Kadın’ı erkekten aşağıda gören ülkelerde; “uçkur bekçiliğini” yapmak için kurulmuş polis-zabıta- molla örgütleri var. Çok caydırıcılar. Topluma nizam veriyor, göz açtırmıyorlar.
Aldıkları sonuç ortada:
Kızlar kızlarla...
Erkekler erkeklerle...
Sevicilik patlıyor.
Oğlancılık tavanda.
Biraz meraklı olsa. Kendi tarihimize baksa. Görecek. Ünlü tarihçi Mustafa Akdağ, “Türk Halkının Dirlik Düzenlik Kavgası” adlı kitabında; “Öğrenci Çılgınlıklarını Yaratan Ortam” başlığı altında Bursa Kadı Sicilleri’nden alınan bolca örnek sıralamış.
Bu örneklerden görüyoruz.
Öğrencileri erkek erkeğe yığarak okutmaya çalışınca; Medrese ortamında eşcinsel ilişkiler ve ahlak çürümesi toplumun dirlik düzenliğini sallayacak noktaya geliyor.

* * *

Bugünün Türkiye’sinde; anneler ile babalar, üniversite çağına gelmiş-gelmemiş, okumak için başka bir kente gitmiş-gitmemiş çocuklarının arkadaşlıkları üzerine zaten titriyorlar.
Herkes çocuğuna dikkatli.
Gençler ise özgür bireyler.
Kızı, erkeğine eşit.
Erkeği, kızına saygılı.
Hak çiğnemiyorlar.
Reşitler ve iktidar partisinden bazı milletvekilleri ile bürokratlarının yaptığı gibi “imam nikahı” adı altında ikinci hanımla yasa dışı birlikte yaşayarak “muhafazakar görünme peşinde” değiller.
Gençler iş bulma peşinde.
İktidar ise gençlerin uçkurlarına taktı. Devleti, “gençlerin bedenleri üzerinden ahlak kodu koyuculuğuna“ soyundurdu. Başbakan, “Türbanı Meclis’e sokmaktan” yeterli derecede istismar malzemesi bulamamış olmalı ki, gençlerin libido (cinsel enerji) bekçiliğini yaparak eski oy desteğini erimeden tutma gayretine düştü. Başbakan’ı 11 yıldır kayıtsız, şartsız desteklemiş kalem Nazlı Ilıcak, “AKP’ye oy verdiğim için utanıyorum” diye günah çıkartıyor. Başbakan’a, yanağını okşayacak kadar, yanaşıp yakınlaşmış Mehmet Barlas da “bu kadar zırvaya (gençlerin libido bekçiliğine) ben bile bahane bulamam” diye dalgasını geçiyor.

* * *

Ancak dalga geçilebilir.
Başbakan için kendisine oy verenleri bağlayacak ve önümüzdeki üç seçimde (belediyeler-cumhurbaşkanı-milletvekili) oy patlaması yapabilecek yeni bir çılgın proje geliştirilebilir. Üniversiteye giden, gitmeyen bütün genç kızlar valiler ve İçişleri Bakanı tarafından yakalanır. Hepsine bekaret kemeri, polis gözetiminde takılır.
Kemerin 2 anahtarı olur.
Biri valilikte tutulur...
Diğeri Başbakanlık çelik kasalarında saklamaya alınır. Genç kız, resmi nikahını kıydırıp, imam nikahı da yaptırdıktan sonra, elinde nikah cüzdanı ve “en az 3 çocuk doğuracağı sözünü veren” noterden tasdikli beyanla gelince 2 anahtar damada sunulur.
Yap bekaret kemeri projesini!
Kilitle yeniden mütedeyyin oyları!
Yoksa Cumhurbaşkanlığı hayal!

Hesap!

Marmaray Projesi’ni hazırlayan ve uygun şartlarda ucuz faizli dış kredilerini bulan şimdiki iktidar olmadı. Marmaray gökten zembille inmedi. Bundan önceki hükümetin Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz, “proje toplamının 2.5 milyar dolara mal olacağı ve 2009 yılında bitip hizmete açılacağı şekilde kredi anlaşmalarının imzalandığını” belgeleriyle açıkladı. 6 yıl gecikmeyle (2015’te) tamamı bitecek olan Marmaray’a şu anda harcanan 5.2 milyar dolar oldu. 2.7 milyar dolarlık şişme, sapma, hesap dışı harcama var. Nedeni nedir? Kalem kalem hesap verilmesi gerekir. Harcanan halkın parasıdır.