O çizgi çekenlere aldırma. Çizgi çekmekle zengin olunacak olsaydı, bugün hâlâ çizgi çekiyor olmazlardı. Meselenin özeti de bu.

Bu hassas süreçte üzülmemek için benden söylemesi; kendinizle biraz baş başa kalın ve ona göre kararınızı verin. Çünkü bazı şeyler, nilüfer çiçeği gibi, gürültüde değil sükûnette açar.