Başbakan öyle bir duruma geldi ki artık ağzından çıkanı kulakları duymuyor!
Örneğin Meclis’te konuşurken mezhep farklılıklarının kaşınmasından şikayet ediyor ama en acımasız, en akıllara durgunluk veren kaşımayı kendisi yapıyor.
Örneğin “Alevilerin sağdan soldan toplanarak ilçeyi karıştırmak için Soma’ya götürüldüklerini” öne sürüyor.
“Ya bunun eğitimini aldı, ya da genlerinde var. Böyle birisi” diyor.
Hızını alamıyor, balkondan alkışlayanlara dönerek “Hızır Paşalar, açılın kapılar şaha gidelim” diye umutsuzca başka yerlerden medet arama dönemleri, asırlar öncesinde kalmıştır” diyebiliyor.
Almanya’da protesto edenleri “Alisiz Alevi” olarak tanımlıyor.
Ayrımcılığın, mezhepçiliğin acı verici örneklerini sergilemekle kalmıyor, öfkeli kalabalıkları birbirine düşürecek her türlü söylemi dile getirmekten çekinmiyor.
Kendisini dağın tepesindeki garip çobanın bile hayatından sorumlu bir Başbakan olduğunu unutuyor.
* * * *
Belki bilmeyenleriniz vardır.
Ben, Tunceli’nin Pülümür İlçesi Kırkmeşe Köyü’nün fahri muhtarıyım.
Yeşilliklerin kucakladığı köyümüzün hemen girişindeki, bir evin duvarında, boydan boya resmedilmiş dev bir Atatürk portresi bulunur.
Çünkü Kırkmeşeliler, Atatürk’ün armağanı olan laik, demokratik Cumhuriyet’e gönülden bağlı, aydın insanlardır.
Ataları madenlerde çalışmak için göç ettiklerinden, Soma Faciası’nın acısı, tüm köy halkının yüreklerine kor gibi düşmüştür.
Adım gibi eminim ki Soma’da, ya da başka maden felaketlerinde kökleri Tunceli’ye kadar uzanan birçok madenci şehit olmuştur.
Ama Başbakan, güzelim topraklarından koparak, yeraltındaki kölelik düzenine mahkum olan o çaresiz insanların öykülerini bilmez.
Bilmemekle kalsa neyse!
Hissedemez de!..
Hissedemediği için de, Alevilerin sağdan soldan toplanarak ilçeyi karıştırmak için Soma’ya götürüldüklerini öne sürer!
Göz göre göre gelen Soma‘daki faciada sanki hiçbir siyasi sorumluluğu yokmuş gibi, Meclis’te, kendisini madenciler arasında gösteren tabloyu gururla ve gülerek kabul eder!
Ayrımcı sözleri nedeniyle Alevi yurttaşlarımızın içi kan ağlıyormuş, vız gelir, tırıs gider!
Ona bu ayrımcılıktan gelecek oylar yeter!
HHH
Haydi yeri gelmişken size, hatırladıkça gözlerimi yaşartan bir olayı aktarayım.
* * * *
Dört sene kadar önce, hep birlikte Kırkmeşe’den kalktık, Çanakkale’ye gittik.
Kentin sevilen, sayılan Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’ı ziyaret ettik.
Müzeleri, şehitlikleri gezdik.
Başta Büyük Önder Atatürk olmak üzere, tarihin akışını değiştiren tüm kahramanların, bu arada Pülümürlü şehitlerin aziz hatıraları önünde saygıyla eğildik.
Şehitler Abidesi’nde, 1915 ruhunun ve Cumhuriyet’in sonsuza kadar yaşamasını diledik.
Artık biz Kırkmeşeliler’le Çanakkaleliler kardeştik.
Daha sonra Ülgür Gökhan’ın Kırkmeşe’ye gelmesiyle, bu kardeşliği perçinledik.
* * * *
Başbakan Meclis’teki konuşmasında “CHP’nin bazı milletvekilleri utanmadan, sıkılmadan her türlü iftirayı, yalanı kullanarak Alevi vatandaşlarımızı tahrik ediyor. Reyhanlı saldırısında, Hatay’da, Malatya”da, Adıyaman”da, Gezi ve 1 Mayıs olaylarında bunu denediler” diyor.
“Reyhanlı’da 53 Sünni vatandaşımız hayatını kaybetti” diyenin kendisi olduğunu unuttuğumuzu sanıyor!