
Bırakın bakanı, hiç kimsenin böyle bir söz söylemeye hakkı yok.
Hele de siz aileden sorumlu bir bakansanız ve ülkede böyle vahim bir toplu taciz vakası yaşanmışsa.
Ben kendisini unutmuştum.
Çünkü o kadar kadının zulüm ve şiddet görmesi hakkında gıkı çıkmadı sayın bakanın.
Ama önceki gün bir baktım, Ensar Vakfı’nın koruyucu melekliğine soyunmuş o da.
Demek ki bilemediğimiz bir başarısı, önemi var Ensar Vakfı’nın.
Sayısının 45 olduğu iddia edilen ve on tanesinin kesin olarak kanıtlandığı çocuk tacizi vakasında, çocukların vücut bütünlüğünden, namusundan, şerefinden daha kıymetli bu vakıf!
“Bir kereden bir şey olmaz” derken... Tam on kere yahu on!
Hem tecavüz dediğin şey bir kere olur.
Bir kereden bir şey olmaz mantığı “Su testisi su yolunda kırılır” düşüncesiyle kardeş.
Ya da “Sen kuyruk sallamışsındır” ile amca çocuğu!
Bir bakan, hem de bakanlığında ‘Aile ve Sosyal Politikalar’ yazan bir bakan minicik çocukların tecavüze uğradığı bir vakfın arkasında “Bir kereden bir şey olmaz” diyerek duramaz!
Tüm toplum adına yeri göğü ayağa kaldırması, davaya müdahil olması ve sorumluların cezalandırılmasından emin olmak için elinden geleni yapması görevidir. Ki, hem muhafazakâr hem modern çevrelere tecavüz gibi bir suçun kimden gelirse gelsin müsamaha gösterilmeyeceği mesajını net bir şekilde versin.
Sayın bakanın bu açıklaması onun hayata ve yaptığı işe bakışı hakkında çok ama çok talihsiz fikirler vermiş oldu bize.
Muhafazakâr bir vakfın tırnağına zarar gelmesin diye tacize uğramış minik çocukların üzerine basan bir bakanın, şiddete uğrayan kadınları en basitinden muhafazakâr- modern diye ayırması ya da kadına şiddet konularına modern hukuk yerine muhafazakâr bir pencereden bakıp “Kol kırılır yen içinde kalır” demesi işten bile değil.
Ben de diyorum ki, sayın bakanım bir kere istifa edin.
Nasılsa bir kereden hiç bir şey olmuyormuş!

Belki şehre bir film gelir
Bir güzel orman olur hatta anılarda.
Boğuluyorum.
Terörden boğuluyorum. Üzerimize çöken bu kara belanın tüm Avrupa’ya bulaşmış olmasından boğuluyorum.
İstiklal’de patlama olduğunda “Sokağa çıkın, alışveriş yapın” diyenlerin Brüksel’de patlama olunca “Aman sakın oraya gitmeyin” derken yaşadıkları kafa karışıklığından boğuldum. Ülkemizin Batılı ülkeler tarafından cihatçıların cirit attığı, beslendiği bir coğrafya olarak görülmesinden, şimdi koca bir mülteci kampına dönüştürülecek olma fikrinden boğuldum.
Yaşama sevincimi hayatımda ilk kez kaybediyorum.
Şarkılara, şiirlere sarılıyorum.
“Gülümse hadi gülümse bulutlar gitsin…”