Altı yazı oldu.
Yazıyorum.
Siz okurlarımın; her tür yalan, yuttur gitsin ve kirli propagandadan arınmış saf gerçeğe ulaşmalarına yardımcı olmak için şu soruların cevabını arıyorum:
Havalimanı ihalesi dürüst mü yapıldı? Temel atıldıktan sonra ihaleyi kazanan 5’li şirket (Cengiz-Limak-Kolin-Mepa-Kalyon) neden “havalimanı kuracağımız zeminin altı bataklık çıktı... Maliyetimiz arttı...” diye bağırmaya başladılar? Bu patronlar zaten zeminin bataklık olduğunu biliyorlardı. Bile bile girdiler. Fiyat verdiler, ihaleyi kazandılar. Fakat şimdi maliyet artışını devlet şirketi DHMİ’nin yani halkın sırtına mı yüklemenin altyapısını hazırlıyorlar? Zeminin altının bataklık olduğunu Türk halkı neden 400 mühendis kadrosu olan DHMİ’den değil de “Milletin a...’na koyacağız...” sevinç çığlığını atarak ünlenen iktidar zengini şirketlerin patronlarından duydu? Bu şirketlerin sahibi patronlar, Başbakan istedi diye besleme kalemler için “havuz oluşturup 630 milyon dolar” koydular... Bu patronlar kotun ineceğini ihale öncesinden biliyorlar mıydı? İhaleye katılarak bu ballı kaymak işi almaya talip olan diğer şirketlerin (ENKA gibi... SABANCI gibi...) patronlarına “kotun kesinlikle indirilmeyeceği” söylendi mi? Havalimanı proje fizibilite çalışmasında görev alan DHMİ çalışanı (mühendis değil ekonomist olduğunu sonra öğrendim, özür dilerim) neden intihar etti? 10 milyar 247 milyon Euro’ya mal olacak böyle büyük bir havalimanı yatırımı neden “uygulama projesi hazırlanmadan” ihaleye çıkıldı? 2 milyar Euro maliyet azalması avantajı yaratan “kotun indirilmesi kararı niçin ihale yapıldıktan sonra” alındı? Kot yüksekliği gereksizse ihale öncesi niye kondu? Gerekli ise niye indi?
* * * * *
Ey okurum!
Görüyorsun.
Ne kadar açık, anlaşılır, kısa, öz sorular. Net cevaplar bekleme hakkım var değil mi? Bu sorulara havalimanı yaptıran (kuşkusuz Başbakan ile eski Bakan Binali Yıldırım’ın emir ve direktifleriyle) devlet şirketi DHMİ Genel Müdürlüğü’nden 4 sayfa cevap geldi.
Uzun uzun yazmışlar.
Kırk dereden su getiren, “biz en iyisini bilir, en iyisini yaparız ve yaptık” havasında cevaplar. Ben bu 4 sayfayı burada yayınlayıp okurumun kafasını iyice karıştırma suçuna alet olamam. İsteyen okuruma bu cevapları olduğu gibi elektronik postayla gönderirim. DHMİ Genel Müdürlüğü’nün söylediklerini şöyle özetleyeyim: “İhaleye avam proje ile çıktık. Bütün şirketleri eşit şekilde haberdar ettik. Pist kotlarını indirme ihtiyacı “Kanal İstanbul Projesi (çılgın proje dedikleri) gecikmesinden” doğdu. İhaleye ilgi duyan firmaların kotlarla ilgili sorularına net cevaplar verdik. Yapım esnasında ihaleyi alan firmaların maliyeti artarsa biz DHMİ olarak bunu yüklenmeyeceğiz. Maliyet azalışı olursa DHMİ lehine değerlendireceğiz... Bunu proje onayı safhasında hüküm altına aldık...”
* * * * *
Belge istedim.
Belge göndermediler.
Kuru laf yolladılar.
DHMİ Genel Müdürlüğü’ne inanmam için; ihaleye ilgi duyan bütün diğer firmalardan; “Evet, DHMİ zeminin bataklık olduğundan ve kotların ineceğinden bizi ihale öncesi haberdar etti. Zemin bataklık çıkarsa maliyetin ihaleyi alana yükleneceği, kot inerse maliyet azalışının DHMİ lehine değerlendirileceğini bize söylediler” diyen imzalı belge istiyorum.
Bu belgeler gelmezse!
DHMİ’ye inanmıyorum.
DHMİ çocuk kandırıyor!
Bu kadar büyük bir yatırımı “avam proje” denilen ve “devleti danışıklı hortumlamaya açık” bir yolla ihaleye çıkartana inanmak saflık olur.
* * * * *
Ey okur!
Yeni haberi de vereyim.
İkinci İstanbul Boğazı’nı (çılgın proje) açarken yapılacak kazıda taş ve kaya çıkacağı, bu sağlam malzemenin de getirilip yeni havalimanı için kot yükseltme ve zemin iyileştirmede kullanılacağı hayal edildi. Ancak oradaki zemin kaya ve taş değil kum ve cıvık kil çıktı. Çılgın projenin de altı nane.