Deniz Kuvvetleri eski Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek, Şubat 2010’da gözaltına alındı. En önemli delili sahte çıkan Balyoz Davası’nda 20 yıl hapis cezası aldı. Örnek Paşa, 4 yıldır Silivri Cezaevi’nde hukuk mücadelesini sürdürüyor. Eşi Sevil Örnek ise en büyük destekçisi... O da dışarıda mücadeleye devam ediyor.Örnek’in eşi Sevil Örnek ile Balyoz’dan tutsak askerlerin ailelerinin Silivri Cezaevi önünde kurduğu ‘nöbet çadırı’nda görüştük. İşte Sevil Örnek’in anlattıkları:
Sesimizi duyurmak için nöbet tutuyoruz
Dört sene iki aydır bu çilenin içerisindeyiz. Sesimizi duyurmak için buraya, Silivri’ye geldik. Bu davalara ‘kumpas’ dediler. CD’lerin sahte olduğunu söylediler ama 3 aydır hiçbir gelişme yok. Buna bir anlam veremiyoruz. Nedenini, niçinini öğrenmek istiyoruz. Başbakan çıkıp bunu açıklasın.
Hayal bile edemeyeceğimiz bir şeyle karşı karşıyayız. Her gece yalnız kaldığımda soruyorum neden diye. Bu kadar mesleğini seven, ömrünü ülkesine adamış bir kişiye bu yapılmaz. Eşim her zaman diyor ki; “Hiç üzülmeyeceksin. Türkiye’de bir harp var, biz esir düştük. Tarih sayfalarına bak, herkesin başına neler gelmiş, neler yaşamışlar... Biz de bunu yaşıyoruz. Hesabını veremeyeceğimiz hiçbir şey yok.”
Bizim onları motive etmeniz gerekirken onlar bizleri motive ediyor. Moralleri çok iyi. Hepsinde suçsuz olmanın verdiği bir kuvvet var. Yıkılmadılar gençleştiler. Hapishaneler suçluların yeri ama şimdi suçsuzlar dolu.
İlker Başbuğ’a kırgınım çünkü...
Hukuk savaşımız ölünceye kadar devam edecek. Torunumuz bile bunun hesabını soracak. Eşim de söylüyor, “Çıktıktan sonra evde oturma lüksüm yok. Bunları başımıza kimler ördüyse onlarla uğraşacağım. Bütün arkadaşlarımızın içtiği ant bu.”
Sayın İlker Başbuğ’a kırgınım. Çünkü tahliye olduktan sonra bizim eşlerimizin adını bir kere ağzına almadı. Hapse girdikleri zaman bir kere bizleri aramadı, “Geçmiş olsun” demedi. Bunlar insanın yüreğini acıtıyor.
İstediğimiz tek şey huzur ve de adalet
Başbakan Erdoğan ile Allah bir kere karşılaştırsa söylemek istediğim bir şey var. Madem bunlar kumpas, madem bu CD’ler sahte, neden üç aydır bir şey yapılmıyor. Bir saniye bile insanların özgürlükleri kısıtlanamaz. Bize bunları kimler çektirdiyse bin beterini çeksinler istiyorum. Hepimiz adına söylüyorum.
Artık memleketimize huzur gelmesini istiyorum. İnsanlar gülmeyi unuttu. Huzur ve adalet istiyoruz... Adalet de herkese aynı uygulanmalı. Kendilerine uygulamadıkları adaleti bizlere uygulama gibi bir lüksleri olamaz.

Donanmadan istifa eden Koramiral Kezek:
Öğrencilerimin hakkını aramak için üzerimdeki üniformayı attım
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı’yken istifa eden emekli Koramiral Atilla Kezek de silah arkadaşlarına destek için Silivri nöbet çadırındaydı. Balyoz Davası’ nda yaşananlara tepki için görevinden ayrılan Kezek, yaşananları değerlendirdi.
Kezek, şöyle dedi: “Bizim yaptığımız iş, şövalye mesleği. Zırhlarımızı giymiştik, şövalye gibi savaşıyorduk. Ancak zırhlarda delik çıktı. Bazı arkadaşlarımız zırhlarındaki deliklerden hançerlendi. İlker Başbuğ Paşa da söylemişti. Türk Silahlı Kuvvetleri’ne büyük bir psikolojik savaş yapıldı.” Balyoz sanığı tutuklu askerlerin büyük çoğunluğunun kendi öğrencisi olduğunu belirten Kezek, sözlerini şöyle sürdürdü:
Mağduriyet bitsin
“Onlara Cumhuriyet’in değerlerini, ülkemize bağlılığı öğrettim. Şimdi onlar içeride ben dışarıdayım... Biz görevdeyken arkadaşlarımızın haklarını belli bir seviyede savunabiliyorduk. Üniformayı çıkarttıktan sonra konuşma hakkımız oluyor. Onların haklarını bu şekilde savunma kararına vardım. Mağdur edilenler için üzerime düşeni yapacağım. Arkadaşlarım çıksınlar, çocuklar babalarına, fedakar eşler de kocalarına kavuşsunlar... Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bir neferiyim, öbür boyu öyle kalacağım. Yani hepimiz Mustafa Kemal’in askeriyiz.”
Kezek, tutuklu komutanlara ise şöyle seslendi: “Üniformalarını çıkarttılar diye üzülmesinler. Mustafa Kemal’in de üniforması çıkartılmıştı.”