Bir küçük kız düşünün... Adı Elif.

Doğduğundan beri bağışıklık sistemi zayıf, her kış ateşler içinde günlerce yatıyor. 

Doktorlar çaresizce sıradan aşıları denemiş, ama hastalıklar bir yolunu bulup hep geri gelmiş.

Sonra annesine yeni bir umut anlatılıyor: “Programlanabilir bir aşı.”

Bir yazılım gibi Elif’in bedenine hastalıkla savaşmayı öğretecek. O teknolojiyle yapılan mRNA aşısı sayesinde küçük kız ilk kez sağlam bir kış geçiriyor. 

★★★

Elif’in hikâyesi uydurma değil; aslında milyonlarca insanın gerçek hayatına dokunan bir bilimsel devrimin simgesi. Çünkü mRNA aşıları vücudumuza “şu mikropla böyle savaşacaksın” diye talimat veren bir rehber.

RNA dediğimiz şey bir molekül. Hücrelerimizin içinde zaten var olan doğal bir “mesajcı.”

Bir tür fotokopi makinesi gibi çalışıyor: DNA’daki bilgiyi alıyor, hücreye hangi proteini üreteceğini söylüyor. 

Bilim insanları bu mesajı kopyalayıp düzenliyor. Böylece vücudumuzun ordusu düşmanı tanıyıp önceden hazırlanıyor.

★★★

Peki neden aşıların F-35’i?

Çünkü tıpkı F-35 savaş uçakları gibi, bu teknoloji hem hızlı üretilebiliyor, hem de farklı görevler için kolayca uyarlanabiliyor.

Covid-19’da gördük. Virüsün genetik bilgisi yayımlandıktan 70 gün içinde ilk mRNA aşısı hizmete girdi. O hız milyonlarca hayat kurtardı. Şimdi aynı teknoloji, kanser tedavilerinde, otoimmün hastalıklarda, hatta geleceğin salgınlarına karşı test ediliyor. 

★★★

Ama Amerika’da bu devrim masadan kaldırılmak üzere.

Sağlık Bakanı Robert Kennedy, dünyanın en büyük tıbbi atılımını çöpe atmaya hazırlanıyor. Yarım milyar dolarlık 22 mRNA aşı geliştirme projesini iptal ediyor.

Eski başkan olan amcası John F. Kennedy (JFK) bu tabloyu görse eline sopayı alıp makamından kovalardı. 

Bu; elinizdeki en gelişmiş savunma sistemini hurdaya çıkarmak gibi bir şey.

Resmi gerekçe “Aşılar yeterince etkili değil!”

Gerçek gerekçe ise daha derin: mRNA aşıları, bilim karşıtı söylemlerin, aşırı muhafazakâr dini grupların ve komplo teorilerinin hedef tahtasında.

Covid-19’da milyonlarca hayat kurtaran bu teknolojiye şimdi “güvensiz, günah, doğaya aykırı” gibi etiketler yapıştırılıyor. Tıpkı bir zamanlar dünyanın yuvarlak olduğunu söyleyen bilim insanlarının “dine aykırı” diye susturulması gibi.

Bu sadece ABD’nin değil, tüm dünyanın ayağına kurşun sıkması demek. Çünkü yeni salgın geldiğinde elimizde yine eski, yavaş, hantal yöntemler kalır.

Ve sorulması gereken şu! 20 milyon hayatı kurtaran bir teknolojiye sırtımızı dönersek, bunun bedelini kim ödeyecek? 

★★★

mRNA aşıları zararlı değil; aksine bugüne kadar 13 milyardan fazla doz yapıldı, yan etkileri diğer aşılardan farklı çıkmadı. Ama gericilik, modern tıbbın en güçlü silahını mezarlığa kilitlemeye hazırlanıyor.

Onu rafa kaldırmak, elimizdeki F-35’leri çöpe atıp sapanla savunmaya geçmekten farksız.

Bugün Elif’in, yarın başka bir küçük kızın, yaşlı bir annenin ya da sevdiklerimizin hayatını kurtaracak olan şey tam da bu teknoloji olacak.

Biz ister aşıların F-35’i diyelim, ister “biyolojinin roket savunma sistemi...” 

mRNA’yı kaybedersek, geleceğin savaşına savunmasız gireriz. 

Bu yalnızca tıbbi kayıp değil; gericiliğin akla karşı da zaferi olur.