Arife tarif ne hacet! / Hak meydanda gördü isen / Arif olan bunu sezer / Derununda gevher(cevher) varsa / Arif olan bunu bilir / Daha geride ne kalır?

Son ozanlarımızdan, halk adamı rahmetli Neşat Ertaş’ın ‘Arife Tarif’ eserinin dizelerinden alıntı bunlar...

Aynı şey değil ama bugün Arife ya hem benzerlik var, hem de Çalışma bakanı profesör doktor Vedat Bilgin’in durumuna ‘cuk’ oturduğu için yazıya Arife Tarif’le başlayayım dedim!

Bakanın kıymetli fikri bol... Nereden mi çıkardım? Türkiye Yazarlar Birliği, kendisine köşe yazılarından ötürü ‘Basın Fikir Yazarı’ ödülü vermiş de, oradan.

Cumhurbaşkanı kıymet bildiği için Bilgin’i önce kendine başdanışman, geçen yıl da Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanı yaptı...

Mükemmel ekonomi yönetimi sayesinde enflasyon uçunca gazeteciler bakana, “Asgari ücrete Temmuz ayında ara zam düşünüyor musunuz” diye sordu. Bakan o gün kendi fikriyle şu yanıtı vermişti: “Asgari ücrete temmuz zammı diye bir gündemimiz yok!

Aradan kısa bir süre geçmişti ki Türk-İş Başkanı Saray’a çıktı, “Asgari ücret eridi, bir şeyler yapılsa iyi olur” dedi... Seçim yaklaşıyordu, asgari ücret en azından 11 milyon seçmen demekti! Erdoğan, Çalışma bakanına talimat verdi! Talimatı alan aynı bakan bu defa şunu dedi gazetecilere: “Asgari ücrete temmuz zammı için çalışmamız var!

Tamamen seçim duygusallığından zam yapıldı asgarilere! Ödüllü bakan rahatlamıştı, gayet rahat şunları dedi:

“Türkiye zincirlerini kırdı, kalkındı! Bizim rakamlarımıza bakmayın! OECD rakamlarına bakın! Türkiye 2000’lerde neydi? Türkiye değişiyor, refah seviyesine bakın! Türkiye’de bütün ailelerin, her gelir grubundan ailelerin kapısında otomobil var, çocukları okuyor!”

Bu laflardan şunu anladı millet; buzdolabını, otomobili ve hatta tekerleği bile AKP sayesinde gören, cenazelerini yıkatacak gassal bulamayan Türk insanı, çocuklarını da AKP öncesi okutamıyordu!

Profesör bakanımız, “Türkiye’de her gelir grubundan ailelerin kapısında otomobil var! Bizim rakamlarımıza bakmayın, OECD rakamlarına bakın” der de bakmaz mıyım?

Son zamla bizde 5 bin 500 lira olan asgari ücret Fransa’da mesela bin 603 euro! Kıymetli bakana göre asgari ücretli aileler de dahil her gelir grubundan aileler kapılarına otomobil çekebiliyor... Ya benim baktığım Fransa’da, asgari ücretle ne yapılabiliyor peki?

Bir asgari ücretle, vergi dahil 1600 euro olan 2006 model işte bu Renault Clio alınabiliyor!



Ya da 1590 euroya 2007 model 2.0 motor dizel bu Peugeot 407 alınıp, asgari ücretten 13 euro da üste para kalıyor!



Asgari ücrete 200 euro daha ekleyen bir Fransız 1800 euroya bu 2006 model Passat’ı evinin önüne çekebiliyor!



Asgari ücretin artmış haliyle bile Türkiye’de neler alabileceğini açık açık söyleyemese de iyi bilen Türkiye’nin Çalışma bakanına inandırıcı gelmediyse; Automobile.fr adlı ikinci el araç satış sitesine bakabilir kendisi.

Refah seviyesine bakın, diyen ödüllü bakan ve onu bu koltuğa oturtan hükümetin başı bir de şuna baksın!

Fransa’da asgari ücretle çalışan kaldıysa, işte o Fransız’ın bir asgari ücretle aldığı Clio’nun aynısı memleketimizde 155 bin liraya, yani 28 asgari ücrete alınıyor! Paris’te bir asgari ücretle alınan Peugeot 407, İstanbul’da 48 asgari ücret karşılığı, Fransız’ın asgari ücretin üzerine 200 euro koyup aldığı Passat ise bizde 46 asgari ücrete alınıyor!

Bilmem asgari ücretin çok altında maaşla yaşamak zorunda bırakılan milyonlarca insanın ve 11 milyon asgari ücretlinin durumunu tarif edebildim mi?

Ozanımız Neşet Baba’nın, “Arife tarif ne hacet” dediği gibi, arif olan kabak gibi ortadaki durumu zaten biliyor!

Bizi yönetenler ise arif olup paramızı pul haline getirdiklerini kabul etmek yerine gözümüzün içine bakıp, ‘Zincirleri kırdık... Refah seviyesi... Her gelir grubunun kapısında otomobil var... Şükürsüzlük ve nankörlük hali’ falan deyip, Arife günü günaha sokuyorlar bizi!