Tarihler 24 Ocak 2023’ü gösterdiğinde hızla gelen bir TIR aniden şerit değiştirerek karşıdan gelen bir otomobili altına aldı ve araç hurdaya döndü. Kazada 23 yaşındaki Mustafa Terzioğlu yaşamını yitirdi.

[caption id="attachment_7873934" align="alignnone" width="1200"] Kazadan sonra çekilen olay yeri görüntüsü[/caption]

Arkadaşı tıp fakültesi beşinci sınıf öğrencisi Beste Ceylaner ise 6 ay yoğun bakım, çoklu organ yetmezliği, 30’dan fazla kırık, çok sayıda operasyon ve yatağa bağımlı bir hayat geçirdi.

Genç kız yeniden hayata tutunmak için olağanüstü çaba harcıyor. Haftalarca günde 2 saat bacağına çivi sokulmuş hareket ettiriliyor gibi diye tanımladığı ağrılar çekerek fizik tedavi yapıldı.

[caption id="attachment_7873937" align="alignnone" width="576"] Kazada hayatını kaybeden Mustafa Terzioğlu annesiyle birlikte.[/caption]

TIR sürücüsü S.H. ise, 6 ay tutukluluk sürecinden sonra ilk duruşmadan sonra serbest bırakılmıştı. Son yapılan mahkemede ise bir kişinin ölümüne, genç bir kızın da ağır yaralanmasına ve bir kişinin de yaralanmasına yol açan sürücü 6 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ehliyetine de üç yıl el konuldu.

[caption id="attachment_7873942" align="alignnone" width="1200"] Kazada hayatını kaybeden Mustafa Terzioğlu'nun ailesi ile Beste Ceylaner ve ailesi Söke adliyesindeki karar duruşmasına katıldı.[/caption]

Buraya kadar her şey normal gibi geliyor size değil mi? Çünkü ülkemizde bu tür olaylara o kadar çok sık rastlıyoruz ki…

Araç sürücüsü ölümlü ya da ağır yaralamalı kazaya sebebiyet vermişse yüzde 100 oranında suçlu da olsa cezası belli. Birkaç yıl cezaevinde kalıyor sonra iyi halden bırakılıyor.

[caption id="attachment_7873944" align="alignnone" width="1024"] Prof. Dr. Serdar Ceylaner ve Doç. Dr Gülay Ceylaner kızları Beste Ceylaner ile birlikte[/caption]

Bir anneden söz edeceğim size…
Bir tıp doktoru anneden.

Eşi de kendisi gibi tıp doktoru olan Doç. Dr. Gülay Ceylaner’i anlatacağım. Yazımın girişinde bahsettiğim kazada daha hayatının baharında olan tıp fakültesi 5. Sınıf öğrencisi kızının kaza haberiyle kahrolmuş, günlerce kendine gelememiş, sonra kızıyla yeni doğan bir bebek gibi ilgilenmiş, gecesini gündüzüne katmış, gecelerce uyumamış, kızının yeniden hayata tutunması, ayağa kalkabilmesi, yarım bıraktığı okuluna devam edebilmesi için olağanüstü
çaba harcayan bir annenin duygularını dile getirmesine tercüman olacağım.

“Ben anneyim, ben doktorum, ben bilim insanıyım, ben aydınım, ben bu ülkede yaşayan bir bireyim. Ben kızımın kaza haberini bir jandarmadan aldıktan sonra adeta bitkisel hayata girmiş bir insan gibi yaşam süren ancak kızı için ayakta kalan bir anneyim.

Bu ülkede trafikte bir kişinin ölümüne yol açan, genç bir kızın aylarca yatağa bağlı kalmasına ve dayanılmaz ağrılar çekmesine neden olan sürücüye ne olur biliyor musunuz. Ben öğrendim.

Hem de en acı bir şekilde öğrendim. Önce tutuklanır, sonra serbest kalır ve 6 yıl hapis cezası alır, ehliyetine de 3 yıl el konulur. Yani bu insan cezaevinden çıktıktan sonra yeniden arabasına biner, trafiğe çıkar ve belki de yine bir annenin yüreğini yakacak kazaya sebebiyet verir.

Çünkü yasalarımız buna izin veriyor. İşte benim kızıma çarpan insanın geldiği nokta. Üstelik bu sürücü daha önce de iki kazaya karışmış ve iki kişinin ölümüne sebebiyet vermiş. O olaylarda ehliyeti tamamen iptal edilse, bir daha araca binmemesi sağlansa belki de kızımın arkadaşı ölmeyecek, kızım da aylarca yatağa ve tekerlekli sandalyeye mahkum edilmeyecekti”

Böyle diyor Doç. Dr. Gülay Ceylaner.
İstediği tek şey, yasa koyucuların kanunları hazırlarken, özellikle trafik kazalarında bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verenlere hak ettiği cezanın verilmesi ve ehliyetine ise hayat boyu el konulması hususunu ele almasıdır.

Ukrayna-Rusya savaşında, savaşın başından beri 13.300 kişi hayatını kaybederken, biz her yıl 7000’den fazla canımızı veriyoruz. Bu ölümlerden başta yetkililer olmak üzere hepimiz sorumluyuz.

Eğer ceza yasalarında bu tür caydırıcılıklar olmazsa daha çok annenin yüreğinin yanacağını söylüyor Doç. Dr. Gülay Ceylaner. Haksız da sayılmaz tabi. Umarız bu konu bekletilmeden meclis gündemine gelir, ilgili komisyonlarda görüşülür ve kanun maddesi olarak kabul edilir.